AİHM bu değerlendirmeye katılmaktadır.
2. Müdahalenin doğrulanması
Benzer bir müdahale şayet «yasa ile öngörülmüş» değilse, 2. paragrafta sayılan bir veya
birden fazla meşru amacı taşımıyor, üstelik «demokratik bir toplum için gereklilik» arz
etmiyor ise 8. maddenin ihlalini teşkil etmektedir (Bkz. özellikle, Calogero Diana-İtalya
kararı, 15 Kasım 1996).
AİHM sözkonusu müdahalenin cezaevleri kurumlarında bulunan bir hükümlünün
yazışmalarının ön bir denetimden geçirilmesini öngören 647 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile
Tevkif evlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzüğün 144 ila 147. maddesine
dayandığını not etmektedir. Fakat AİHM daha önce de, sözkonusu tüzüğün ilgili konuda
yetkili makamların takdir yetkisinin genişliği ve bu yetkinin nasıl kullanılacağı konularını
yeterince açıklıkla düzenlemediğini dile getirmişti. AİHM, ayrıca pratikteki uygulamanın da
bu eksikliği gidermeye yetmediğini tespit etmişti. (Bkz. Tan-Türkiye kararı, no: 9460/03, 3
Temmuz 2007). AİHM bu yaklaşımını değiştirmesini gerektirecek herhangi bir neden
görememektedir.
AİHM bu çerçevede, sözkonusu bu müdahalenin AİHS’nin 8. maddesinin 2. paragrafı
uyarınca «yasayla» öngörülmediğine itibar etmektedir. AİHM varılan bu sonuç ışığında
AİHS’nin 8. maddesinin 2. paragrafında yer alan diğer yükümlülüklere riayet edilip
edilmediğinin incelenmesini gerekli görmemektedir.
AİHM AİHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır (Bkz. örneğin Özkartal-
Türkiye kararı, no: 4287/04, 24 Haziran 2008).
Dava olaylarının bütünü ve tarafların argümanları dikkate alındığında AİHM, AİHS’nin 13.
maddesine dayalı şikayetin ayrıca incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. Kamil Uzun-
Türkiye kararı, no: 37410/97, 10 Mayıs 2007 ve Balçık vd.-Türkiye no: 25/02, 29 Kasım
2007).
II. AİHS’NİN 3. MADDESİNİN VE BAĞLANTILI OLARAK 13. MADDESİNİN
İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran iç hukuktaki mahkemeler önünde de dile getirdiği üzere kötü muamelelere maruz
kaldığını, AİHS’nin 3. maddesinin ihlali ile mağdur olduğunu ileri sürmektedir. Başvuran
ayrıca şikayetini iç hukukta dile getirebileceği etkili bir başvuru yolunun mevcut
olmadığından şikayetçi olmakta ve AİHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
Kabuledilebilirlik hakkında
Raportör AİHM’nin daha önce de yürürlükte olduğu dönemde F tipi cezaevlerinin maddi
koşulları hakkında görüş bildirme vesilesinin bulunduğunu hatırlatır (Bkz. Karakaş-Türkiye
kararı, no: 68909/01, 9 Kasım 2004). Başvuranın iddialarını destekleyici sağlık raporlarının
ve diğer mahkumların tanıklıklarının yokluğunda, AİHM daha önce benimsediği kararından
farklı bir sonuca ulaşmasını gerektirecek herhangi bir unsurun yer almadığını hatırlatır. AİHM
bu nedenle başvuranın şikayetinin incelenmesinden AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğini
4