Öte yandan, Hükümet, kanundıꢀı yakalanan ve tutuklanan kimselerin tazminat taleplerine
iliꢀkin anlaꢀmazlıklarda izlenecek prosedüre dair yapılan değiꢀiklikler hakkında da bilgi
vermektedir. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 4 Aralık 2004 tarihli Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunun 142/7. maddesi uyarınca, mahkeme, davacı tarafı, baꢀsavcıyı
ve Hazine avukatını dinledikten sonra kararını vermektedir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
1. Ulusal yargılama çerçevesinde duruꢀma yapılmaması
AĐHM yerleꢀik içtihadına göre, duruꢀma yapmamayı haklı gösteren istisnai durumlar
olmadığı sürece, ilk ve tek derece mahkemesinin huzurundaki yargılamalarda, AĐHS’nin 6/1.
maddesi uyarınca “açık duruꢀma hakkı” beraberinde “duruꢀma” isteme hakkını getirir.(Bkz.
örneğin, Hakansson ve Sturesson-Đsveç, 21 ꢁubat 1990 tarihli karar, Fredin-Đsveç, 23 ꢁubat
1994 tarihli karar, Allan Jacobsson-Đsveç (no:2), 19 ꢁubat 1998 tarihli karar ve Göç kararı).
AĐHM, baꢀvuranın davasının önce Manisa Ağır Ceza Mahkemesi ardından temyiz mercii
olarak Yargıtay yetkili dairesi tarafından görüldüğünü belirtmektedir. Yargılamanın hiçbir
safhasında, baꢀvurana, iddialarını ulusal mahkemeler nezdinde sözlü olarak ifade etme imkanı
sağlanmamıꢀtır.
Baꢀvuranın tazminat talebine iliꢀkin olarak duruꢀma yapılmamasını haklı kılacak istisnai
koꢀulların olup olmadığı konusunda ise AĐHM, Manisa Ağır Ceza Mahkemesi’nin baꢀvurana
ödenecek tazminat miktarının belirlenmesinde takdir yetkisi olduğunu gözlemlemektedir.
Hükümet, Ağır Ceza Mahkemesi’nin, yalnızca baꢀvuranın tutuklu olduğu gün sayılarını temel
alan maktu bir tarifeye dayanarak tazminat miktarını belirlediğini iddia etmemektedir. Aksine,
sözkonusu mahkeme, baꢀvuranın avukatı tarafından sunulan dilekçede yer alan ꢀikayetlerin
tamamını dikkate almıꢀ ve özellikle baꢀvuranın ekonomik ve sosyal durumu gibi birçok
kiꢀisel etkenler ile tutuklu bulunduğu sürece boyunca baꢀvuranın çekmiꢀ olduğu duygusal
acıların etkisini göz önüne almıꢀtır.
Baꢀvuranın tutuklanmasına neden olan olay ve tutukluluk süresi ile baꢀvuranın ekonomik ve
sosyal durumunun, baꢀvuranın dinlenmesine gerek olmadan raportör hakim tarafından
toplanan unsurlardan hareketle saptanabileceği doğru olsa bile baꢀvuran tarafından çektiği
iddia edilen duygusal acıların değerlendirilmesinde baꢀka mütalaalara da baꢀvurulmalıdır.
AĐHM’nin görüꢀüne göre, baꢀvurana, tutuklanmasının neden olduğu manevi zararı sözlü
olarak Ağır Ceza Mahkemesi’nde açıklama imkanı tanınmalıydı. Baꢀvuranın yaꢀadıklarının
esas olarak kiꢀisel niteliği ve uygun tazminat düzeyinin belirlenmesi, baꢀvuranın dinlenmesini
zorunlu kılar. Sadece dava dosyasına dayanarak tatmin edici ꢀekilde çözümlenebilecek teknik
nitelikli sorunların sözkonusu olduğu söylenemez. Aksine AĐHM, ulusal mahkemelerde ve
kamu denetimi altında gerçekleꢀtirilen bir duruꢀma sırasında, baꢀvurana kiꢀisel durumunu
açıklama imkanı tanınmıꢀ olsaydı, mevcut davada, adaletin daha iyi tecelli etmiꢀ ve devletin
sorumluluğunu daha iyi yerine getirmiꢀ olacağı kanaatindedir. AĐHM’nin görüꢀüne göre, bu
4