COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ALIPOUR VE HOSSEINZADGAN – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 6909/08, 12792/08 ve 28960/08)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
13 Temmuz 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 6909/08, 12792/08 ve 28960/08 bavuru no’lu  
davanın nedeni, Mohammad Jaber Alipour ve Raha Hosseinzadgan (“bavuranlar”) adlı iki  
Đran vatandaının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 8 ubat, 14 Mart ve 12 Mayıs 2008  
tarihlerinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin  
(“Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıoldukları  
bavurulardır. 6909/08 no’lu bavuru Mohammad Jaber Alipour tarafından, 12792/08 no’lu  
bavuru Raha Hosseinzadgan, 28960/08 no’lu bavuru ise her iki bavuran tarafından  
yapıltır.  
Bavuranlar Ankara Barosu avukatlarından L. Kanat tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Sırasıyla 1973 ve 1978 doğumlu bavuranlar Đsveç’te ikamet etmektedirler.  
A. Bavuran Mohammad Jaber Alipour’a ilikin olarak  
1. Sınır dıı ilemleri ve bavuranın tutukluluğu  
Bavuran, veteriner hekim Mohammad Jaber Alipour 1999 ve 2000 yıllarında Đran’da  
bir veteriner kliniği açmıtır. Đran’daki devlet yetkilileri, kedi köpek beslenmesi üzerine ihbar  
sonucu (hayvan beslemek Batı kültürünü özendirmek olarak görüldüğü için), bavurana  
kliniğini kapatması yönünde baskı yapmaya balamılardır. Bavuran bunu yapmayınca klinik  
makamlar tarafından kapatılmıtır. Buna karılık bavuran Devlet görevlileri tarafından  
rahatsız edilmeye devam etmitir.  
Bavuran 28 Kasım 2000 tarihinde Türkiye’ye gelmitir. Urmiye ehrinde veteriner  
kliniği açtığı için Devlet makamları tarafından rahatsız edilip zulmedildiği gerekçesiyle  
Đran’dan kaçmak zorunda kaldığını iddia etmitir.  
2004 yılında bavuranın sığınma talebi önce BirlemiMilletler Mülteciler Yüksek  
Komiserliği (BMMYK) ardından Đçileri Bakanlığı tarafından reddedilmitir. Bavuranın  
Bakanğa yaptığı itiraz da reddedilmitir. Bavuran itirazının sonucunun kendisine  
bildirilmediğini iddia etmi, Hükümet ise Mart 2005’te bavuranın Afyon Emniyet  
Müdürğü’ne gittiğini ancak itirazının reddedildiğine ilikin kararı almadığını belirtmitir.  
Bavuran 6 Kasım 2007 tarihinde Đçileri Bakanlığı’na bir dilekçe sunmu, Afyon’da  
Đranlı bir mülteciyle evlenmek istediği için ikamet izni talep etmitir.  
Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut Đltica Daire Bakanı 29 Kasım 2007  
tarihinde Afyon polisinden bavuranı en kısa sürede yakalayıp sınır dıı etmesini istemitir.  
Daire Bakanlığından alınan yazıda bavuranın ev adresi ve cep telefonu belirtilmitir.  
1
BMMYK belirlenemeyen bir tarihte bavuranın dosyasını açmıtır.  
Bavuran 10 Ocak 2008 tarihinde Afyon polisi tarafından ikamet ettiği ehirde  
yakalanmıtır. Polislerin kendisine Đran’a sınır dıı edilmek üzere yakalandığını söylediklerini  
iddia etmitir. Polise dosyasının BMMYK’da incelemede olduğunu söylemesine karın  
Ağrı’ya götürülmütür. Burada polisten kaçmıtır. Sınır dıı kararı kendisine tebliğ  
edilmemitir. Bavuran ayrıca yakalandığında polisin pasaportuna el koyduğunu, bu yüzden  
kendisini temsil edecek avukat tayin edemediğini iddia etmitir.  
12 Ocak 2008 tarihinde, Afyon Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bir polis müdürü  
Emniyet Genel Müdürlüğü ile tüm il emniyet müdürlüklerine bir yazı göndermitir. Yazıda  
bavuranın sınır dıı edilirken kaybolduğunu ifade etmitir. Bavuranın 28 Ocak 2008  
tarihinde BMMYK’nın Ankara ofisinde yapılacak görümeye gidebileceğini kaydederek,  
polis müdürlerinden bavuranın yakalanması için tüm tedbirleri almasını rica etmitir.  
BMMYK’nın Ankara ofisi 17 Ocak 2008 tarihinde bavuranla görütür.  
BMMYK 6 ubat 2008 tarihinde bavuran Mohammad Jaber Alipour’a sığınmacı  
statüsü vermitir.  
Đkinci Daire Bakanı 22 ubat 2008 tarihinde bir sonraki emre kadar mahkeme Đç  
Tüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca verilen ihtiyari tedbir kararını uzatmaya karar vermitir.  
Ayrıca bavurandan AĐHM’yi, avukatının bavuran hakkındaki sınır dıı emriyle ilgili gerekli  
hukuki adımları atabilmesi ve BMMYK’nın bavuranı sığınmacı olarak tanıyan 6 ubat 2008  
tarihli kararının ardından üçüncü bir ülkeye yerletirilmesi için ilgili makamlara kimlik  
belgeleri için bavurup bavurmayacağı hususunda bilgilendirmesini istemitir.  
Savunmacı Hükümet 8 Nisan 2008 tarihinde, AĐHM’yi, bavuranın 11 Mart 2008  
tarihinde Afyon Emniyet Müdürlüğü’ne gittiği konusunda bilgilendirmitir. Bavuran o sırada  
Kırklareli Yabancı Kabul ve Konaklama Merkezi’ne yerletirilmitir.  
Bavuran 26 Haziran 2008 tarihinde avukatına kendisini Türkiye’de temsil etmesi için  
noter aracılığıyla vekaletname vermitir. 13 Temmuz 2008 tarihinde bavuranın temsilcisi  
idari makamlara bir dilekçe sunmu, bavuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Konaklama  
Merkezi’nde tutulması kararının iptalini talep etmitir. Peinden Ankara Đdare  
Mahkemesi’nde bavuran Mohammad Jaber Alipour’un tutulduğu yerden bırakılması için  
dava açmıtır.  
Ankara Đdare Mahkemesi 20 Mart 2009 tarihinde bavuran Mohammad Jaber  
Alipour’un Kırklareli Yabancı Kabul ve Konaklama Merkezi’nde tutulmasına ilikin idari  
kararın ertelenmesi talebini reddetmitir. Dava halen aynı mahkemede derdest haldedir.  
24 Nisan 2009 tarihinde, BMMYK’nın talebi üzerine, Đsveç Hükümeti bavuran  
Mohammad Jaber Alipour’u Đsveç’e sığınmacı olarak kabul etmitir. Bavuran için  
Stokholm’e 27 Mayıs 2009 tarihli bir uçak bileti ayrılmıtır. Bavuranın gidii, ulusal  
makamlar bavuranın kabul ve konaklama merkezinden serbest bırakılıp Đsveç’e gidiine izin  
vermediği için ertelenmek durumunda kalmıtır.  
2
Hükümet ve bavuranın avukatı 24 ve 29 Mart 2010 tarihlerinde AĐHM’yi bavuranın  
Türkiye’den 4 Mart 2010 tarihinde ayrılıp, sığınmacı statüsünün verildiği Đsveç’e gittiği  
konusunda bilgilendirmitir.  
2. Tutukluluk koulları ve tıbbi yardım  
(a) Bavuranın açıklaması  
Bavuran Kırklareli Yabancı Kabul ve Konaklama Merkezi’nde doktora eriimi  
bulunmadığını belirtmitir. Binalar eski ve onarılmamıtır. Odalar kalabalıktır. Yataklar da  
eski ve kirliydi. Tuvaletler kirli olup, çok nadir temizlenmektedir. Makamlar tutuklulara  
temizliği kendileri yapmaları için uygun temizlik malzemeleri de sağlamamıtır. Tutuklulara  
verilen temizlik malzemelerinin son kullanma tarihleri sekiz-dokuz yıl geçmiti. Bu yolla  
tutuklular bu malzemeleri kullanmaları halinde özellikle kanser olmak üzere pek çok hastalık  
riskiyle karı karıya kalmılardır. Kötü tutukluluk koullarının sonucu olarak, bavuran deri  
hastalıkları ve iltihabı geçirmitir. Bavuran iddialarını desteklemek üzere, tutukluluk  
merkezinde bulunan yatak odaları, mutfak ve tuvalet gibi çeitli bölümlere ait dijital  
fotoğraflar sunmutur. Odalardan birinde üzerinde yastık ve battaniye bulunan iki ranza  
bulunmaktadır. Yataklarda çaraf bulunmamaktadır. Baka bir odada, çaraf, yastık ve  
battaniye bulunan iki yatak bulunmaktadır. Mutfak evyelerinin ve fırınların fotoğraflarından  
fırınların kullanamayacak halde oldukları anlaılmaktadır. Baka bir fotoğraf banyoda dört  
lavabonun olduğunu göstermektedir. Đçeride, tuvaletler kısmen koyu renkli bir malzemeyle  
kaplanmıtır. Kiril alfabesiyle yazılmıetiketleri bulunan temizlik malzemelerinin fotoğrafları  
son kullanma tarihlerinin dokuz-on yıl önce geçtiğini göstermektedir.  
Bavuranın temsilcisi 13 Temmuz 2008 tarihinde, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne,  
bavuranın serbest bırakılmasını talep eden bir dilekçe sunmutur. Ayrıca bavurana tıbbi  
destek sağlanmasını istemitir. Bavuranın avukatı dilekçede, Kırklareli Yabancı Kabul ve  
Konaklama Merkezi’ndeki tutukluluk koullarının insanlık dıı olduğunu ve AĐHS’nin 3.  
maddesini ihlal ettiğini kaydetmitir.  
Bavuran 27 Ağustos 2008 tarihinde, bavuran Raha Hosseinzadgan’ın da aralarında  
bulunduğu dört kiiyle beraber tutulduğu merkezdeki fiziksel koullar ve burada tutulmasıyla  
ilgili olarak açlık grevine balamıtır.  
Ayrıca, bavuranda fıtık olmasına ve ameliyat edilmesi gerekmesine karılık,  
makamlar tıbbi müdahale sağlanması için giriimde bulunmamılardır. Bavuran ameliyat  
edilme talebine yanıt alamamıtır.  
b) Hükümet’in açıklaması  
Hükümet, bir gözaltı merkezi olmayan Kırklareli Yabancı Kabul ve Konaklama  
Merkezi’ndeki tüm yatak odalarının, temizlik gereçleri ve sabun, havlu ve benzer eyalar gibi  
kiisel hijyen eyalarıyla donatıldığını, çarafların her hafta değitirildiğini belirtmitir. Hijyen  
standartları mutfakta ve kantinde korunmuolup, çıkan yemekler polis akademisi  
öğrencilerine çıkan yemekle aynıdır. Bavuran ve diğer yabancıların merkezde yemek  
3
yapmasına izin verilmediğini kaydetmitir. Hükümet haftada en az iki gün sıcak su verildiğini  
ve temizlik koullarının sık sık kontrol edildiğini iddia etmitir.  
Hükümet ayrıca bavurana, Kırklareli Yabancı Kabul ve Konaklama Merkezi’nde  
kalırken ve ameliyat olduğunda 21 Nisan ve 11 Kasım 2008 tarihleri arasında on dokuz kez  
tıbbi destek sağlandığını ileri sürmütür. Hükümet’in sunduğu belgelere göre, bavuran 10  
Ekim 2008 tarihinde Kırklareli Devlet Hastanesi’nde uyluk kemiğindeki eski bir çatlakla ilgili  
olarak kendi isteğiyle ortopedi ameliyatına girmitir. 9 ve 17 Ekim 2008 tarihleri arasında  
hastanede yatmı, kazanın ardından yerletirilen femoral implant çıkarılmıtır. Bavuran kas  
ağrıları ve 1998 yılında geçirdiği trafik kazasında meydana gelen uyluk kemiğindeki çatlakla  
ilgili olarak bir pratisyen tarafından muayene edilmitir. Ayrıca göz uzmanı, nörolog ve diꢀ  
doktoru tarafından muayene edilmi, sonucunda tedavi edilmiveya ilaç kullanmıtır.  
B. Bavuran Raha Hosseinzadgan’a ilikin olarak  
Bavuran 2002 yılında, Đran’da yaarken, bir erkekle ilikisi olmu, bunun sonucunda  
babasının ikencesine uğramıtır. 2004 yılında Türkiye’de sığınmacı olan baka bir erkekle  
tanıtır. Kuzeniyle evlenmeye zorlandığından, bu erkekle Đran’dan ayrılmı, 28 Ağustos  
2004 tarihinde Türkiye’ye gelmitir. 2004 yılının Eylül ayında Türkiye’de evlenmilerdir.  
2007 yılının Aralık ayında bavuran uyuturucu bağımlısı olan ve kendisini fuhua zorlayan  
einden boanmıtır.  
Bavuran belirlenemeyen tarihlerde Đçileri Bakanlığı ile BMMYK’ya bavurmu,  
geçici sığınma ve mülteci statüsü talep etmitir.  
BMMYK’nın Ankara ofisi 8 Ocak 2008 tarihinde bavurana sığınmacı statüsü  
tanımıtır.  
14 Mart 2008 tarihinde bavurana geçici sığınma talebinin Đçileri Bakanlığı tarafından  
reddedildiği bildirilmitir. Aynı gün Burdur emniyet amirliği polisleri tarafından  
yakalanmıtır.  
Belirlenemeyen bir tarihte, Bakan’ın Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 39. maddesinin  
uygulanması kararının ardından bavuran Kırklareli Yabancı Kabul ve Konaklama  
Merkezi’ne yerletirilmitir.  
Bavuranın avukatı 13 Temmuz 2008 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bir  
dilekçe sunmu, bavuranın serbest bırakılmasını talep etmitir. Bavuranın avukatı dilekçede,  
Kırklareli Yabancı Kabul ve Konaklama Merkezi’ndeki koulların insanlık dıı olduğunu  
kaydetmitir.  
Bavuran 27 Ağustos 2008 tarihinde bavuran Mohammad Jaber Alipour’un da  
aralarında bulunduğu dört kiiyle beraber tutulduğu merkezdeki fiziksel koullar ve burada  
tutulmasıyla ilgili olarak açlık grevine balamıtır.  
4
Bu esnada, 8 Temmuz 2008 tarihinde, bavuran kendisini temsil etmesi için noter  
aracılığıyla bir avukat tayin etmitir. Peinden, avukat, bavuranın Kanada’da sığınmacı  
statüsü kazanmak için Kanada Konsolosluğu’yla görümesi olduğunu kaydederek, Ankara  
Đdare Mahkemesi’ne bavuranın tutulduğu merkezden serbest bırakılması talebiyle dava  
açmıtır. Avukat ayrıca mahkemeden bavuranın tutukluluğuyla ilgili yürütmenin  
durdurulması talebinde bulunmutur.  
Ankara Đdare Mahkemesi 6 Mart 2009 tarihinde bavuran Raha Hosseinzadgan’ın  
Kırklareli Yabancı Kabul ve Konaklama Merkezi’nde tutulması yönündeki idari kararı  
ertelemi, Kanada Konsolosluğu’ndaki görümeyi yapabilmesi için serbest bırakılmasına  
karar vermitir. Mahkeme ayrıca bavurana Kanada’ya yerletirilene dek ikamet izni  
verilmesine karar vermitir. Bavuran ardından Eskiehir’e yerletirilmitir.  
Đsveç Hükümeti belirlenemeyen bir tarihte bavuran Raha Hosseinzadgan’yı Đsveç’e  
ğınmacı olarak kabul etmitir. Bavuran için 10 Ağustos 2009 tarihli Đsveç’e uçak bileti  
ayırtılmıtır.  
Đçileri Bakanlığı 24 Temmuz 2009 tarihinde bavuranın Türkiye’den Đsveç’e  
gitmesine izin vermitir.  
Bavuran belirlenemeyen bir tarihte Türkiye’den ayrılıp, Đsveç’e gitmitir.  
HUKUK  
I. BAVURAN RAHA HOSSEĐNZADGAN’A ĐLĐꢁKĐN OLARAK  
AĐHM, 1 Haziran 2009 tarihinde bavuranın avukatının, AĐHM’yi, bavuran Raha  
Hosseinzadgan’ın 12792/08 ve 28960/08 numaralı bavuruları artık sürdürmek istemediği  
hususunda bildirdiğini kaydetmitir. Avukat bavuran Raha Hosseinzadgan’ın, Đsveç  
Hükümet’i sığınmacı statüsü verdiği için bavuruları geri çekmek istediğini kaydetmitir.  
AĐHM bu nedenle, Raha Hosseinzadgan’ın yaptığı bavuruların incelenmesine devam  
edilmesinin AĐHS’nin 37/1(c) maddesi çerçevesinde gerekçesi kalmadığı sonucuna varır.  
Ayrıca AĐHM, 37/1 maddede in fine tanımlanğı üzere, bavuruların bu kısmının bu  
maddeye dayanarak incelenmesine devam edilmesini gerektirecek özellikle bir neden  
görmemektedir.  
Bu nedenle Raha Hosseinzadgan ile ilgili 12792/08 ve 28960/08 numaralı bavuruların  
kayıttan düürülmesine karar vermitir.  
II. BAVURAN MOHAMMAD JABER ALĐPOUR’A ĐLĐꢁKĐN OLARAK  
A. Bavuruların birletirilmesi  
5
Bavuruların konusu ile bavuranın kimliği göz önünde bulundurulduğunda, AĐHM,  
6909/08 ve 28960/08 numaralı bavuruların, 28960/08 numaralı bavurunun kısmen  
Mohammad Jaber Alipour tarafından yapılması suretiyle, birletirilmesinin uygun olduğu  
kanısına varır.  
B. Sınırdıı ilemlerine ilikin olarak AĐHS'nin 3 ve 13. maddelerinin ihlal  
edildiği iddiası  
Birinci bavuran, AĐHS'nin herhangi bir maddesine atıfta bulunmaksızın, Đran’a  
sınırdıı edilmesinin kendisini gerçek bir ölüm ve kötü muamele tehlikesine maruz  
bırakacağını öne sürmütür. Ayrıca 7 no’lu protokolün 1. maddesine dayanarak, sınırdıı  
kararının kendisine tebliğ edilmeyip derhal Đran sınırına götürüldüğünü, dolayısıyla sınırdıı  
kararına idare mahkemelerinde itiraz etme imkanının elinden alındığını ifade etmitir. AĐHM,  
bu ikâyetlerin AĐHS'nin 3 ve 13. maddeleri temelinde incelenmesi gerektiği kanaatindedir.  
Hükümet, bavuranın iddialarına itiraz etmitir.  
AĐHM, bavurunun bu kısmının bavuranın Đran’a sınırdıı edilme ihtimaliyle ilgili  
olduğunu gözlemler. AĐHM ayrıca Türk Hükümetinin AĐHM’nin, bavuranın sınırdıı  
edilmesine ilikin ihtiyati tedbir kararına uyarak sınırdıı ilemini durdurduğunu gözlemler.  
Ayrıca bavuran serbest bırakılmıve Đsveç’e gitmesine izin verilmitir. Son olarak bavuran  
4 Mart 2010 tarihinde Türkiye’den ayrılmıve Đsveç’e gitmitir. Bu artlar altında AĐHM,  
bavuranın 34. madde bağlamında, AĐHS'nin 3 ve 13. maddelerinin ihlalinden mağduriyet  
iddiasında bulunamaz (bkz. mutatis mutandis, Mohammedi – Türkiye, no. 3373/06; Ayashi –  
Türkiye, no. 3083/07; Ranjbar vd. – Türkiye, no. 37040/07).  
Dolayısıyla bavurunun bu kısmı, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle  
AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.  
C. Bavuranın tutuklanmasına ilikin olarak AĐHS'nin 5/1 maddesinin ihlal  
edildiği iddiası  
Bavuran AĐHS'nin 5. maddesine dayanarak Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezi’nde tutulmasının kanun dıı olduğunu iddia etmitir. Bu bağlamda, sınırdıı  
edilmesine ilikin hiçbir kararın kendisine tebliğ edilmediğini savunmutur.  
1. Kabuledilebilirlik  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu ikâyetin dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ikâyetin baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit eder. Bu nedenle ikâyet kabuledilebilir  
niteliktedir.  
2. Esas  
Hükümet 10 Mart 2009 tarihinde, bavuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezi’ne konulmasının 5683 sayılı yasanın 23. maddesi ile 5682 sayılı yasanın 4.  
maddesine dayandığını ve bavuranın tutuklu olmadığını ifade etmitir. Hükümet, daha sonra  
15 Eylül 2009 tarihinde gönderdiği savunmada bavuranın AĐHS'nin 5/1 (f) maddesine uygun  
olarak sınırdıı ilemleri tamamlanana kadar tutulu durumda bulundurulduğunu savunmutur.  
6
Bavuran, yukarıda belirtilen yasal hükümlerin yabancı uyruklu ahısların Türkiye’de  
ikametiyle ilgili olduğunu, kendisinin ise alıkonulduğunu belirterek tutukluluğunun yeterli  
yasal dayanağı bulunmadığını ifade etmitir.  
AĐHM, aynı mağduriyeti Abdolkhani ve Karimnia (no. 30471/08) kararında  
incelediğini hatırlatır. Sözkonusu davada bavuranların Kırklareli Yabancı Kabul ve  
Barındırma Merkezi’ne konulmasının özgürlükten yoksun bırakma tekil ettiğini tespit etmiꢀ  
ve sınırdıı amacıyla tutukluluk kararı verme, tutukluluk süresini uzatma ve bu tür bir  
tutukluluk için süre konulmasına ilikin usulü belirleyen açık yasal hükümler bulunmaması  
nedeniyle, bavuranların maruz kaldığı özgürlükten yoksun bırakmanın AĐHS'nin 5.  
maddesinin amaçları bağlamında “yasal” olmadığına karar vermitir.  
AĐHM somut davayı incelemive yukarıda belirtilen Abdolkhani ve Karimnia  
kararındaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek özel koullar saptamamıtır. AĐHM ayrıca,  
ulusal makamların bavuranın mülteci statüsü kazandıktan sonra, Đsveç’e daha erken  
gidebilmesini teminen Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nden ivedilikle  
çıkarılmasını sağlamadığını üzüntüyle tespit etmektedir.  
Yukarıda belirtilenler ıığında AĐHM AĐHS'nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine karar  
vermitir.  
D. Bavuranın tutuklanmasına ilikin olarak AĐHS'nin 3. maddesinin ihlal  
edildiği iddiası  
Bavuran, AĐHS'nin 3. maddesine dayanarak Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezi’ndeki fiziki artlardan ikâyetçi olmuve tıbbi yardım sunulmadığını iddia etmitir.  
1. Tıbbi yardım  
Hükümet bavuranın sağlık ve esenliği için gerekli tıbbi yardımın sağlandığını ifade  
etmitir. Hükümet, iddiasını desteklemek üzere, bavuranın doktorlar tarafından muayene  
edildiği, sonrasında da kendi isteğiyle bir ortopedik ameliyat olduğunu gösteren birtakım  
belgeler sunmutur.  
AĐHM, 3. maddenin, tutuklu ahısların sağlık ve esenliğinin, diğer hususların yanı sıra,  
gerekli tıbbi yardım sağlanarak yeterince güvence altına alınmasını gerektirdiğini hatırlatır  
(bkz. mutatis mutandis, Kudla – Polonya [BD], no. 30210/96). Somut davada AĐHM,  
öncelikle bavuranın herhangi bir deri hastalığı ya da enfeksiyondan mustarip olduğu  
iddialarını destekleyen kanıt sunmadığını gözlemler. Ayrıca bavuran, Hükümetin gerekli  
tıbbi desteğin sağlandığı yönündeki savunmasına itiraz etmemitir. AĐHM ayrıca, bavuranın  
21 Nisan ve 11 Kasım 2008 tarihleri arasında, Kırklareli’deki merkezde tutulmakta iken  
birtakım tıbbi muayenelerden geçtiğini ve sağlık sorunlarına uygun tıbbi tedavi aldığını  
gözlemler.  
Özellikle, 1998 yılında geçirdiği trafik kazasından kaynaklanan kas ağrıları ve uyluk  
kemiğinde meydana gelen kırığa ilikin ağrılar için bir pratisyen hekim tarafından muayene  
edilmitir. Ayrıca bir göz doktoru, bir nörolog ve bir dihekimi tarafından muayene  
edilmitir. Her defasında bavurana ilaç ya da baka tedaviler uygulanmıtır. Bavuran, bu  
eski uyluk kemiği kırığına ilikin olarak 10 Ekim 2008 tarihinde Kırklareli Devlet  
Hastanesi’nde bir operasyon geçirmi, 9 – 17 Ekim 2008 tarihleri arasında hastanede yatmıꢀ  
ve kazadan sonra konulan femoral implant operasyonla çıkarılmıtır.  
7
Yetkililerin bavuranın yeterince ayrıntılı tıbbi muayenelerden geçmesini ve uygun  
tedavi uygulanmasını sağlamaları nedeniyle AĐHM bavuranın yeterli tıbbi yardım aldığına  
hükmetmitir. Dolayısıyla bavurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olduğundan  
AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.  
2. Fiziki artlar  
(a) Kabuledilebilirlik  
Hükümet, bavurunun bu kısmının, bavuranın ulusal makamlara resmi ikâyet  
iletmemiolması nedeniyle AĐHS'nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının  
tüketilmemesinden reddedilmesi gerektiğini savunmutur. Bu bağlamda bavuranın Valilik ya  
da Đçileri Bakanlığı’na bavurması gerektiğini, bu durumda merkezin teftiedilmesi için  
görevlilerin gönderileceğini savunmutur.  
AĐHM öncelikle bavuranın 13 Temmuz 2008 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü’ne  
gönderdiği dilekçede Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nin fiziki artlarından  
açıkça ikâyetçi olduğunu gözlemler. Bavuran aynı zamanda tutukluluğunu ve Kırklareli  
Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ndeki kötü artları protesto etmek amacıyla açlık  
grevine balamıtır. AĐHM ayrıca Mazlum-Der’in bavuran dahil olmak üzere, Kırklareli  
Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nde tutulan bazı ahıslarla yaptığı mülakatların yer  
aldığı bir rapor yayınladığını gözlemler. Bu ahıslar kötü tutukluluk artları, Merkezin bakanı  
ve Kırklareli Valisi’yle ilgili ikâyetlerini iletmitir. Rapora göre hem Merkezin bakanı hem  
de Vali tutukluluk koullarına ilikin iddialardan haberdardır. Bu nedenle AĐHM, idari  
makamların bavuranın tutukluluk artlarını inceleme ve gerektiği takdirde tazminat teklif  
etme imkanı bulunduğu düüncesindedir.  
Ayrıca Hükümet bir ikâyet ya da ulusal makamlara bavuru sonucunda tutukluluk  
artlarının iyiletirildiğine dair örnekler sunmamıtır. Bu nedenle AĐHM, mevcut davanın özel  
artlarında, bavuranın tutukluluk artlarına ilikin ikâyetiyle bağlantılı olarak telafi  
sağlayabilecek iç hukuk yolları bulunduğunun yeterli kesinlikle tespit edilmediği hükmüne  
ulamaktadır. Dolayısıyla Hükümetin itirazını reddeder.  
AĐHM, ikâyetin bu kısmının AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde  
dayanaktan yoksun olmadığını, ikâyetin baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru taımadığını gözlemler. Bu nedenle ikâyet kabuledilebilir niteliktedir.  
(b) Esas  
Hükümet bavuranın, Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ndeki fiziki  
artların insanlık dıı olduğu iddiasını reddetmitir. Bavuranın Merkezde tatmin edici  
artlarda tutulduğunu ifade etmitir.  
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesi bağlamında, devletin kiinin, insanlık onuruna uygun  
koullarda tutuklu bulunmasını, tedbirin uygulanma tarzının ve yönteminin, tutukluyu  
tutuklanmaktan kaynaklanan kaçınılmaz sıkıntı seviyesinin üzerinde bir stres ya da zorluğa  
maruz bırakmamasını ve kiinin sağlık ve esenliğinin yeterince güvence altına alınmasını  
sağlaması gerektiğini hatırlatır. Tutukluluk koulları değerlendirilirken, sözkonusu koulların  
katlanan etkileri ve tutukluluk süresi göz önüne alınmalıdır (bkz. Dougoz – Yunanistan, no.  
40907/98; Kalashnikov – Rusya, no. 47095/99).  
8
Somut davada AĐHM, bavuran ve diğer tutuklulara verilen yemeklerin Merkezin  
yönetimi tarafından sağlandığını gözlemler. Bu nedenle tarafına fotoğrafları gönderilen  
mutfağın bavuran ve diğer tutuklular tarafından kullanılmadığını varsaymaktadır. Dolayısıyla  
AĐHM'ye göre Merkezdeki, sözkonusu mutfak gibi kullanılmayan kısımlara giriler  
engellenmelidir.  
AĐHM ayrıca Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ndeki odalar ve  
koridora ait resimlerin, odaların doğal ıık aldığını gösterdiğini kaydeder. Bazı yataklarda  
çaraf ve yastık kılıfı bulunmamasına karın, diğer yatakların üzerinde yeni ve temiz çaraf ve  
yastık kılıfları bulunması nedeniyle AĐHM, yönetimin bavurana temiz çaraf ve yastık kılıfı  
sağlamadığı sonucuna varmamaktadır  
AĐHM, bavuranın gönderdiği fotoğraflara dayanarak Merkezdeki hijyen konusunda  
eletirilebilecek iki husus olduğunu gözlemler. Birinci husus tuvaletlerin durumudur (bunların  
değitirilmesi gerekmektedir), ikincisi ise tutuklular tarafından gerçekten kullanılıp  
kullanılmadığı belirlenememiolmasına karın, üzerinde Kiril alfabesinde yazılar olan ve  
kullanım tarihleri 9-10 yıl önce sona ermitemizlik ürünlerinin Merkezde bulunmasıdır.  
AĐHM, bavuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nde iki yıldan  
fazla süre tutulduğunun ve bu tür tutukluluklara iç hukukta azami süre konulmadığından  
tutukluluğun belirsiz bir süre daha devam edebileceğinin bilincindedir. Bu durum AĐHM’yi  
AĐHS'nin 5/1 maddesinin ihlal edildiği tespitine götürmütür. AĐHM, bu belirsizliğin endie  
hissine yol açmıolabileceğini kabul etmektedir. Aynı zamanda Hükümetin Merkezde  
tutukluların tutulduğu kısımlara ait fotoğraf ya da video göndermediğinin farkındadır. Yine de  
AĐHM'ye göre, önceki paragrafta belirtilen eksiklikler ve tutukluluk süresinin belirsiz  
oluunun bavuranda yol açması muhtemel endie hissine karın Kırklareli Yabancı Kabul ve  
Barındırma Merkezi’nin fiziki artlarının AĐHS'nin 3. maddesi kapsamına girecek kadar ağır  
olduğu tespit edilmemitir.  
Bu nedenle Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nin fiziki artları  
açısından AĐHS'nin 3. maddesi ihlal edilmemitir.  
E. AĐHS'nin 41. maddesinin uygulanması  
(a) Tazminat, yargılama masraf ve giderleri  
Birinci bavuran 30,000 Euro manevi tazminat talep etmitir. Aynı zamanda Kırklareli  
Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nden çıkarılma talebinde bulunmutur. Ayrıca ulusal  
mahkemeler ve AĐHM önünde tahakkuk eden yargılama masrafları için 7,020 Euro talep  
etmitir. Ankara Barosu’nun ücret çizelgesine dayanarak avukatlık masrafları için 6,520 Euro,  
çeviri, telefon ve faks masrafları için ise 500 Euro talep etmitir.  
Hükümet taleplere karı çıkmı, manevi tazminat için talep edilen miktarın aırı  
olduğunu ifade etmitir. Ayrıca bavuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezi’ne konulmasının yasal ve AĐHS'nin 5/1 (f) maddesine uygun bir ilem olduğunu  
savunmutur. Hükümet, son olarak ancak gerçekten yapılmıharcamaların geri  
ödenebileceğini ifade etmitir.  
Manevi tazminat talebine ilikin olarak AĐHM, bavuranın sadece ihlal tespiti ile  
tazmin edilemeyecek manevi zararlara uğramıolması gerektiği kanısındadır. Đhlalin  
9
ciddiyetini ve hakkaniyete uygunluğu göz önünde bulundurarak bavurana 9,000 Euro  
ödenmesini uygun bulmaktadır.  
Bavuranın serbest bırakılma talebine ilikin olarak AĐHM, bavuranın bu ifadesinden  
sonra serbest bırakıldığını gözlemler. Dolayısıyla bu talebe ilikin hüküm verme gereği  
kalmağı düüncesindedir.  
Son olarak, bavuranın yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesi talebine ilikin  
olarak AĐHM, içtihadına göre, bir bavuranın, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıise bunları geri almaya hak kazandığını  
hatırlatır. Sözkonusu davada bavuran, talep ettiği masrafları gerçekten yaptığını gösteren  
kanıt sunamamıtır. Dolayısıyla AĐHM bu balık altında ödemeye hükmetmemektedir.  
(b) Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. 12792/08 no’lu ve ikinci bavuran tarafından yapıldığı kadarıyla 28960/08 no’lu  
bavuruların kayıttan düürülmesine;  
2. 6909/08 no’lu ve birinci bavuran tarafından yapıldığı kadarıyla 28960/08 no’lu  
bavuruların birletirilmesine;  
3. Birinci bavuran tarafından yapılan; AĐHS'nin 5/1 ve bavuranın tutukluluğunun fiziki  
artlarına ilikin olarak 3. maddesinin ihlal edildiği iddialarının kabuledilebilir olduğuna;  
4. Birinci bavuran tarafından yapılan bavuruların kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
5. Birinci bavuran açısından AĐHS'nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
6. Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ndeki tutukluluğun fiziki artları  
açısından AĐHS'nin 3. maddesinin ihlal edilmediğine;  
7. (a) Savunmacı devletin birinci bavurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın  
kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk  
Lirasına çevrilmek ve uygulanabilecek tüm vergilerden muaf tutulmak üzere:  
9,000 (dokuz bin) Euro manevi tazminat ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
8. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
10  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragrafları uyarınca 13 Temmuz 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
11