§40). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin
“demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
Hükümet, makale toprak bütünlüğü, milli birlik ve güvenlik, bunun yanısıra suçun
öngörülmesi gibi ulusal toplumun temel menfaatleri aleyhinde bölücü propaganda
oluşturduğundan dolayı, başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının demokratik
toplumda gerekli olduğunda ısrar etmektedir.
AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer
sorunları irdelemiş ve AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz.
Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74,
1999-VI, sözüedilen İbrahim Aksoy-Türkiye, § 80, Karkın-Türkiye, no: 43928/98, §39, 23
Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).
AİHM, içtihat kararları ışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in, sözkonusu
durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir argüman sunduğuna kanaat
getirmektedir. AİHM, makalede kullanılan ifadelere ve makalenin yayımlandığı duruma önem
vermiştir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle terörle
mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuştur (Bkz. sözüedilen İbrahim Aksoy, §60
ve sözüedilen Incal, s.1568, §58).
Sözkonusu makale, başvuranın, kendisine göre “toplumun kaybeden kesimi”olan
Kürtler ve işçilerin davasını güden partiye oy vermemiş olan “Kürtler, emekçiler ve
demokratlar”’ı eleştirdiği seçim öncesi bir ortamda yayınlanmıştır. Makale ayrıca, bu halkın
bulunduğu şuan ki acınacak durumunun gerekçesi olarak ülkenin güneydoğusunda hüküm
süren savaş koşullarını ileri sürmüştür.
AİHM, DGM’nin sözkonusu makalenin halkı kin ve düşmanlığa teşvik edici ifadeler
içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.
AİHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan ve başvuranın ifade özgürlüğüne
yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli olmayan gerekçeleri incelemiştir. (Bkz.
Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AİHM, makalenin bazı
bölümlerinin Devlet hakkında negatif bir tablo çizdiğini ve böylece metne kin uyandırıcı bir
anlam yüklediğini ancak, ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya
teşvik eden nitelikte olmadığını ve AİHM’nin gözünde, dikkate alınması gereken başlıca
unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını gözlemlemiştir (Bkz. a contrario,
Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8
Temmuz 1999).
AİHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu
belirtmektedir. AİHM, bu bakımdan, başvuranın iki yıl hapis ve 600.000 TL para cezasına
çarptırıldığını not etmektedir. AİHM ayrıca, başvuranın özellikle TCK’nın 312. maddesi
gereğince verilen mahkumiyet kararından doğan, siyasi faaliyetleri çerçevesinde bazı
kısıtlamalara maruz kaldığını not etmektedir. Dolayısıyla müdahale hedeflenen amaçlarla
orantısız olmakla beraber başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararı, “demokratik
toplumda gerekli” değildir. AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA