CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ANYIĞ VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 51176 / 99)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
23 Mart 2006  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (51176/99) bavuru no’lu davanın nedeni bu  
ülkenin sekiz vatandaı Nurettin Anyığ, Mehmet Mevsül Kılınç, Gazi Çelik, Fesih Sakçak,  
Sever Altın, Gülten Demir, Maallah Dal ve Melek Đlhan’ın (bavuranlar) 22 Ekim 1996  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin eski 25.  
maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi  
(AĐHM) önünde Đzmir Barosu avukatlarından M. Đꢀeri tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
Bavuranlar Nurettin Anyığ, Mehmet Mevsül Kılınç, Gülten Demir, Melek Đlhan, Gazi Çelik,  
Fesih Sakçak, Maallah Dal ve Sever Altın sırasıyla 1965, 1976, 1976, 1980, 1958, 1975,  
1971 ve 1956 doğumlu T.C. vatandaıdırlar. Olayların meydana geldiği dönemde Nurettin  
Anyığ Antalya’da, Mehmet Mevsül Kılınç Urfa’da, Gülten Demir Mersin’de, Melek Đlhan  
Mu’ta, Gazi Çelik ve Sever Altın Đzmir’de, Fesih Sakçak Diyarbakır’da ve Maallah Dal  
Adana’da ikamet etmekteydi.  
Bavuranlar Gazi Çelik, Fesih Sakçak, Maallah Dal terör örgütü PKK mensubu oldukları  
üphesiyle 17 Haziran 1996 tarihinde Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri  
tarafından yakalanarak gözaltına alınmılar, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)  
yetkili hakimi karısına çıkarıldıkları 27 Haziran 1996 tarihine dek gözaltında kalmılardır.  
Yetkili hakim adı geçenlerin tutuklu yargılanmalarına karar vermitir.  
Bavuranlar Nurettin Anyığ, Mehmet Mevsül Kılınç, Gülten Demir, Melek Đlhan, terör örgütü  
PKK mensubu oldukları üphesiyle 3 Temmuz 1996 tarihinde Antalya Emniyet Müdürlüğü  
Terörle Mücadele ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmılar, altı gün gözaltında  
kalmılardır. Bavuranlar 9 Temmuz 1996 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest  
bırakıltır.  
1. Anyığ, Kılınç, Demir ve Đlhan hakkında yürütülen yargı süreci  
DGM Cumhuriyet Savcısı 29 Temmuz 1996 tarihli bir iddianame ile Nurettin Anyığ, Mevsül  
Kılınç, Gülten Demir ve Melek Đlhan’ın TCK’nın 168 §§ 1. ve 2. maddelerine dayalı olarak  
mahkumiyetlerini talep etmitir. Nurettin Anyığ özellikle PKK’nın sorumlularından biri  
olmakla itham edilmitir.  
DGM 22 Mayıs 1997 tarihli bir kararla, Nurettin Anyığ ve Mevsül Kılınç’ı on iki yıl altı ay,  
Gülten Demir’i üç yıl dokuz ay hapis ve üç yıl kamu hizmetinden men cezasına, olayların  
meydana geldiği sırada reit olmaması nedeniyle Melek Đlhan’ın iki yıl altı ay hapis cezasına  
çarptırılmasına karar vermitir. DGM, gerekçesinde özellikle tanık ifadelerine, patlayıcı  
madde imalatı hakkındaki belgelere, olay, tutuklama ve arama tutanaklarına yer vermitir.  
Yargıtay, bavuranların 25 Kasım 1997 tarihli temyiz bavurusu ve Anyığ’a ilikin müsadere  
üzerine 22 Mayıs 1997 tarihli kararı bozmuve DGM’ye geri göndermitir.  
Aynı mahkeme 3 Mart 1998 tarihinde Anyığ’ı on altı yıl on gün, Kılınç’ı on iki yıl altı ay,  
Gülten Demir’i üç yıl dokuz ay ve Đlhan’ı iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıtır.  
2
Bavuranlar temyize gitmilerdir. Yargıtay 21 Aralık 1998 tarihinde 3 Mart 1998 tarihli kararı  
onamıtır.  
2. Sakçak, Altın, Çelik ve Dal hakkında yürütülen yargı süreci  
DGM Cumhuriyet Savcısı 15 Temmuz 1996 tarihinde TCK’nın 168. maddesi uyarınca Fesik  
Sakçak, Maallah Dal ve Sever Altın’ın, TCK’nın 169. maddesi uyarınca Gazi Çelik’in  
mahkumiyetini talep etmitir.  
DGM 12 Haziran 1997 tarihli bir kararla Gazi Çelik’i üç yıl dokuz ay, Fesih Sakçak, Maallah  
Dal ve Sever Altın’ı on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıtır.  
Bavuranlar hakkındaki dosyayı incelemesinin ardından Yargıtay 3 Mart 1998 tarihinde 12  
Haziran 1997 tarihli kararı onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar gözaltı süresinin uzunluğundan ikayetçi olmakta, bu noktada AĐHS’nin 5 § 3.  
maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
AĐHM bu ikayetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı,  
bavurunun kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçenin yer almadığı tespitinde  
bulunmaktadır. Bavurunun kabul edilmesi gerekmektedir.  
B. Esas hakkında  
Hükümet bu davada özellikle gözaltı süresi uygulamasının yasa ile öngörülen sınırları  
amadığını belirtmekte, bu bağlamda, bavuranların itham edildiği ve «kanıtların bir araya  
getirilmesindeki güçlük nedeniyle dosyanın ön hazırlık soruturmasının uzun bir süreyi  
gerektirdiği» terör suçlarına ilikin soruturmanın özel yapısına ve zorluklarına dikkat  
çekmektedir.  
AĐHM, geçmite de birçok defa yetkililerin terör suçlarına ilikin soruturmalarda özel  
sorunlarla karılatıklarını kabul etmitir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-  
Đngiltere kararı, 29 Kasım 1988, seri: A 145-B, s.33 § 61, Murray-Đngiltere kararı 28 Ekim  
1994, seri: A no: 300-A, § 58; Aksoy-Türkiye kararı 18 Aralık 1996, 1996-VI, § 78; Sakık ve  
diğerleri-Türkiye kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, § 41, ve Dikme-Türkiye kararı, no:  
20869/92, AĐHM 2000-VIII). Bununla birlikte bu durum 5. madde uyarınca, yetkililere terör  
suçu ilendiğini belirttikleri her durumda zanlıları iç hukuk mercilerinin ve Sözleme  
Organlarının kontrolü dıında tutuklama ve gözaltına alma serbestisi tanımamaktadır (Bkz.  
mutatis mutandis, sözü edilen Murray kararı, § 58).  
3
AĐHM, gözaltı süresinin sırasıyla Anyığ, Kılınç, Demir ve Đlhan için altı gün, Altın için on  
gün, Çelik, Sakçak ve Dal için on bir gün olduğunu gözlemlemektedir.  
AĐHM, daha önce de 5 § 3. maddede belirlenen kati sınırların ötesinde, teröre karı ilenen  
kolektif suçların cezalandırılması amaçlansa dahi hukuki denetim olmaksızın gözaltı süresinin  
dört gün altı saat olduğu sonucuna varıldığını hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Brogan ve  
diğerleri kararı, s. 33, § 62).  
AĐHM, bavuranların «yetkili bir hakim önüne» çıkarılmaksızın altı, on ve on bir gün süreyle  
tutulu bulundurulmasını kabul edememektedir.  
Bu nedenle, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 6 §§ 1. VE 3 c) MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuranlar mahkumiyetlerinin ikence altında vermioldukları itiraflara dayalı olduğundan  
ikayetçi olmakta, savunmalarını hazırlaması için bir avukat bulundurma hakkından  
yararlanamadıklarını iddia etmektedirler. Bavuranlar bu yönde AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 c)  
maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.  
Hükümet bu sava karı çıkmaktadır. Hükümet, Bayan Çelik ile 25 Haziran 1996’da karılaan  
Bay Çelik haricinde bavuranların gözaltında bulundukları süre boyunca avukat bulundurma  
talebinde bulunmadıklarını savunmakta ayrıca, bütün bavuranların Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nde olduğu kadar Yargıtay önünde de bir avukat aracılığıyla temsil edildiklerini  
belirtmektedir.  
Yargılamanın adilliği ile ilgili olarak Hükümet, bavuranların suçunu tespit etmek için  
DGM’nin polis tarafından elde edilmibirçok delil unsuruna dayandığının altını çizmektedir.  
AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi’nin 3 c) paragrafında yer alan, 1. paragrafı da içeren diğer  
unsurların yanı sıra adil yargılanma hakkını güvence altına aldığını hatırlatmaktadır (Bkz.  
Imbrioscia-Đsviçre kararı, 24 Kasım 1993, seri: A, no: 275, s. 13, §§ 36–37). 6 § 3 c) maddesi  
her sanık «en azından kendi kendini savunma veya bir temsilci aracılığıyla temsil edilme  
hakkına sahiptir (…)» dese de bunun koullarını belirtmemi, Savunmacı Devletlere kendi  
hukuk sistemleri içinde bu noktayı güvence altına alacak vasıtaları seçme serbestisini  
tanımıtır. AĐHM’ye düen sorumluluk adil bir yargılama gereklerinin uygulanıp  
uygulanmadığını tespit etmektir (Bkz. Quaranta-Đsviçre kararı, 24 Mayıs 1991, seri: A no:  
205, s. 16, § 30).  
AĐHM ayrıca, dava olaylarına ve yargı sürecinin özel koullarına bağlı olarak süren  
soruturmada AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 c) maddesinin uygulanma biçimlerinin altını çizmektedir.  
6. madde uyarınca arzu edilen –adil yargılama– düzeyine erimek için sözü edilen davada iç  
hukuktaki yargı süreçlerinin tamamının dikkate alınması gerekir (Bkz. sözü edilen Imbrioscia,  
s. 14, § 38).  
AĐHM, yargılamanın her aamasında itiraflarda bulunan Anyığ haricinde bavuranların  
gözaltında maruz kaldıkları baskılar nedeniyle iddialarında ayrıntılara girmeksizin polise  
4
verdikleri ifadeleri inkâr ettiklerini gözlemlemektedir. Adı geçenler Devlet Güvenlik  
Mahkemesi önünde terörist örgüt ile hiçbir bağlarının olmadığını beyan etmekle  
yetinmilerdir.  
Avukat bulundurma hakkından yararlanılmadığı iddiasıyla ilgili olarak AĐHM, bavuranlara  
DGM önünde olduğu kadar Yargıtay karısında da yasal temsilcilerinin kendilerine elik  
ettiğini not etmektedir.  
Bavuranlar görülerini ve kanıt unsurlarını sundukları, görgü tanıklarını dinlettikleri  
çekimeli bir yargı sürecinde mahkum edilmilerdir. Ayrıca, bavuranların suçluluğunu  
ispatlamak için mahkeme özellikle Anyığ’ın hakim karısındaki itiraflarına, diğer bavuranlar  
için suç ortağı sanıkların ifadelerine, olay yeri tespit tutanağına ve kesin delillere dayanmıtır.  
Dava dosyasında yer alan unsurların genel olarak incelenmesinden AĐHM bavuranların adil  
bir yargılanma hakkından yoksun kalmadıklarına itibar etmektedir. Bu koullar çerçevesinde,  
bavurunun bu bölümünde AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerinin ihlali bulunmamaktadır (Bkz.  
örneğin Yılmaz Karaka-Türkiye kararı, no: 68909/01, 9 Kasım 2004).  
Bavurunun bu bölümünün dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4.  
maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Bavuranlar manevi tazminat olarak u miktarları talep etmektedirler: Anyığ 23.000 Euro,  
Kılınç 23.000 Euro, Demir, 13.000 Euro, Đlhan 13.000 Euro, Sakçak 25.000 Euro, Dal 25.000  
Euro, Altın 24.500 Euro ve Çelik 15.000 Euro.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmıtır.  
AĐHM, sözkonusu olayların koulları ve AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun  
olarak bavuranların her biri Anyığ, Kılınç, Demir ve Đlhan için 1.000 Euro, Altın için 3.000  
Euro, Çelik, Sakçak ve Dal için 3.500 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlatırmıtır.  
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuranlar iç hukukta ve AĐHM nezdinde yapmıolduğu harcamalar için toplam 3.000 Euro  
talep etmektedirler.  
Hükümet bu miktarı aırı olarak değerlendirmitir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre ve hakkaniyete uygun olarak yargı giderleri için  
bavuranlara toplam 1.500 Euro ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
5
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1.AĐHS’nin 5 § 3. maddesine ilikin ikayetin kabuledilebilir, bunun dıında kalan ikayetin  
kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin;  
i.  
manevi tazminat olarak bavuranların her biri Anyığ, Kılınç, Demir ve Đlhan için  
1.000 (bin) Euro, Altın için 3.000 (üç bin) Euro, Çelik, Sakçak ve Dal için  
3.500’er (üç bin beyüz) Euro;  
ii.  
masraf ve harcamalar için bavuranlara toplam 1.500 (bin beyüz) Euro  
ödemesine;  
iii.  
yukarıda belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
4. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 23 Mart 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
6