ALĐ VE AYꢀE DURAN – TÜRKĐYE KARARI
göz ardı etmemelidir. Mahkeme bunu yaparken yerel mahkemelerin, Devlet görevlilerin
iꢁledikleri kötü muamele ve adam öldürme suçları için uyguladıkları yaptırım tercihlerine
saygı göstermelidir. Ancak yine de belli bir teftiꢁ gücü uygulamalı ve suçun ağırlık derecesi
ile verilen ceza arasında açık bir orantısızlık olduğu durumlarda müdahale etmelidir.
Bu bağlamda Mahkeme, M.S., A.A., A.K. ve Đ.U.’nun Bayram Duran’ı döverek
ölümüne kasıtsız olarak sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini yinelemektedir. Ayrıca
sözkonusu suçun, iꢁlenmiꢁ olduğu ve bu nedenle polis merkezinde hırsızlık suçlaması ile
gözaltında tutulduğu, burada kendisini döven polis memurlarının kontrolü altında tutulduğu
sırada ve polis memurlarının asıl görevlerinin, Bayram Duran’ı aleyhindeki suçlamalara
iliꢁkin sorgulamak olduğu halde öldüğü tespit edilmiꢁtir. Đlk derece mahkemesi, polis
memurlarının Bayram Duran’ı dövdükleri ve ölümüne sebebiyet verdikleri sırada görevlerini
yerine getirdiklerini göz önüne alarak eski TCK’nın 251. maddesi uyarınca cezayı üçte bir
oranında artırmıꢁtır.
Ancak “verdikleri ifadeler, soruꢁturma ve dava olaylarının tespiti aꢁamasındaki cezai
takibat sırasında yetkili makamlara yardımcı olduğu için” hapis cezaları azaltılmıꢁtır. Polis
memurlarının, Gaziosmanpaꢁa Cumhuriyet Savcısı ve Denizli Ağır Ceza Mahkemesi önünde
ifade vermedikleri, yalnızca sürekli olarak aleyhlerindeki suçlamaları reddettikleri göz önüne
alındığında, AĐHM, Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nin, takdir yetkisini, tutukluyu kötü
muamele yaparak ölümüne sebep olmak gibi vahim suç oluꢁturan fiilin hiçbir ꢁekilde hoꢁ
görülemeyeceğini göstermekten ziyade, bu fiilin sonuçlarını hafifletmek için kullandığı
kanısına varmaktadır.
Ayrıca, yeni Ceza Kanunu’nun 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girmesini müteakiben A.A.,
A.K. ve Đ.U. tarafından Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan dilekçelerden mahkum
edilmiꢁ polis memurlarının, 4616 Nolu Kanun uyarınca ifası ertelendiği için hiçbir zaman
hapis cezalarını çekmedikleri anlaꢁılmaktadır. Mahkeme daha önce de bir devlet görevlisinin,
kötü muamele içeren suçlarla itham edildiği hallerde, cezai takibatın ve cezalandırmanın
zamanaꢁımına uğramamasının ve genel af veya af çıkarma gibi tedbirlere müsaade
edilmemesinin büyük önem taꢁıdığı sonucuna varmıꢁtır. AĐHM, mahkum edilen polis
memurlarının cezalarının ifasının 4616 Nolu Kanun uyarınca ertelenmesinin, kısmi bir genel
aftan farklı olmadığı ve mahkum edilen polis memurlarının, mahkumiyetlerine rağmen
dokunulmazlığa sahip olmaları nedeniyle içtihadı uyarınca müsaade edilemez bir tedbir
olduğu kanısındadır.
Mahkeme, yeni Ceza Kanunu’nun 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girmesini müteakiben
A.A., A.K. ve Đ.U. tarafından Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan dilekçelerden,
mahkeme bu hususta bir hüküm vermemesine rağmen sözkonusu polis memurlarının
mahkumiyetleri ardından görevlerine son verildiği anlaꢁılmaktadır. Mahkeme, bu tedbirin
mahkum edilen polis memurlarının cezalarının hiçbir zaman ifa edilmediği gerçeğini telafi
etmeye yeterli olmadığı kanısındadır. Mahkeme, ne cezai kovuꢁturma sırasında ne dava
sonuçlandığında polis memurları hakkında herhangi bir disiplin tedbiri alınmadığını tespit
etmektedir.
Yukarıda kaydedilenler ıꢁığında Mahkeme, Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nin
değerlendirmesinin, mahkum edilmiꢁ polis memurlarının cezalarının hiçbir zaman ifa
edilmemesi ile birlikte iꢁlenen suç ve verilen ceza arasındaki açık bir orantısızlığa iꢁaret ettiği
kanaatindedir (bkz. mutatis mutandis, Zeynep Özcan kararı 43. paragraf ve karꢁılaꢁtırınız
Dölek kararı 76-83. paragraflar: yerel mahkemenin, baꢁvuranın kocasının, bir güvenlik gücü
7