C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÇITIKBEL - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:497/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
4 Ekim 2005  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
bazı ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (497/02) bavuru no’lu davanın nedeni,  
bu ülke vatandaı Recep Çıtıkbel’in (bavuran) 9 Kasım 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(Mahkeme) yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1964 doğumlu olan bavuran Tekirdağ’da ikamet etmektedir.  
9 Mayıs 1993 tarihinde Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi polis  
memurları tarafından yakalanan bavuran hakkında 21 Mayıs 1993 tarihinde tutuklu  
yargılama kararı verilmitir.  
6 Temmuz 1993 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet  
Savcısı bavuranı, Türk Ceza Kanunu’nun Anayasal düzene karı ilenen suçları cezalandıran  
146§1. maddesine dayanarak suçlu bulmutur.  
6 Eylül 1993 ve 17 Nisan 1995 tarihleri arasında yapılan onyedi durumada, sanıklar  
ve sanık avukatları, üç mağdur, beꢀ ꢀikayetçi ve elliden fazla tanık dinlenmitir.  
2 Aralık 1995 tarihinde DGM Cumhuriyet Savcısı esas hakkında iddianamesini  
sunmutur. Mahkeme iki sanığa savunmalarını hazırlamaları için süre tanımıve iddianameyi  
aralarında bavuranın da bulunduğu o gün Mahkeme’de hazır bulunmayan sanıklara iletmitir.  
Mahkeme bavurana da savunması hazırlaması için çeitli tarihlerde ek süreler vermitir.  
12 Mart 1997 tarihinde Mahkeme üç tanığın ifadesini dinlemive bir tanığın adresinin  
tespit edilmesini talep etmitir.  
17 Eylül 1997 tarihinde Cumhuriyet Savcısı daha önceki iddianamelerini yinelemitir.  
Bavuranın ve diğer iki sanığın avukatlarına bir ek süre daha verilmitir.  
4 Mart 1998 tarihinde dava dosyasından sorumlu yeni Cumhuriyet Savcısı 8 Aralık  
1995 tarihli iddianameleri yinelemitir.  
10 Temmuz 1998 tarihinde bavuran savunmasını vermitir. Mahkeme yeni  
Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesinin tutuklu bulunan iki sanığa tebliğ edilmesini  
emretmitir.  
11 Eylül 1998 tarihinde sanığın 24 Aralık 1997 tarihli tebligatı aldığını öğrenen  
Mahkeme, sözkonusu kiinin 10 Temmuz 1998 tarihli tebligatı da alması için beklemeye  
karar vermitir. Bavuran savunmasını verdiğinden Mahkeme, ilgili kiinin bir sonraki  
durumaya katılamaması halinde gıyabında hüküm verileceğine karar vermitir.  
1 ubat 1999 tarihinde dava dosyası esas hakkındaki son görülerini hazırlaması için  
Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmitir. Cumhuriyet Savcısı görülerini 12 Nisan 1999  
tarihinde sunmutur. Bu durumada Mahkeme Cumhuriyet Savcısı’nın görülerinin, daha  
2
öncekilerle aynı olduğundan tutuklu bulunan ve durumaya katılmayan sanıklara tebliğ  
edilmemesine karar vermitir. Son olarak Mahkeme bavuranın avukatına süre tanımıtır.  
18 Haziran 1999 tarihinde bavuranın savunması bir kez daha dinlenmitir.  
24 Aralık 1999 tarihinde Đstanbul DGM, bavuranı, hakkında yapılan suçlamalardan  
ötürü suçlu bulmuve ölüm cezasına çarptırmıtır. Bu ceza ömür boyu ağır hapis cezasına  
çevrilmitir.  
27 Eylül 2000 tarihinde Yargıtay, Đstanbul DGM’de yapılan 18 Haziran 1999 tarihli  
durumada, aynı gün yürürlüğe giren Anayasa değiikliğine rağmen askeri hakim bulunması  
nedeniyle sözkonusu kararı bozmutur.  
27 Kasım 2002 tarihinde üç sivil hakimden oluan Đstanbul DGM heyeti ilk verdiği  
kararı yinelemitir.  
27 Mayıs 2003 tarihinde Yargıtay bu kararı onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6§1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran yargılama süresinin AĐHS’nin 6§1. maddesinde öngörülen “makul süre”  
ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.  
Hükümet bu sava karı çıkmaktadır.  
Değerlendirilmesi gereken süre 9 Mayıs 1993 tarihinde bavuranın yakalanmasıyla  
balamıve 27 Mayıs 2003 tarihinde Yargıtay’ın kararı onamasıyla sona ermitir. Bu  
durumda yargılama iki kere ilk derece mahkemesinde, iki kere de Yargıtay’da olmak üzere on  
yıldan daha fazla sürmütür.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AĐHM bavurunun geri kalanının AĐHS’nin 35§3.maddesine göre açıkça dayanaktan  
yoksun olmadığını ve baka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını saptamıtır.  
B. Esas hakkında  
AĐHM bir yargılama süresinin makul olup olmadığının, davanın koullarına göre ve  
bata davanın karmaıklığı olmak üzere, AĐHM tarafından benimsenen kriterler ile bavuran  
ve yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatır (bkz., diğerleri  
arasında, Pélissier ve Sassi-Fransa [GC], no: 25444/94, § 67, CEDH 1999-II).  
AĐHM mevcut davadakilere benzer sorunları gündeme getiren birçok dava incelediğini  
ve AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğinin saptanğını belirtir (Pélissier ve Sassi-Fransa  
davası ve Dereci-Türkiye, no: 77845/01, 24 Mayıs 2005).  
3
AĐHM kendisine sunulan tüm unsurları incelemive Hükümet’in davayı farklı ekilde  
sonuçlandıracak hiçbir olgu ve delil sunmadığı sonucuna varmıtır. AĐHM bu konudaki  
içtihadını dikkate alarak, sözkonusu yargılama süresinin aırı derecede uzun olduğuna ve  
“makul süre” koulunu karılamadığına kanaat getirmitir.  
Sonuç olarak AĐHS’nin 6§1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran 5.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
AĐHM bavuranın bir ekilde manevi zarara uğradığı kanaatinde olup, hakkaniyete  
uygun olarak sözkonusu kiiye 3.000 (üç bin) Euro manevi tazminat verilmesine karar  
vermitir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran AĐHM’de yaptığı masraf ve harcamalar için 2.000 Euro talep etmektedir.  
Bavuran bu miktarı kanıtlayan herhangi bir belge sunmamıtır.  
AĐHM’nin bu konudaki içtihadına göre, bavuranlar ancak yaptıkları masraf ve  
harcamaların gerçekliğini, zorunluluğunu ve miktarının makul olduğunu ortaya koyduklarında  
sözkonusu masraf ve harcamalar geri ödenebilir. Bu durumda AĐHM, elindeki unsurları ve  
yukarıda belirtilen kriterleri gözönüne alarak, tüm masraflarla birlikte bavurana 1.000 (bin)  
Euro ödenmesinin makul olduğuna kanaat getirmitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca, kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana, manevi tazminat olarak 3.000 (üç bin) Euro, masraf ve  
harcamalar için ise 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
(b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4
4. Adil tazminata ilikin diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§2. ve 3.  
maddesine uygun olarak 4 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5