gözden geçirmektir. Bu, gözetimin ilgili Devlet’in takdir yetkisini makul, dikkatli ve iyi
niyetle kullanıp kullanmadığının belirlenmesinden ibaret olduğu anlamına gelmemektedir.
AİHM, şikayet konusu müdahaleyi davanın bütününü göz önüne alarak incelemeli, “istenen
meşru amaçlara uygun” olup olmadığını ve ulusal makamlar tarafından sunulan gerekçelerin
“ilgili ve yeterli” olup olmadığını belirlemelidir.
37. 10. madde, tek başına, yayımların dağıtımdan önce kısıtlanmasını yasaklamamaktadır. Bu
durum, yukarıda anılan hükümde geçen “koşullar”, “sınırlamalar”, “önlem” ve “önleme”
kelimeleriyle ortaya konmuştur (bkz. yukarıda anılan Sunday Times (sayı 1) ve Markt intern
Verlag GmbH ve Klaus Beermann/Almanya, 20 Kasım 1989 tarihli karar, Seri A sayı 165).
Ancak, ön kısıtlamaların yarattığı tehlike, AİHM’nin bu tür davaları çok büyük dikkatle
incelemesini gerektirecek kadar ciddidir. Bu durum, özellikle basın açısından böyledir çünkü
haber hızla değer kaybeden bir maldır ve yayımını kısa bir süre için de olsa durdurmak,
sözkonusu haberin tüm değerini ve çekiciliğini ortadan kaldırabilmektedir. Bu tehlike,
dergiler hariç, güncel konulara ilişkin tüm yayınların sansürü için de geçerlidir.
38. Dolayısıyla AİHM, bu ilkelerin, genel olarak kitapların veya diğer yazılı metinlerin
yayımı için de geçerli olduğu kanısındadır (bkz. Association Ekin/Fransa, sayı 39288/98, §
57, AİHM 2001-VIII).
(ii) Yukarıdaki ilkelerin sözkonusu davaya uygulanması
39. Gözetim yetkisini kullanırken, AİHM iddia konusu müdahaleyi bir bütün olarak,
maddenin içeriğini ve davanın bağlamını da göz önünde bulundurarak incelemelidir. Özellikle
de müdahalenin “arzulanan hedeflere uygun” olup olmadığını ve ulusal makamlar tarafından
öne sürülen gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olup olmadığını belirlemek zorundadır.
40. AİHM, sözkonusu kitabın gerçek olaylara dayanan bir kurgu olduğuna dikkat çeker.
Kitap, aynı zamanda dayandığı gerçek olaylar hakkında bir dizi gazete kupürü içermektedir.
AİHM’nin kanısınca, kitap bu olayları tarafsız bir şekilde anlatmamaktadır. Kitabın konusu,
köylülerin güvenlik kuvvetleri mensuplarından gördüğü kötü muameleler ve köylülerin bu
kişilerin cezalandırılmasına yönelik başarısız çabaları üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Hükümet’in atıfta bulunduğu paragraflar, yaşlı bir köylü ile kitabın ana karakteri arasında,
yaşlı köylünün belirli bir subayın ceza almasını sağlama çabalarının başarısız olduğunu
öğrenmesi üzerine geçen konuşmadır. AİHM tüm kitabı incelemiş ancak herhangi bir subayın
asıl adı ya da rütbesine ilişkin bir referansa rastlayamamıştır.
41. AİHM, kitabın köylülerin maruz kaldığı kurgusal kötü muamele ve mezalimin grafik
ayrıntılarının bulunduğu paragraflar içerdiğini ve bunların okuyucunun zihninde köylülerin
öyküde maruz kaldığı adaletsizliğe karşı güçlü bir düşmanlık duygusu uyandırabileceğini not
etmektedir. İlk bakışta bazı paragrafların okuyucuları nefrete, isyana ve şiddet kullanımına
teşvik ettiği düşünülebilir. Bunu gerçekten yapıp yapmadıklarına karar verirken, başvuranın
kullandığı aracın, örneğin kitle iletişim araçlarına kıyasla halkın daha dar bir kesimine hitap
eden bir roman olduğu dikkate alınmalıdır.
42. Bu bağlamda, AİHM 10. Madde’nin–özellikle bilgi ve fikir edinme ve yayma özgürlüğü
kapsamında–artistik ifade özgürlüğünü de içerdiğine ve bu durumun her tür kültürel, siyasi ve
sosyal bilgi ve fikrin değiş-tokuşuna katılma fırsatı yarattığına dikkat çeker (bkz. mutatis
mutandis, Müller ve Diğerleri/İsviçre 24 Mayıs 1988 tarihli karar, Seri A sayı 133, s. 19, §