COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ALATAVE KALKAN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 57642 / 00)  
Kararın Özet Çevirisi  
STRAZBURG  
11 Ekim 2005  
Đꢀbu karar Sözlemenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (57642 /00) bavuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaları Abdullah Alatave Đsmail Kalkan’ın (Bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne 19 Nisan 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesinin Temel Đnsan  
Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuranlar,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından Tekin  
Akıllıoğlu ve Adil Aktay tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) 1993 tarihinde bavuranlara ait Đskenderun’da bulunan  
araziyi çevre yolu yapımı dolayısıyla istimlak etmitir.  
Belirlenen kamulatırma bedeli 17 Temmuz 1996 tarihinde bavuranlara ödenmitir.  
Bavuranlar ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle ek bedel istemiyle Đskenderun  
Asliye Hukuk Mahkemesi’ne bavurmulardır.  
Asliye Hukuk Mahkemesi 29 Aralık 1997 tarihli bir kararla, KGM’nin kamulatırma tarihi  
olan 17 Temmuz 1996 tarihinden itibaren hesaplanacak yıllık % 30’luk yasal faiz oranıyla  
birlikte bavuranlara toplam 5.954.751.000 TL. ek bedel ödenmesini kararlatırmıtır.  
Yargıtay, Đlk derece mahkemesinin kararını 29 Haziran 1998 tarihinde onamıtır.  
Yasal faiz oranıyla birlikte ek bedel bavuranlara 11 Kasım 1999 tarihinde ödenmi, bu  
miktar 14.344.980.000 TL.’ye yükselmitir.  
HUKUKA DAĐR  
I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLMESĐNE DAĐR  
Bavuranlar, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.  
A. Tarafların görüleri  
Hükümet ilk olarak AĐHM’den altı ay kuralına uyulmadığı gerekçesiyle AĐHS’nin 35.  
maddesine uygun olarak bavuruyu reddetmesi talebinde bulunmaktadır. Bu sürenin  
balangıcı dies a quo Yargıtay’ın kamulatırıcı idarenin yaptığı bavuruyu reddederek Asliye  
Hukuk Mahkemesi’nin kararını nihai olarak onadığı 29 Haziran 1998 tarihidir. Oysa  
bavuranlar iç hukuktaki nihai kararın ardından altı aydan fazla bir süre sonra 19 Nisan 2000  
tarihinde AĐHM’ye bavuruda bulunmutur.  
Hükümet ayrıca, AĐHS’nin 35. maddesi çerçevesinde bavuranların iç hukuk yollarını tam  
olarak tüketmediklerini ve Borçlar Kanunu’nun 105. maddesini kullanmadıklarını  
savunmaktadır.  
Bavuranlar, Hükümetin ilk itirazına karı çıkmılar fakat ikincisi ile ilgili görüꢀ  
bildirmeyerek itirazlarını iki aamada yinelemilerdir.  
2
Bavuranlar öncelikli olarak, 1993 yılında belirlenen önceki kamulatırma bedelinin  
kendilerine sözkonusu arazinin tam olarak Devlet adına temlik edildiği 1996 tarihinden sonra  
ödendiğini ileri sürmektedirler.  
Đkinci olarak, ek kamulatırma bedelinin geç ödendiğini öne sürmektedirler.  
Bavuranlar, ilk aamadaki ödemeye ilikin yasal faiz uygulanmaması ve ikinci aamada ise  
Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karısında ödenen ek bedelin yetersiz kalması nedeniyle  
bahse konu gecikmelerin giderilmediğini iddia etmektedirler.  
B. AĐHM’nin değerlendirmesi  
1. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Altı ay kuralı ile ilgili olarak AĐHM, yapılan ikayetin esasını, ek kamulatırma bedelinin  
Đdare tarafından geç ödenmesinin ve bunun sonucu olarak bavuranların zarara uğramalarının  
oluturduğunu hatırlatmaktadır.  
Fakat, bavuranlar tarafından bu yönde yapılacak bir ikayet için AĐHM’nin u ana dek makul  
olarak kabul ettiği süre Yargıtay kararından itibaren üç aydır (Bkz. sözü edilen Akkukararı,  
s. 1311, § 35). Bu nedenle, ikayetin her halükârda, ihlali oluturan eylemi sona erdiren ve iç  
hukuk mercilerinin verilmesine hükmettiği miktarın ödenmesinden itibaren altı ay içinde  
AĐHS organlarına yapılması gerekirdi.  
AĐHM, altı ay süresinin balangıcı olarak dies a quo Đdare tarafından ödemenin yapıldığı 11  
Kasım 1999 tarihini dikkate almaktadır. Bavuranlar 19 Nisan 2000 tarihinde Komisyon’a  
bavuruda bulunarak AĐHS’nin 35. maddesinde öngörülen gerekliliği yerine getirmilerdir.  
Đç hukuk yollarının tüketilmediği hususu ile ilgili olarak AĐHM, benzer itirazın daha önce Aka  
(sözü edilen karar, s. 2678-2679, §§ 34-37) kararında reddedildiğini hatırlatmaktadır.  
Mevcut bavuruda bu neticeyi değitirecek hiçbir gerekçe yer almamaktadır.  
O halde, Hükümetin yapmıolduğu itirazlar kabul görmemektedir.  
Bavuranların ikayetlerinin ilk bölümü ile ilgili olarak AĐHM, bavuranların taınmazın  
kamulatırılarak tapu siciline kaydedilmesi kararının ardından süren üç yıl boyunca orantısız  
zarara uğradıklarını ispat etme durumunda olmadıklarına itibar etmektedir. Bununla birlikte,  
bu tescil ile bavuranların reel hakları kısıtlansa da adı geçenler bu süreç boyunca  
taınmazdan yararlanmayı sürdürmülerdir. Bu kısıtlamanın taınmazın satıını engellediği ve  
gelir kaybına yol açtığı farz edilse dahi, bavuranların ulusal yetkililer nezdinde gelir kaybına  
uğradıklarını dile getirecekleri hiçbir adımı atmamaları doğrultusunda iç hukuk yolları  
tüketilmemitir.  
Bu gerekçeyle ikayetin bu kısmı kabuledilemez bulunmaktadır.  
Ek bedelin geç ödenmesi nedeniyle gelir kaybına uğranıldığı iddiası ile ilgili olarak AĐHM,  
mahkemenin bu yöndeki yerleik içtihatları (Bkz. özellikle Akkukararı) ve sunulan unsurlar  
3
ıığında, bu ikayetin esastan incelenmesi gerektiğini ifade etmektedir. ikayetin bu  
bölümünün kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe tespit edilmemitir.  
B. Esas hakkında  
AĐHM, daha önceki kararlarda benzer ikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1 no’lu  
Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. sözü edilen Akkuꢀ  
kararı, s. 1317, §§ 30-31, ve Aka kararı, s. 2682, §§ 50-51).  
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ekilde sonuçlandıracak hiçbir  
tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme, yerel merciler tarafından ek istimlak  
bedelinin geç ödenmesi hususunun mülkiyet sahibinin gelir kaybına neden olan idareye  
yükleneceği tespitini yapmaktadır. Bu gecikme sözkonusu sürecin etkinliğini daha da  
artırtır ki bu durumda AĐHM, kamu yararının zarureti ve mülkiyet haklarının korunması  
arasındaki dengeyi bozacak ekilde bavuranların gereğinden fazla yük altında kaldığı  
görüündedir.  
Sonuç olarak Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 6 § 1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLMESĐ HAKKINDA  
Bavuranlar, 1993 tarihinde tapu siciline kaydedilmesi ile balayan ve Kasım 1999 tarihinde  
ek bedelin ödenmesi ile sona eren kamulatırma sürecinin uzunluğundan ikayetçi olmakta ve  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesini ileri sürmektedirler.  
Hükümet bu sürecin ek kamulatırma bedeli istemiyle 8 Ağustos 1996 tarihinde açılan dava  
ile baladığını ve 29 Haziran 1998 tarihinde Yargıtay kararı ile sona erdiğini, bu sürenin  
makul olduğunu ifade etmektedir. Hükümet ayrıca bu gecikmenin ulusal mercilere  
yüklenemeyeceğinin altını çizmektedir.  
AĐHM, bu ikayetin 35. madde uyarınca kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe  
olmamasına karın, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç ıığında  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesi çerçevesinde ayrıca incelenmesini gerekli görmemektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Maddi zarar ve masraf ve harcamalar  
Bavuranlar 7.504 Amerikan Doları, yaklaık 6.177 Euro’ya yükselen maddi zarara  
uğradıklarını ileri sürmektedirler.  
Bavuranlar masraf ve harcamalara ilikin görübildirmemilerdir.  
Buna karın, rakam belirtmeksizin uğradıkları manevi zararın tazminini ve iç hukukta ve  
AĐHM yetkili organları nezdinde yapmıoldukları yargı giderlerinin karılanmasını talep  
etmilerdir.  
4
AĐHM, Akkukararında (sözü edilen, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) belirlenen ilgili ekonomik  
hesaplama yöntemini dikkate alarak ve ilgili ekonomik veriler ıığında, bavuranlara birlikte  
talep ettikleri miktara karılık gelen 6.177 Euro’nun ödenmesini kararlatırmıtır.  
Manevi zararla ilgili olarak AĐHM, ihlal kararının tespitinin balı baına bir adil tazmini  
oluturduğu kanısındadır.  
AĐHM masraf ve harcamalarla ilgili olarak, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca yalnızca  
gerçekliği ve gerekliliği ispat edilen makul orandaki miktarların ödendiğini hatırlatmaktadır  
(Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AĐHM 1999-II).  
Bavuranların hiçbir rakam telaffuz etmemelerine karın, Ulusal yargı önünde ve Strazburg’ta  
yapmıoldukları temsil giderlerinin bulunduğunu kabul etmek gerekir.  
Bu nedenle, AĐHM bavuranlara tüm masraf ve harcamalar için 1.000 Euro ödenmesini  
kararlatırmıtır.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Đlk belirlenen ek kamulatırma bedelinin ödenmesindeki gecikme ile Ek 1 no’lu  
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği ikayetinin kabuledilemez olduğuna;  
2. Bavurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
3. Ek kamulatırma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin  
ihlal edildiğine;  
4. AĐHS’nin 6§1. maddesine yönelik ikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
5. Mevcut kararın manevi zarar için tek baına adil bir tazmini oluturduğuna;  
6. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin  
bavuranlara birlikte;  
i.  
ii.  
iii.  
maddi zarar için 6.177 (altı bin yüz yetmiyedi) Euro;  
masraf ve harcamalara ilikin 1.000 (bin) Euro ödemesine;  
belirtilen tüm tutarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
5
7. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 11 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
6