CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA Đ NSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM  
ÇOLAK ve FĐLĐ ZER - TÜRKĐ YE DAVASI  
(Bavuru no.32578/96 VE 32579/96)  
KARAR  
STRAZBURG  
8 Ocak 2004  
Çolak ve Filiz-Türkiye Davasında,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (3. Bölüm),  
Sn. G. Ress, Bakan,  
Sn. P. Kuris  
Sn. B. Zupancic,  
Sn. J. Hedigan,  
Sn. M. Tsatsa-Nikolovska,  
Sn. H.S.Greve, yargıçlar  
Sn. F. Gölcüklü, ad hoc yargıç  
ile Kısım Sekreteri Sn. V. Berger'in katılımı ile Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Heyeti  
olarak toplanmı, 4 Aralık 2003 tarihinde yapılan gizli oturum sonucunda, aağıdaki karara  
varmıtır.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢁLEMLER  
1. Davanın nedeni, Türk vatandaları Abdullah Çolak ve Ömer Filizer'in ("bavuranlar") 28  
Aralık 1995 tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleme'nin  
("Sözleme") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Haklan  
Komisyonu'na ("Komisyon") yaptığı bavurudur (bavuru no. 32578/96 ve 32579/96)).  
2. Bavuranı Đstanbul'da faaliyet gösteren avukat M. Đriz temsil etmitir. Türk Hükümeti ise  
Mahkeme'deki yargılamaya yönelik herhangi bir Temsilci tayin etmemitir.  
3. Bavuranlar, polis tarafından göz altında tutulurken çeitli kötü muamele türlerine maruz  
kaldıklarını iddia etmilerdir.  
4. 30 Haziran 1997 tarihli bir kararla, Komisyon, bavuruları birletirerek davalı Hükümete  
bavuranların kötü muamele iddialarıyla ilgili ikayetlerini bildirmi, diğer ikayetlerini ise  
kabul edilemez bulmutur. 11 No'lu Protokolün l Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe girmesiyle  
(11 No.'lu Protokol m.5§2) bavurular Mahkeme'ye havale edilmitir. Mahkeme'de Türkiye'yi  
temsil eden Sn. Yargıç Rıza Türmen davadan çekilmitir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine  
Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıtır  
(Sözleme'nin 27§2 ve Đçtüzüğün 29§1 maddeleri).  
5. Bavuru, Mahkeme'nin Dördüncü Bölümüne verilmi(Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu  
bölüm içinde davayı inceleyecek olan Daire (Sözleme'nin 27 § l Maddesi), Đçtüzüğün 26 § l  
maddesine uygun olarak teekkül etmitir.  
6. 25 Mayıs 2000 tarihli bir kararla Mahkeme bavuruları kabul edilebilir bulmutur.  
7. 1 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme Bölümlerin oluumunu değitirmitir (Đçtüzük m. 25§1)  
ve bu dava yeni oluan Üçüncü Bölüme verilmitir (Đçtüzük m.52 § 1).  
8. Gerek bavuranlar ve gerekse Hükümet esasa ilikin görülerini sunmulardır. (Đçtüzük  
59§1).  
OLAYLAR  
I. DAVAYA ESAS TEKĐL EDEN OLAYLAR  
A. Bavuranların yakalanarak gözaltına alınmaları  
9. Bavuranlar 1969 ve 1964 doğumlu olup anlıurfa'da yaamaktadırlar.  
10. Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesine bağlı polisler yasadıı PKK  
örgütüne üye oldukları üphesiyle bavuranları yakalayarak, sırasıyla 28 ve 29 Nisan 1995  
tarihlerinde göz altına almılardır. Bavuranların her ikisi de Emniyet Müdürlüğü Binasına  
götürülürken dayak yediklerini ve aağılandıklarını iddia etmektedirler.  
11. 29 Nisan 1995 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) savcısı  
bavuranların gözaltı sürelerinin 9 Mayıs 1995 tarihine kadar uzatılmasını emretmitir.  
12. Bavuranlar, Emniyet Müdürlüğündeki sorgulamaları esnasında gözlerinin bağlandığını  
ve tanımadıkları kiiler hakkında bilgi vermeye zorlandıklarını, çeitli kötü muamele türlerine  
maruz kaldıklarını, dövüldüklerini, bileklerinden yüksek bir yere bağlandıklarını ölümle tehdit  
edildiklerini ve elektrik oku verildiğini iddia etmektedirler.  
13. Bavuranlar, 2 Mayıs 1995 tarihinde PKK'daki faaliyetleri ve diğer PKK üyeleriyle  
bağlantıları hakkındaki ifadeleri imzalamak zorunda bırakıldıklarını ileri sürmülerdir.  
14. 5 Mayıs 1995 tarihinde bavuranlarla birlikte baka on dört kii daha Đstanbul Adli Tıp  
Enstitüsünün muayenesinden geçirilmilerdir. Enstitü doktorunun hazırladığı rapora göre  
bavuranların vücutlarında herhangi bir darp, cebir ya da iddet izine rastlanmamakla birlikte,  
muayeneden geçirilen diğer ahıslardan ikisinde bazı darp izleri tespit edilmitir.  
15. 22 Mayıs 1995 tarihinde birinci bavuran, cezaevinde ikinci bir muayeneden geçirilmitir.  
Cezaevi doktorunun raporuna göre bavuranın vücudunda çürükler ve sol ayağında ezikler  
bulunmaktadır. Bavuran daha sonra Fatih Adli Tıp Enstitüsüne sevk edilmive burada da  
muayene edilmitir. 20 Haziran 1996 tarihinde bavurana iki gün igöremezlik raporu  
verilmitir.  
16. 18 Mayıs 1995 tarihinde cezaevi doktoru ikinci bavuranı da muayene etmitir. Cezaevi  
doktorunun hazırladığı rapora göre, cinsel organda sıyrıklar, göğüs kafesinde ağrı ve sol ayak  
altında çürüklere rastlanmıtır. Raporda ayrıca bavuranın çiğnerken ve omuzlarını oynatırken  
ağrı hissettiğine de dikkat çekilmitir.  
B. Bavurana Karı Yürütülen Ceza Kovuturması  
17. 5 Mayıs 1995 tarihinde bavuranlar Đstanbul DGM savcısının önüne çıkarılmıtır. Yapılan  
sorgulamada bavuranlar polise verdikleri ifadeleri ve kendilerine yönelik suçlamaları  
reddetmilerdir.  
18. 6 Mayıs 1995 tarihinde DGM'ye çıkartılan bavuranlar, savcı tarafından alınan ifadeleri  
reddetmilerdir. Mahkeme, bavuranlara yönelik suçlamaların niteliğini ve önündeki mevcut  
kanıtlan göz önünde bulundurarak bavuranların tutukluluk hallerinin devamına karar  
vermitir.  
19. 22 Haziran 1995 tarihinde Đstanbul DGM savcısı bavuranlara karı ceza kovuturması  
balatmıve kendilerini, Devletin bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemlerde  
bulunmakla suçlamıtır.  
C. Polislere Karı Yürütülen Ceza Kovuturması  
20. 1 Haziran 1995 tarihinde bavuranlar Fatih Cumhuriyet Savcılığına, gözaltındayken çeitli  
kötü muamele türlerine maruz kaldıklarına ilikin ikayette bulunmulardır.  
21. 19 ve 21 Eylül 1995 tarihli kararlarla Fatih Cumhuriyet Savcısı, kanıt yetersizliği  
nedeniyle kötü muamele iddialarının muhatabı olan polislere karı ceza kovuturması  
balatılması istemini reddetmitir.  
22. 13 Aralık 1995 tarihinde bavuranlar Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesinde savcının bu  
kararını temyiz etmilerdir.  
23. 14 Aralık 1995 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi, ikinci bavuranın temyiz istemini yine  
kanıt yetersizliği gerekçesiyle reddetmi; ancak birinci bavuranın temyiz bavurusunu kabul  
etmitir.  
24. 8 Haziran 1998 tarihinde Đstanbul Cumhuriyet Basavcısı, Đstanbul Emniyet Müdürlüğüne  
bağlı iki polis memurunu, birinci bavurana kötü muamelede bulunmakla suçlayan  
iddianamesini Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesine sunmutur.  
25. 27 Ekim 1999 tarihinde Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkları mahkum etmeye  
yetecek yeterli ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı gerekçesiyle iki polis memurunun  
beraatına karar vermitir. Ağır Ceza Mahkemesi, kendisine ikence yapılırken gözlerinin bağlı  
olduğunu öne süren davacının, polis memurlarını tehis etmesinin imkansız olduğuna dikkat  
çekmi; ayrıca , Đstanbul Adli Tıp Enstitüsünün raporunda davacının vücudunda herhangi bir  
darp ve iddet izine rastlanmadığına ilikin bulguyu da göz önünde bulundurmutur. Bunun  
ında, Ağır Ceza Mahkemesi, Fatih Adli Tıp Enstitüsünün, iddia konusu olaydan 15 gün  
sonra muayene raporu hazırladığına ve sanığın tüm iddiaları reddettiğine de dikkat çekmitir.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK  
26. Türk Ceza Kanunu (TCK), bir bireyin ikence ya da kötü muameleye maruz kalmasını  
cezai bir suç olarak kabul etmitir (sırasıyla m.243 ve 245).  
HUKUK  
1. SÖZLEMENĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ ĐDDĐASI  
27.Bavuranlar, Sözleme'nin 3. maddesinin ihlali anlamına gelen çeitli kötü muamele  
türlerine maruz kaldıklarım iddia etmilerdir. 3. madde öyledir:  
"Hiç kimse ikenceye, insanlık dıı ya da onur kırıcı ceza veya ilemlere tabi tutulamaz."  
28. Bavuranlar uğradıkları mağduriyetin ikenceye tekabül ettiğini iddia etmilerdir. Bu  
bağlamda, birinci bavuran Đstanbul Emniyet Müdürlüğünün terörle mücadele ubesinde 6  
gün boyunca göz altında tutulurken boğazının sıkıldığını, dövüldüğünü tekmelendiğini,  
kollarından yüksek bir yere asıldığını, gözaltında kaybolanlarla aynı kaderi paylaacağını  
söyleyen polis memurları tarafından tehdit edildiğini öne sürmütür. Đkinci bavuran yedi  
günlük göz altı süresi boyunca gözlerinin bağlandığını, kafasına, midesine, karnına sert bir  
biçimde vurulduğunu, kollarından asıldığını ve teslislerinin sıkıldığını ileri sürmütür. Ayrıca  
adı geçen, cinsel organlarına ve parmak uçlarına elektrik veren polisler tarafından, elektrik  
akımının vücutta dolaması için bir sandalyeye oturtulduğunu da öne sürmütür. Ayrıca,  
hücresinde aırı yüksek sesli müzik dinlemek zorunda bırakıldığını da iddia etmitir. Her iki  
bavuran da cezaevi doktorunun hazırladığı, çürüklere ve incinmelere iaret eden rapora atıfta  
bulunmulardır. Đlk muayene raporu ile sonraki raporlar arasındaki çelikiler hususunda  
bavuranlar Đstanbul Adli Tıp Enstitüsü’nde yapılan 5 Mayıs 1995 tarihindeki muayeneden  
sonra gözaltında bir gün daha geçirdiklerine ve polis nezaretinden, cezaevine 6 Mayıs 1995  
tarihinde geçtiklerine dikkat çekmilerdir (bkz üstte 18. paragraf).  
29. Hükümet, bavuranların iddialarının dayanaksız olduğunu ve bavuranların öne sürdükleri  
ikence iddialarını destekleyecek somut kanıtlar gösteremediklerini belirtmitir. Hükümet,  
bavuranların vücutlarında herhangi bir darp izine rastlanmadığına ilikin olarak Đstanbul Adli  
Tıp Enstitüsünün hazırladığı rapora dikkat çekmitir. Hükümet'e göre, Cezaevi doktoru  
tarafından tespit edilen çürükler, yetkililerin sorumluluk taımadığı baka durumlardan  
kaynaklanmıolmalıdır. Bu bağlamda, Hükümet, bavuranların birinci muayeneden sırasıyla  
16 ve 30 gün sonra ikinci bir muayeneden geçirildiğine dikkat çekmitir. Bu süre,  
bavuranların diğer PKK'lılarla birlikte Bayrampaa E-tipi cezaevinde geçirdikleri süreye  
tekabül etmektedir. Hükümet'e göre, bu iddialar güvenlik güçlerinin teröre karı verdikleri  
mücadeledeki evklerini kırma amacı taımaktadır.  
30. Mahkeme, sağlık durumu iyi bir ekilde gözaltına alınan bir bireyin serbest bırakıldığında  
çeitli darp ve cebir izleri taıması durumunda, Devletin bu izlerin nedenine ilikin makul bir  
açıklama getirmek ve mağdurların iddialarını -hele bir de bu iddialar tıbbi raporlarla  
desteklenmise- çürüten kanıtlar ileri sürmek yükümü taıdığını tekrarlar (bkz. Selmouni-  
Fransa [GC], no.25803/94, § 87, ECHR 1999-V; 18 Aralık 1996 tarihli Aksoy-Türkiye kararı,  
Reports ofJudgments and Decisions 1996-VI, s. 2278, § 62; 27 Ağustos 1992 tarihli Tomasi-  
Fransa kararı, Series A no. 241-A, ss.40-41, §§ 108-111; ve 4 Aralık 1995 tarihli Ribitsch-  
Avusturya kararı, Series A no. 336, s.26, § 34).  
31. Mahkeme kanıtları değerlendirirken genellikle 'makul üphenin ötesi' kanıt standardını  
uygulamaktadır (bkz. 18 Ocak 1978 tarihli Đrlanda-Birleik Krallık kararı, Series A no. 25,  
ss.64-65, § 161). Bu tür bir kanıtlama yeterince güçlü, açık, belirgin ve uyumlu emareler  
toplamından veya çürütülmemikarinelerden olumalıdır. Söz konusu olaylar, gözaltında  
tutulan ahısların durumunda olduğu gibi bütünüyle ya da büyük ölçüde yetkililerin münhasır  
bilgisi dahilinde cereyan ediyorsa, gözaltında meydana gelen incinmelere güçlü karineler  
ortaya çıkacaktır. Bu durumda kanıt yükü, tatminkar ve inandırıcı bir açıklama getirmek  
zorunda olan yetkililer üzerindedir (bkz. Salman-Türkiye [GC], no. 21986/93, § 100, ECHR  
2000-VII).  
32. Bu davada Mahkeme bavuranların gözaltına alınırken tıbbi muayeneden  
geçirilmediklerine ve yetkililerin, bavuranlar tarafından seçilen bir avukat ya da doktorun  
bavuranların gözaltında tutuldukları yere girmesine izin vermediklerine dikkat çeker.  
Bavuranlar, Emniyet Müdürlüğünden cezaevine sevk edildikten sonra, birbiriyle çeliken  
raporların verildiği üç farklı muayeneden geçirilirler. Bavuranların, ilk muayeneden sonra  
Emniyet Müdürlüğünde bir gün daha geçirdikleri yönündeki iddialarım ve Hükümet  
tarafından bu tutarsızlıklara ilikin makul bir açıklama getirilememesini göz önünde  
bulunduran Mahkeme, yaptığı değerlendirmede, bavuranların vücudunda herhangi bir darp .,  
izine rastlanmadığını belirten ilk muayene raporuna herhangi bir ağırlık vermemektedir. Bu  
bağlamda Mahkeme, birinci bavuranın vücudundaki çürüklere ve morluklarla ikinci  
bavuranın vücudundaki kızartı ve morluklara ilikin makul bir açıklama getirilemediğine  
dikkat çeker (bkz. Üstte 15 ve 16. paragraf). Ayrıca Hükümet, bavuranların vücutlarında  
rastlanan iddet emarelerinin yakalanmalarından önce meydana gelmiolabileceğini de ileri  
sürmemitir.  
33. Mahkeme, bir Devlet'in, zaten zayıf bir durumda bulunan gözaltındaki bir kiiden sorumlu  
olduğunu ve yetkililerin bu tür bir kiiyi koruma yükümü altında bulunduklarını tekrarlar.  
Yetkililerin, gözaltında tutulan ahısların vücutlarında meydana gelen incinmelere ilikin  
makul bir açıklamada bulunma yükümlülüğünü göz önünde bulunduran Mahkeme kötü  
muamelede bulunmakla suçlanan polislerin beraat etmesinin o Devleti Sözleme  
sorumluluğundan kurtarmaya yetmeyeceğini düünmektedir (bkz. Esen-Türkiye, no.  
29484/95, § 28; Yaz- Türkiye, no. 29485/95, § 30; ve Aye Tepe-Türkiye, No. 29422/95, 22  
Temmuz 2003).  
34. Üstte bahsedilenlerin ıığında ve Hükümetin makul bir açıklama getirememesi karısında  
Mahkeme, cezaevi doktorunun raporundaki semptomların Hükümetin sorumluluğunda olan  
bir muamele sonucunda meydana geldiğini düünmektedir.  
Dolayısıyla Sözlemenin 3. maddesi ihlal edilmitir.  
II. SÖZLEMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
35. Sözleme'nin 41. maddesi aağıdaki gibidir:  
"Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."  
A. Zarar  
36. Bavuranların her biri maddi tazminat tutarı olarak 42,240 Fransız Frangı (FRF) (6,440  
Euro) ve manevi tazminat tutarı olarak da 550,000 FRF (83,847 EUR) talepte bulunmutur.  
37.Hükümet bavuranların, iddialarını destekleyecek kanıtlar gösteremediklerini öne  
sürmektedir. Hükümete göre bavuranların talep ettikleri miktarlar abartılıdır ve sebepsiz  
zenginlemeye yol açıcı niteliktedir.  
38. Mahkeme, bavuranın maddi zarara uğradığı iddiasını kanıtlayamadığına dikkat çeker;  
dolayısıyla bu balık altındaki talebi değerlendirmeye almamıtır. Fakat her iki bavuran da,  
Mahkeme'nin salt Sözleme ihlali olduğu yönündeki kararıyla telafi edilemeyecek sıkıntılar  
çekmilerdir. Bu davadaki ihlalin niteliğini göz önünde bulunduran Mahkeme manevi zarar  
tutarı olarak bavuranların her birine 12,000 Euro tazminat verilmesini kararlatırmıtır.  
B. Masraflar  
39. Bavuranlar masraflar için 668,380 FRF (101,894 EUR) talep etmilerdir.  
40. Hükümet, bavuranların bu balık altındaki taleplerinin abartılı ve dayanaksız olduğunu  
öne sürmütür.  
41. Mahkeme bavuranların yaptıkları masrafların büyük bölümünü kanıtlayamadıklarını  
ünmektedir. Hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, bavuranlara mütereken toplam  
2,500 Euro verilmesine hükmetmitir.  
C. Temürrüt Faizi  
42. Mahkeme, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizinin üç puan fazlasının temerrüt  
faizi olarak uygulanmasının uygun olacağını düünmektedir.  
BU SEBEPLERLE MAHKEME  
1. Sözlemenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. (a) Davalı Devlet'in kararın Sözlemenin 44/2 hükmü uyarınca kesinlemesinden itibaren  
üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek suretiyle  
aağıdaki miktarları bavuranlara ödemesine;  
(i) bavuranların her birine manevi tazminat tutan olarak 12,000 (onikibin) Euro;  
(ii) yargılama masraftan için bavuranlara mütereken 2,500 (ikibinbeyüz) Euro;  
(iii) üstteki miktarlara yüklenebilecek her türlü vergi;  
(b) üstte bahsedilen üç aylık sürenin dolmasından ödeme tarihine kadar geçen süre için,  
Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizinin üç puan fazlasına eit oranda temerrüt faizi  
uygulanmasına;  
3. Bavuranların diğer adil tatmin iddialarının reddine karar vermitir.  
Đngilizce verilen ibu karar, 8 Ocak 2004 tarihinde içtüzüğün 77/2 ve 77/3 hükümleri uyarınca  
yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Vincent Berger  
Sekreter  
Georg Ress  
Bakan