CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ÇEVEN -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:41746/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
24 Kasım 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (41746/04) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaı) Güldede Çeven’in (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 2 Eylül 2004  
tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından H. Akgül tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1977 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
8 Eylül 1995 tarihinde, bavuran, yasadıı bir örgüt olan DHKP/C üyelerine yönelik yürütülen  
bir operasyon çerçevesinde yakalanmıve gözaltına alınmıtır.  
22 Eylül 1995 tarihinde, bavuranın, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet  
Savcısı tarafından ifadesi alınmıtır. Bilahare bavuran, sözkonusu mahkemenin nöbetçi  
hakimi karısına çıkarılmıve hakim bavuranın tutuklanmasına hükmetmitir.  
9 Ekim 1995 tarihli bir iddianame ile savcı, “Anayasal düzeni yıkmaya teebbüs” suçunun  
cezalandırılmasını öngören eski Türk Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi uyarınca bavuran  
hakkında ceza davası açmıtır.  
16 Haziran 2004 tarihinde, 5190 sayılı yasa ile Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıtır.  
Bavuranın davası Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilmitir.  
22 Kasım 2004 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı serbest bırakmıtır.  
13 Eylül 2007 tarihli bir kararla, Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı, müebbet hapis cezasına  
mahkum etmitir. Bilahare olayların meydana geldiği dönemde bavuranın yaını göz önüne  
alan Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranın cezasını on beyıl hapis cezasına indirmitir.  
1 Aralık 2008 tarihinde, Yargıtay sözkonusu kararı onamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/3, 5/4 ve 5/5 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, tutukluluk süresinin uzunluğundan ve sözkonusu tutukluluğun yasallığının  
incelenmesini sağlayan bavuru yolunun bulunmayıından da ikayetçidir. Bavuran,  
tutukluluk süresinin uzunluğu nedeniyle maruz kaldığı zararları talep etme imkanının  
bulunmamasından dolayı da mağdur olduğunu dile getirmektedir. Bavuran, bu bağlamda,  
AĐHS’nin 5/3, 5/4 ve 5/5 maddelerine atıfta bulunmaktadır.  
2
Kabuledilebilirliğe ilikin olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde  
bavurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan  
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru  
kabuledilebilir niteliktedir.  
Esasa ilikin olarak ise, Hükümet, özellikle bavuranın üphelendiği suçun niteliği ve ciddi  
baka suçlar ileme riski göz önüne alındığında bavurana uygulanan tutululuk süresinin uzun  
olmadığını savunmaktadır.  
Bavuran, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHM, bavuranın tutukluluk süresinin 8 Eylül 1995 tarihinde baladığını ve Ağır Ceza  
Mahkemesi tarafından serbest bırakıldığı tarih olan 22 Kasım 2004 tarihinde sona erdiğini  
kaydetmektedir. Yargılama süresi dokuz yıl iki aydan fazla sürmütür. AĐHM, müteaddit  
defalar mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava incelediğini ve  
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulağını hatırlatmaktadır (Yücel-Türkiye  
(no:2), bavuru no: 31152/04, 8 Nisan 2008). Mevcut davada Hükümet’in baka bir sonuca  
ulamak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmaması nedeniyle AĐHM, AĐHS’nin 5/3  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulatır.  
Sözkonusu tespit AĐHS’nin 5/4 ve 5/5 maddeleri kapsamında yapılan ikayetler için de  
geçerlidir. AĐHM, Bağrıyanık-Türkiye (bavuru no: 43256/04, 5 Haziran 2007), Abdülkadir  
Akta-Türkiye (bavuru no: 38851/02, 31 Ocak 2008) ve Cahit Solmaz – Türkiye (bavuru no:  
34623/03, 14 Haziran 2007) kararlarında belirttiği aynı gerekçelerle AĐHS’nin 5/4 ve 5/5  
maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.  
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen “makul süre” ilkesini ihlal  
ettiğini iddia etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
Kabuledilebilirliğe ilikin olarak, AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesi kapsamında hiçbir  
kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit etmektedir. Bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Esasa ilikin olarak ise, AĐHM, ihtilaflı yargılamanın bavuranın yakalandığı tarih olan 8  
Eylül 1995 tarihinde baladığını ve Yargıtay karar tarihi olan 1 Aralık 2008 tarihinde sona  
erdiğini tespit etmektedir. Dolayısıyla, sözkonusu yargılama on üç yıl üç ay sürmütür.  
AĐHM, müteaddit defalar mevcut davada ortaya konan sorunlara benzer davalarda AĐHS’nin  
6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulatır (Pélissier ve Sassi-Fransa, bavuru no:  
25444/94, Kalachnikov-Rusya, bavuru no: 47095/99 ve Temel ve Takın-Türkiye, bavuru  
no: 40159/98, 30 Haziran 2005).  
Konuya ilikin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davada, ihtilaflı yargılama süresinin  
uzun olduğu ve “makul süre” ilkesini karılamadığı kanaatindedir.  
Bu itibarla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
3
III. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, yargılama süresinin uzun olması sorununu ulusal mahkemeler önünde sunmasına  
imkan tanıyacak etkili bir bavuru yolunun bulunmayıından da ikayetçi olmaktadır.  
Bavuran, bu bağlamda, AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM, sözkonusu ikayetin hiçbir kabuledilemezlik unsuru içermediği kanaatindedir.  
Dolayısıyla sözkonusu ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
Esasa ilikin olarak ise, AĐHM, müteaddit defalar, mevcut davadaki sorunlara benzer  
sorunları ortaya koyan davalarda AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulatır  
(Tendik ve diğerleri-Türkiye, bavuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005 ve Bahçeyaka-Türkiye,  
bavuru no: 74463/01, 13 Temmuz 2006). Nitekim, Türk hukuk düzeni, ihtilaflı yargılama  
süresine itirazda bulunabilmesi için bavurana hiçbir etkili iç hukuk yolu sunmamaktadır.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 13. maddesi ihlal edilmitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca adil tatmin hususu ile ilgili olarak, bavuran, 36.630 Euro  
maddi tazminat, 250.000 Euro manevi tazminat ve 15.000 Euro yargılama masraf ve gideri  
talep etmektedir. Belge olarak bavuran, posta makbuzlarını, avukatlık ücret makbuzlarını ve  
tercüme faturalarını belge olarak sunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, ileri sürülen maddi tazminatla tespit edilen ihlaller arasında hiçbir illiyet bağı  
görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karın, AĐHM, hakkaniyete uygun  
olarak, bavurana, 19.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir. Yargılama  
masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AĐHM, tüm masraflar için bavurana 1.000 Euro  
ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.  
Ayrıca AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5. maddesinin 3, 4, ve 5. paragraflarının ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana aağıdaki miktarların ödenmesine;  
4
(i) her türlü vergiden muaf tutularak, 19.000 Euro (on dokuz bin Euro) manevi tazminat  
(ii) her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 24 Kasım 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5