Baꢀvuranlar öncelikli olarak, 1993 yılında belirlenen önceki kamulaꢀtırma bedelinin
kendilerine sözkonusu arazinin tam olarak Devlet adına temlik edildiği 1996 tarihinden sonra
ödendiğini ileri sürmektedirler.
Đkinci olarak, ek kamulaꢀtırma bedelinin geç ödendiğini öne sürmektedirler.
Baꢀvuranlar, ilk aꢀamadaki ödemeye iliꢀkin yasal faiz uygulanmaması ve ikinci aꢀamada ise
Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karꢀısında ödenen ek bedelin yetersiz kalması nedeniyle
bahse konu gecikmelerin giderilmediğini iddia etmektedirler.
B. AĐHM’nin değerlendirmesi
1. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Altı ay kuralı ile ilgili olarak AĐHM, yapılan ꢀikayetin esasını, ek kamulaꢀtırma bedelinin
Đdare tarafından geç ödenmesinin ve bunun sonucu olarak baꢀvuranların zarara uğramalarının
oluꢀturduğunu hatırlatmaktadır.
Fakat, baꢀvuranlar tarafından bu yönde yapılacak bir ꢀikayet için AĐHM’nin ꢀu ana dek makul
olarak kabul ettiği süre Yargıtay kararından itibaren üç aydır (Bkz. sözü edilen Akkuꢀ kararı,
s. 1311, § 35). Bu nedenle, ꢀikayetin her halükârda, ihlali oluꢀturan eylemi sona erdiren ve iç
hukuk mercilerinin verilmesine hükmettiği miktarın ödenmesinden itibaren altı ay içinde
AĐHS organlarına yapılması gerekirdi.
AĐHM, altı ay süresinin baꢀlangıcı olarak dies a quo Đdare tarafından ödemenin yapıldığı 11
Kasım 1999 tarihini dikkate almaktadır. Baꢀvuranlar 19 Nisan 2000 tarihinde Komisyon’a
baꢀvuruda bulunarak AĐHS’nin 35. maddesinde öngörülen gerekliliği yerine getirmiꢀlerdir.
Đç hukuk yollarının tüketilmediği hususu ile ilgili olarak AĐHM, benzer itirazın daha önce Aka
(sözü edilen karar, s. 2678-2679, §§ 34-37) kararında reddedildiğini hatırlatmaktadır.
Mevcut baꢀvuruda bu neticeyi değiꢀtirecek hiçbir gerekçe yer almamaktadır.
O halde, Hükümetin yapmıꢀ olduğu itirazlar kabul görmemektedir.
Baꢀvuranların ꢀikayetlerinin ilk bölümü ile ilgili olarak AĐHM, baꢀvuranların taꢀınmazın
kamulaꢀtırılarak tapu siciline kaydedilmesi kararının ardından süren üç yıl boyunca orantısız
zarara uğradıklarını ispat etme durumunda olmadıklarına itibar etmektedir. Bununla birlikte,
bu tescil ile baꢀvuranların reel hakları kısıtlansa da adı geçenler bu süreç boyunca
taꢀınmazdan yararlanmayı sürdürmüꢀlerdir. Bu kısıtlamanın taꢀınmazın satıꢀını engellediği ve
gelir kaybına yol açtığı farz edilse dahi, baꢀvuranların ulusal yetkililer nezdinde gelir kaybına
uğradıklarını dile getirecekleri hiçbir adımı atmamaları doğrultusunda iç hukuk yolları
tüketilmemiꢀtir.
Bu gerekçeyle ꢀikayetin bu kısmı kabuledilemez bulunmaktadır.
Ek bedelin geç ödenmesi nedeniyle gelir kaybına uğranıldığı iddiası ile ilgili olarak AĐHM,
mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihatları (Bkz. özellikle Akkuꢀ kararı) ve sunulan unsurlar
3