DGM Cumhuriyet Savcısı 3 Aralık 1999 tarihinde baꢀvuranları silahlı bir çete mensubu
olmakla suçlamıꢀtır.
3 ꢁubat 2000 tarihindeki ilk duruꢀmada baꢀvuranlar polise vermiꢀ oldukları ifadelere karꢀı
çıkarak ifade tutanaklarını baskı altında imzaladıklarını iddia etmiꢀtir. Baꢀvuran Omak ayrıca
gözaltında kötü muamele gördüğünü öne sürmüꢀtür.
DGM 30 Mart 2000 tarihinde baꢀvuran Alıcı’nın serbest bırakılmasını kararlaꢀtırmıꢀtır.
Baꢀvuran Omak da 21 Aralık 2000 tarihinde serbest bırakılmıꢀtır.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 11 Eylül 2003 tarihinde baꢀvuranları delil yetersizliğinden
serbest bırakılmıꢀtır.
Savcılık temyize gitmediğinden bu karar 18 Kasım 2003 tarihinde nihai hale gelmiꢀtir.
HUKUK
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢀKĐN
A. AĐHS’nin 13. maddesiyle bağlantılı olarak 3. maddesi hakkındaki ꢁikayet
Baꢀvuran gözaltında kötü muameleye maruz kaldığından ve iç hukukta bu yönde etkili bir
soruꢀturma yürütülmediğinden ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran bu bağlamda AĐHS’nin 13.
maddesiyle bağlantılı olarak 3. maddesine atıfta bulunmaktadır.
AĐHM bu ꢀikayetin yalnızca AĐHS’nin 3. maddesi çerçevesinde inceleneceğini ifade
etmektedir (Bkz. son olarak, Mecail Özel-Türkiye no: 16816/03, 14 Nisan 2009). AĐHM
baꢀvuranların emniyette gözaltına alınmalarından önce sağlık kontrolünden geçirildiklerini ve
vücutlarında herhangi bir darp ya da ꢀiddet izine rastlanmadığını not etmektedir. Baꢀvuran
Omak’ın gözaltındaki açlık grevini müteakip polisler adı geçeni iki kez sağlık kontrolüne
götürmüꢀler ve tedavi altına alınmadan önce kötü muamele izine rastlanmamıꢀtır. Baꢀvuran
Alıcı hakkında 19 Kasım 1999 tarihinde hazırlanan sağlık raporunda sadece kendini kötü
hissettiğinden yakınmıꢀtır.
AĐHM 3. maddenin uygulanma alanına girmesi için kötü muamele uygulamalarının asgari
ciddiyet seviyesine ulaꢀması gerektiğini anımsatır (Bkz. diğer birçokları arasında, Karatepe
vd.-Türkiye no: 33112/04, 36110/04, 40190/04, 41469/04 ve 41471/04, 7 Nisan 2009). AĐHM
ayrıca kötü muamele iddialarının uygun kanıt unsurlarıyla desteklenmesi gerektiğini anımsatır
(Bkz. Tekin vd.-Türkiye no: 8534/02, 20 Mayıs 2008). Fakat mevcut baꢀvuruda AĐHM,
baꢀvuranların gözaltında kötü muameleye maruz kaldıklarını gösterir herhangi bir kanıt
unsurunu sunmadıklarını ve/veya ikna edici herhangi bir izahatta bulunmadıklarını not
etmektedir (Bkz. aynı anlamda, Yılmaz-Türkiye kararı, no: 58030/00, 3 Kasım 2005).
AĐHM bütün bu söz edilenler ıꢀığında, baꢀvuranların kötü muamele iddialarını sağlam bir
dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirmeksizin soruꢀturmaların derinlemesine
yürütülmediği meꢀru beklentisine giremeyeceklerine itibar etmektedir (Bkz. örneğin, Mehmet
ꢁahin vd.-Türkiye no: 5881/02, 30 Eylül 2008). Bu koꢀullar çerçevesinde yetkili mercilerin
baꢀvuranların iddiaları karꢀısında «etkili bir soruꢀturma» yürütme yükümlülüğünü yerine
getirmedikleri söylenemez.
3