II. AİHS’NİN 7§1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran kendisine verilen para cezasının, sözkonusu suça ilişkin olayların meydana
geldiği dönemde yasalarda öngörülen azami sınırı aştığını iddia etmektedir.
Hükümet sunduğu görüşte başvuranın iddialarına karşı çıkmaktadır. Başvuranın
mahkum edildiği ve 1988 yılında, yani 3713 sayılı Kanun’dan önce yürürlüğe giren 3506
sayılı Kanun’da, para cezalarının düzenli olarak artırılması öngörülmektedir. Sözkonusu
artırım hesabına göre, uygulanan hükümde öngörülen para cezası için tavan 7.200.000.000 TL
olup, dava konusu tutarın ötesindedir.
3713 sayılı Kanun metninin, 3506 sayılı Kanun uyarınca hesaplanan tutarlara göre
açığa kavuşturulmaması ve mahkumiyet kararında 3506 sayılı Kanun’a değinilmemiş olması
hoş bir durum olmasa da, olayların meydana geldiği dönemde her iki Kanun’un da yürürlükte
olduğu gözönüne alındığında AİHM, başvurana verilen para cezası tutarının Kanun ile
öngörülen tavanı aşmadığını saptamıştır. Dolayısıyla sözkonusu şikayet, AİHS’nin 35.
maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğundan kabuledilemez
bulunmuştur.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran 15.000 Euro tutarında maddi, 15.000 Euro tutarınca manevi tazminat talep
etmektedir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
İddia edilen maddi tazminata ilişkin olarak AİHM, AİHS’nin ihlal edilmemiş olması
halinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki davanın sonucun ne olacağına dair spekülasyon
yapılamayacağını belirterek, başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığını
karar vermiştir (Bkz, Findlay-Birleşik Krallık kararı, 25 Şubat 1997, Derleme 1997-I, s.284,
§ 85).
Manevi tazminata ilişkin olarak ise AİHM mevcut davada ihlal tespitinin adil tazmin
için başlı başına yeterli olduğu kanaatine varmıştır (Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).
AİHM’ye göre, mevcut davada olduğu gibi, bir vatandaşın AİHS’nin gerektirdiği
bağımsızlık ve tarafsızlık koşulunu karşılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi
halinde, tespit edilen ihlalin telafisi için en uygun yol, ilgili kişinin, kendi talebi üzerine
yeniden yargılanmasıdır (bkz., Öcalan-Türkiye, [GC], no: 46221/99, § 210 in fine CEDH
2005, 12 Mayıs 2005).
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuran ayrıca iç mahkemeler ve AİHM nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için
4.800 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.
4