HUKUK
AĐHS’nin 3. maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, gözaltı sırasında kötü muameleye maruz
kalmaktan ꢀikayetçidir. Baꢀvuran, ayrıca, AĐHS’nin 3. maddesi ile birlikte 13. maddesi
uyarınca etkili bir soruꢀturmanın yapılmamasından ꢀikayetçi olmaktadır. AĐHM, baꢀvuruyu
AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında inceleyecektir (Fazıl Ahmet Tamer ve diğerleri-Türkiye,
baꢀvuru no: 19028/02, 24 Temmuz 2007).
Elektroꢀok ve kollarından asılma iddiaları ile ilgili olarak hiçbir ize rastlanmadığını tespit
eden sağlık raporlarına atıfta bulunarak, Hükümet, ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun
olduğu kanaatindedir. Ayrıca Hükümet, kendini yaralayan baꢀvuranın davranıꢀlarının diğer
ekimozlara yol açtığını belirtmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, bir kimse, polis memurlarının mutlak kontrolü altında olduğu gözaltı sırasında
yaralandığında, bu dönemde meydana gelen her yaralanmanın güçlü karinelerin doğmasına
neden olduğunu hatırlatmaktadır (Salman-Türkiye, baꢀvuru no: 21986/93). Dolayısıyla, bu
yaraların nedeni hakkında, makul bir izahat vererek mağdurun iddialarını, hele ki bu iddialar
tıbbi belgelere dayandırılmıꢀ ise, çürütecek delilleri sunma görevi Hükümet’e düꢀmektedir
(bkz, Selmouni-Fransa, baꢀvuru no: 25803/94, Berktay-Türkiye, baꢀvuru no: 22493/93,
1 Mart 2001 ve Ayꢀe Tepe-Türkiye, baꢀvuru no: 29422/95, 22 Temmuz 2003). Đddia edilen
olayların ortaya konulması için AĐHM, “her türlü makul ꢀüphenin ötesi” delil ilkesinden
yararlanmaktadır; böyle bir delil ancak bir dizi emare veya yeterince ciddi, kesin ve tutarlı
çürütülemez karineler sonucunda ortaya çıkabilir (Đrlanda-Birleꢀik Krallık, 18 Ocak 1978, in
fine, Aydın-Türkiye, 25 Eylül 1997, sözü edilen Selmouni ve Milan-Fransa, baꢀvuru no:
7549/03, 24 Ocak 2008).
Mevcut davada, AĐHM, baꢀvuranın bir doktor tarafından dört kere muayene edildiğini
gözlemlemektedir: gözaltına alınmadan önce 23 Eylül 1999 tarihinde, gözaltı süresince, 27
Eylül 1999 tarihinde, yetkili hakimlerin karꢀısına çıkarılmadan önce, 28 Eylül 1999 tarihinde
ve son olarak, Savcılığa kötü muameleden dolayı ꢀikayetini sunduğu 30 Eylül 1999 tarihinde.
27 ve 30 Eylül 1999 tarihli iki raporda baꢀvuranın vücudunda ekimotik alanların bulunduğu
ancak elektroꢀok ve kollarından asılma iddialarına iliꢀkin hiçbir bulgu bulunmadığı
belirtilmiꢀtir. Ayrıca AĐHM, 27 Eylül 1999 tarihinde, gözaltında bulunduğu sırasında acil
serviste muayene edilen baꢀvuranın, kiꢀisel hiçbir ꢀikayette bulunmadığını ve bozuk para
yuttuğu hususunda yalan söylediğini itiraf ettiğini kaydetmektedir. 28 Eylül 1999 tarihinde,
gözaltı bitiminde baꢀvuranı muayene eden doktor, raporunda, darp ve cebir izinin bulunup
bulunmadığına dair hiçbir ꢀey belirtmemiꢀtir. Ancak, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen
raporda, baꢀvurana on günlük iꢀgöremez raporu verilmesi öngörülmüꢀtür.
AĐHM önünde kimse, baꢀvuranın vücudunda tespit edilen ekimozların, gözaltından önceki
döneme ait olduğu hususunda itirazda bulunmamıꢀtır. Buna karꢀın sözkonusu yaraların nedeni
taraflar arasında tartıꢀma konusu olmuꢀtur.
Sınıflandırma yapmadan AĐHM, baꢀvuranın ileri sürdüğü tıbbi belgelerin, elektroꢀok ve
kollarından asılma iddialarına iliꢀkin nihai bir tespit oluꢀturmadıkları kanaatindedir. Yine de
AĐHM, tespit edilen yaraların iyileꢀmesi için on günlük iꢀgöremez raporu verildiğini
3