suçlar sıralanmıꢀtır. Baꢀvuranlar, bu duruꢀmaya kendilerine isnat edilen suçların yeniden
nitelendirilmiꢀ ꢀekilleri hakkındaki görüꢀlerini ifade etmeleri için çağrılmıꢀlardır.
Baꢀvuranların avukatları Devlet Güvenlik Mahkemesinin kendilerinin talep ettiği dava
usulünü reddetmesini protesto ederek bu duruꢀmaya katılmamıꢀlardır.
Devlet Güvenlik Mahkemesi, yukarıda belirtilen maddeler nezdinde, Sakık ve
Alınak soyadlı baꢀvuranları üç yıl, Türk soyadlı baꢀvuranı on beꢀ yıl ve Yurttaꢀ soyadlı
baꢀvuranı yedi buçuk yıl hapis cezasına çarptırmıꢀtır.
Devlet Güvenlik Mahkemesi, amacı Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu
bölgelerinde bir kürt Devleti kurmak olan bölücü terör örgütü PKK’nın yöneticilerinden
aldıkları talimatlar doğrultusunda baꢀvuranların yoğun bir bölücü faaliyet yürüttüklerinin
kesin olduğuna hükmetmiꢀtir. Bu bağlamda, Devlet Güvenlik Mahkemesi, 1991 yılındaki
milletvekilleri seçimlerinden önce, “Yaꢀasın PKK”, “Vur gerilla vur, Kürdistan’ı kur”
ꢀeklinde sloganların atıldığı gösterilerde baꢀvuranların PKK lehinde konuꢀmalar yaptıklarını,
halk arasında karıꢀıklık çıkardıklarını, Devlet otoritesine zararlı bir ortam oluꢀturduklarını,
TBMM’deki yemin töreninde milletvekili yeminlerini ederken üzerlerinde PKK’nın
renklerini taꢀıdıklarını, partinin kongreleri sırasında göndere Türk bayrağının değil PKK
bayrağının çekildiğini, öte yandan Türk Cumhuriyeti’ni iꢀgalci ve düꢀman olarak
nitelendirdiklerini ortaya koymuꢀtur.
Baꢀvuranlar ve Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı 8 Aralık 1994 tarihli karara
karꢀı temyize gitmiꢀlerdir. Savcı, yargılama maddelerinin Ceza Kanunu’nun 125. maddesiyle
bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır. Baꢀvuranlar ise kendilerine yöneltilen ceza davasının
siyasi bir amacı olduğunu ileri sürmektedirler: kürt davasını savunan milletvekillerinin
düꢀüncelerini bastırmak. Baꢀvuranlar, kendilerini mahkum eden Devlet Güvenlik
Mahkemesinin siyasi nitelikli istisnai bir mahkeme olduğunu ve tarafsız ve bağımsız bir
mahkeme olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmektedirler. Bunun yanısıra baꢀvuranlar,
Cumhuriyet Baꢀsavcılığıyla silahların eꢀitliği ilkesine uyulmadığından kendilerinin adil
yargılanmadıklarından yakınmaktadırlar. Baꢀvuranlar, özellikle aꢀağıdaki olayları ileri
sürmüꢀlerdir: Baꢀvuranlar gözaltında geçirdikleri on beꢀ gün boyunca avukat yardımından
faydalanmamıꢀlardır. Baꢀvuranların temsilcileri ön soruꢀturma sırasında dosyadaki belgeleri
inceleyememiꢀlerdir ve Hükümet tarafından baꢀvuranların temsilcilerine baskı yapılmıꢀtır.
Baꢀvuranların savunmaları Devletin gizli servislerinin raporlarına konu olmuꢀ, ve bazen
duruꢀma salonuna giriꢀleri engellenmiꢀtir. Baꢀvuranların temsilcileri tarafından yöneltilen
talepler Devlet Güvenlik mahkemesince hiçbir zaman kabul edilmemiꢀtir. Baꢀvuranların
temsilcileri, Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde ne Cumhuriyet Baꢀsavcılığı tarafından ön
soruꢀturma sırasında dinlenen tanıkları ne de Cumhuriyet Baꢀsavcılığı tarafından tayin
edilen kiꢀileri sorgulayabilmiꢀlerdir. Baꢀvuranların temsilcilerinin, Cumhuriyet
Baꢀsavcılığınca oluꢀturulan ses ve video bantlarının incelenmesi konusundaki talepleri
geçerli bir sebep belirtilmeksizin Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından reddedilmiꢀtir.
Baꢀvuranların mahkum edilmesine dayanak teꢀkil eden kanıtlar duruꢀma sırasında
okunmamıꢀtır. Baꢀvuranların, baꢀka tanıklar dinlenmesi ve karꢀı keꢀif yapılması
konusundaki talepleri Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından kabul edilmemiꢀtir.
Bununla birlikte, baꢀvuranlar, bazı avukatların ve yabancı temsilcilerin duruꢀma
salonuna girebilme konusunda karꢀılaꢀtıkları zorlukların tartıꢀmaların aleniyetini etkilediğini
savunmaktadırlar. En son olarak da baꢀvuranlar, kürt örgütlerine yakın yasal olan ve
olmayan tüm örgütlerin faaliyetlerini Devlet Güvenlik Mahkemesinin kendilerine isnat