Baꢀvuran, Tunus’ta, silahlı bir örgüt olmayan Ennahda’ya üye olmak suçundan
gıyabında mahkum edilerek hapis cezasına çarptırıldığını belirtmiꢀtir. Baꢀvuran, uluslararası
sivil toplum örgütleri tarafından hazırlanan raporlarda, terör ꢀüphelilerinin iꢀkence ve kötü
muameleye maruz bırakıldıklarının belirtildiğini ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuranın Ennahda üyesi olduğunu iddia ettiğini ve Tunus’ta terör örgütüne
üye olmak suçundan mahkum edildiğini ve beꢀ yıl hapis cezasına çarptırıldığını gösteren bir
belge sunduğunu gözlemlemektedir. AĐHM, ayrıca, Hükümet’in söz konusu iddiaların
doğruluğuna itiraz etmediğini gözlemlemektedir. Ayrıca, baꢀvuran Türkiye’de El Kaide üyesi
olmakla suçlandığında, Adana Cumhuriyet Savcısı, Ennahda üyesi olduğu ꢀüphesiyle
Tunus’ta baꢀvuran hakkında yakalama emri çıkartıldığını kaydetmiꢀtir. Dolayısıyla, AĐHM,
baꢀvuranın Tunus’taki Ennahda terör örgütüne üye olduğuna dair herhangi bir ꢀüphe
bulunmadığı sonucuna varır.
Bu bağlamda, AĐHM, yukarıda bahsi geçen Saadi – Đtalya (no. 37201/06) kararında,
Uluslararası Af Örgütü ile Đnsan Hakları Đzleme Örgütü raporlarında Tunus’ta rahatsız edici
bir durumun mevcut olduğunun belirtildiğini gözlemlemiꢀtir. AĐHM, söz konusu raporlarda,
terörle suçlanan kiꢀilere iꢀkence edildiği ve kötü muamelede bulunulduğuna dair çok sayıda
vaka bulunduğundan bahsedildiğini kaydetmiꢀtir (Saadi). AĐHM, bu davada, Saadi kararında
yapmıꢀ olduğu tespitlerden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir gerekçe bulunmadığı
kanaatindedir.
Ayrıca, Hükümet, iddia edildiği üzere, geçici sığınma talebiyle ilgili olarak baꢀvuranla
görüꢀüldüğünü veya ulusal makamların söz konusu talebi AĐHS’nin 3. maddesinin gerekleri
uyarınca incelediğini gösteren herhangi bir belge sunmamıꢀtır. Ayrıca, sınır dıꢀı kararının 17
Ekim 2007 tarihinde baꢀvurana tebliğ edilmesine rağmen Ankara Đdare Mahkemesi’nin
baꢀvuruyu zamanaꢀımına uğradığı gerekçesiyle reddetmesi nedeniyle, baꢀvuranın davası adli
incelemeye tabi tutulmamıꢀtır. AĐHM, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın Ankara Đdare Mahkemesi
önündeki dava dosyasına konmak üzere söz konusu belgeyi ibraz edip etmediği ya da sınır
dıꢀı emrinin baꢀvuru yapıldıktan sonra baꢀvurana tebliğ edildiği hususunun Ankara Đdare
Mahkemesi tarafından dikkate alınıp alınmadığı konusunu netliğe kavuꢀturamamıꢀtır. Ayrıca,
mahkeme ücretlerinin baꢀvuranın avukatı tarafından ödenmiꢀ olmasına rağmen, ödenmediği
öne sürülerek avukatın temyiz talepleri reddedilmiꢀtir. Özetle, idari makamlar baꢀvuranla
görüꢀme yapmamakla kalmamıꢀ, ayrıca, baꢀvuranın Tunus’ta risk altında bulunduğu
iddiasının esası adli makamlar tarafından incelenmemiꢀtir.
Baꢀvuranın geçici sığınma talebinin incelenmesine iliꢀkin tek belge, Adalet
Bakanlığı’nın Adana Savcılığı’na gönderdiği 24 Nisan 2007 tarihli yazıdır. Yazıda baꢀvuranın
geçici sığınma talebinin, terör bağlantılı suçlarla itham edilmiꢀ olması ve kamu düzeni ve
güvenliğine bir tehdit oluꢀturduğu gerekçesiyle idari makamlarca reddedildiği belirtilmiꢀtir.
AĐHM bu bağlamda AĐHS'nin 3. maddesinin kesin niteliğini hatırlatır: bir devletin 3. madde
bağlamında sorumluluğu bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla kötü muameleye uğrama
tehlikesi ile sınırdıꢀı etmek için ortaya konulan gerekçelerin ağırlığının karꢀılaꢀtırılması,
sözkonusu muamele baꢀka bir devlet tarafından yapılmıꢀ olsa dahi mümkün değildir. Đlgili
ꢀahsın tutumu, ne kadar istenmeyen ve tehlikeli bir tutum olsa da dikkate alınamaz (bkz.
Chahal – Đngiltere, Karar raporları 1996-V; Saadi, yukarıda anılan; Abdolkhani ve Karimnia,
yukarıda anılan).
AĐHM ayrıca baꢀvuranın Tunus’a sınırdıꢀı edilmesi halinde maruz kalacağını iddia
ettiği tehlikelere iliꢀkin olarak BMMYK’nın vardığı sonuçlara yeterince önem vermelidir
6