COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
AMUTGAN – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no. 5138/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
3 ubat 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
AMUTGAN – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 5138/04 no’lu davanın nedeni Nusret Amutgan  
adlı T.C. vatandaının (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 29  
Aralık 2003 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin  
Sözleme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Gaziantep Barosu avukatlarından B. Özpolat tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1970 doğumludur ve halen Gaziantep H-tipi Cezaevi’nde hapis cezası  
çekmektedir.  
Bavuran, 27 Nisan 1998 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülen bir  
askeri operasyon sırasında PKK mensubu olduğu üphesiyle yakalanıp gözaltına alınmıtır.  
Bir jandarma karakolunda gözaltına alınan bavuran, avukatı bulunmadığı halde sorgulanmıꢁ  
ve ayrıntılı ifadesi kelimesi kelimesine tutanağa geçirilmitir. Đfadeye göre bavuran 13 ubat  
1995 tarihinde PKK’ya katılmıve o tarihten bu yana birtakım silahlı eylem  
gerçekletirmitir.  
6 Mayıs 1998 tarihinde bavuran savcı ve sonrasında sorgu hakimi karısına çıkarılmı,  
avukatsız yapılan bu sorgular sırasında bavuran, jandarmaya verdiği ifadesini teyit etmive  
birtakım silahlı eylemler yaptığını tekrarlamıtır. Bavuran sorgu hakiminin kararı ile  
tutuklantır.  
15 Haziran 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı, hazırladığı  
iddianamede bavuranı devlet topraklarının bir kısmını devlet idaresinden ayırmak amacıyla  
faaliyette bulunmakla suçlamı, TCK’nın 125. maddesi uyarınca ölüm cezası ile  
cezalandırılmasını talep etmitir.  
Bavuran ve diğer 7 sanığın yargılaması 20 Ağustos 1998 tarihinde Diyarbakır DGM’de  
balamı, yargılama sırasında bavuran avukatı tarafından temsil edilmitir. Mahkemeye  
PKK’ya 1995 yılında katıldığını ve askeri eğitim aldığını ifade etmitir. Aleyhinde getirilen  
belli suçlamaları kabul etmitir. Bavuran durumalarda ayrıca jandarma karakolunda verdiği  
ifadeye parmak basmaya zorlandığını söylemitir.  
28 Kasım 2002 tarihinde Diyarbakır DGM bavuranı atılı suçlardan mahkûm etmive  
ölüm cezasına çarptırmıtır. Ölüm cezası ömür boyu hapse çevrilmitir. Mahkeme diğer  
hususların yanı sıra bavuranın yakalanmasından sonra ve mahkemede alınan ifadelerine  
dayanarak birtakım yasadıı eylemlerde bulunduğu ve bazı köy korucularının kaçırılması ve  
öldürülmesi eylemlerinde yer aldığını tespit etmitir.  
16 Eylül 2003 tarihinde Yargıtay bavuranın itirazını reddetmitir.  
1
AMUTGAN – TÜRKĐYE KARARI  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, gözaltında avukat hakkından mahrum bırakılması nedeniyle savunma  
haklarının ihlal edildiğini iddia etmi, iddiasını AĐHS’nin 6/3 (c) iddiasına dayandırmıtır.  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, bavurunun baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Bavuran gözaltında avukat yardımı hakkına getirilen kısıtlamanın adil yargılanma  
hakkını ihlal ettiğini ifade etmitir. Okuma-yazması olmadığını, bu nedenle jandarma  
tarafından alınan ifadesinde ne yazdığını bilmediğini savunmutur. Ayrıca ifadesinin  
kendisine okunmadığını ve onaylaması amacıyla ifadeye parmak basmaya zorlandığını ifade  
etmitir.  
Hükümet öncelikle yargılamanın adil olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın  
tamamının dikkate alınması gerektiğini savunmutur. DGM ve Yargıtay önündeki  
yargılamada bir avukat tarafından temsil edilmiolması nedeniyle bavuranın adil yargılanma  
hakkı ihlal edilmemitir. Hükümet ayrıca okuma-yazma bilmemesi nedeniyle jandarmada  
alınan ifadesinin bavurana okunduğunu belirtmitir. Gözaltı süresince yaptığı itirafların  
bavuranın mahkûmiyetinin tek dayanağı olmadığının altını çizmilerdir.  
AĐHM, Salduz – Türkiye ([BD], no. 36391/02) kararında ortay koyduğu temel ilkeleri  
hatırlatır.  
Mevcut davada AĐHM, bavuranın avukata eriimine getirilen kısıtlamanın sistematik  
olduğu ve bunun DGM’lerin yetki alanına giren bir suçla bağlantılı olarak gözaltına alınan  
herkese uygulandığını kaydeder. AĐHM, bavuranın tutukluluğundan sonra ve müteakip  
yargılamada bir avukata eriiminin ve iddia makamının görülerine itiraz etme imkânının  
bulunduğunu gözlemler. Ne var ki Diyarbakır DGM bavuranı mahkûm ederken ağırlıklı  
olarak bavuranın gözaltında, bir avukat olmadığı halde alınan ifadelerine dayanmıtır.  
Dolayısıyla somut davada bavuran üphesiz sözkonusu ifadelere ilikin olarak avukata  
eriimine getirilen kısıtlamadan etkilenmitir. Daha sonra bir avukatın sağladığı yardım ya da  
müteakip yargılamanın çekimeli niteliği bu eksikliği giderememitir.  
Sonuç olarak bavuranın aleyhindeki delillere yargılama ve temyiz aamasında itiraz  
etme imkânı bulunmasına rağmen gözaltında avukattan mahrum bırakılması savunma  
haklarını onarılamaz ekilde etkilemitir.  
Dolayısıyla mevcut davada AĐHS’nin 6/3 (c) maddesi, 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak  
ihlal edilmitir.  
2
AMUTGAN – TÜRKĐYE KARARI  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran 15,000 Yeni Türk Lirası (YTL) (yaklaık 7,700 Euro) maddi, 30,000 YTL  
manevi tazminat talep etmi, Hükümet taleplere karı çıkmıtır.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı  
kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle  
bavurana 1,500 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun bulmaktadır.  
AĐHM, bavuranın talep etmesi halinde yargılamanın AĐHS’nin 6/1 maddesi gereklerine  
uygun olarak yeniden yapılmasının en uygun telafi ekli olacağı görüündedir (bkz. mutatis  
mutandis, Gençel – Türkiye, no. 53431/99; Salduz, yukarıda anılan).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranın avukatı, Gaziantep Barosu’nun ücretler tarifesine dayanarak davanın  
hazırlanması ve AĐHM önünde temsili için yapılan 21 saatlik çalıma ücretine tekabül eden  
8,400 YTL’lik (yaklaık 4,300 Euro) masraf ve giderin ödenmesini talep etmitir. Ayrıca  
masraf ve giderler için 1,825 YTL (yaklaık 940 Euro) talep etmitir. Bu bağlamda tercüme  
için ödenmi325 YTL’lik (yaklaık 167 Euro) bir fatura ibraz etmitir.  
Hükümet taleplere karı çıkmıtır.  
AĐHM’nin içtihadına göre bir bavuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AĐHM  
bavurana bu balık altında 1,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
3
AMUTGAN – TÜRKĐYE KARARI  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Bavuranın gözaltında avukat yardımından yararlanmaması nedeniyle 6/1 maddesiyle  
bağlantılı olarak AĐHS’nin 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) Sorumlu devletin bavurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere:  
(i) 1,500 Euro (bin beyüz Euro) manevi tazminat;  
(ii) 1,000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve giderleri;  
(iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 3 ubat 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
4