Mevcut baꢀvuruda, sözü edilen meblağ iç hukuktaki mahkemelerin kararlarına uygun olarak
baꢀvurana ödenmiꢀtir. Bununla birlikte, ödeme icra baꢀvurusunun yapılmasından sonra ve
Yargıtay’ın nihai kararının ardından yaklaꢀık bir yıldan fazla bir süre sonunda ödeme
gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Bu ödeme, ayrıca, baꢀvurana uygun bir telafi sunmamaktadır.
Bu koꢀullar çerçevesinde AĐHM, baꢀvuranın Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlaliyle
mağdur olduğunu öne sürebileceğini belirtmektedir.
b. Đç hukuk yollarının tüketilmemesi hakkında
AĐHM, yerleꢀik içtihadına göre kesinleꢀmiꢀ yargı kararı sonucu Devlet karꢀısında alacaklı
konumundaki bir kiꢀinin tazminatını alabilmek için icra sürecini baꢀlatması zorunluluğunun
uygun bir yöntem olmadığını hatırlatır (Bkz. Metaxas-Yunanistan kararı, no: 8415/02, 27
Mayıs 2004; son olarak Mehmet Sait Kaya-Türkiye kararı no: 17747/03, 25 Temmuz 2006).
Dolayısıyla bu itiraz kabul edilmemektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
2. Fulya Apaydın
AĐHM, takip eden gerekçelerle ꢀikayetin bu kısmının kabuledilemez ilan edilmesi gerektiği
doğrultusunda Hükümetin baꢀvuranın mağdur sıfatının bulunmadığı ve iç hukuk yollarının
tüketilmediği yönündeki itirazlarını incelemeyi gerekli görmemektedir.
AĐHM, 21 Ocak 2002 tarihinde nihai hale gelen Ağır Ceza Mahkemesi’nin 6 Eylül 2001
tarihli kararının Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca bir «mülkü» oluꢀturduğunu ve iç
hukuk mercilerinin nihai hale gelen yargı kararının ardından ödemeyi hemen yapmadığını
anımsatır (Bkz. Angelov-Bulgaristan no: 44076/98, 22 Nisan 2004).
Buna karꢀın, ilgili hesaplama yöntemi (Bkz. mutatis mutandis, Aka-Türkiye kararı 9 Temmuz
1997) ve eldeki ekonomik veriler ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranın uğradığı kaybın 18 Euro’ya
ulaꢀtığı saptamasını yapmaktadır. AĐHM’ye göre Yargıtay kararının tarihindeki alacak değeri
ile ödemenin yapılacağı sıradaki değeri arasındaki farkı oluꢀturan bu miktar önemsizdir ve
baꢀvurunun özel koꢀullarında Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ile güvence altına alınan
hakka yönelik bir zarar olarak sayılamamaktadır (Bkz. mutatis mutandis, Derin-Türkiye
kararı, no: 12225/03, 11 Eylül 2007; Arabacı-Türkiye kararı, no: 65714/01, 7 Mart 2002).
Baꢀvurunun bu kısmı dayanaktan yoksundur ve AĐHS’nin 35/3. ve 4. maddelerinin
uygulanmasına istinaden reddedilmelidir.
B. Esas hakkında
Hükümet baꢀvuranın talebinin ardından yetkililerin mümkün olan en kısa zamanda Münüre
Apaydın’a ödemeyi yaptıklarını savunmaktadır.
AĐHM mevcut durumda Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21 Ocak 2002’de nihai hale gelen 6 Eylül
2001 tarihli kararının baꢀvuranın lehine, bir alacak yarattığı ve bu durumun Ek 1 no’lu
Protokol’ün 1. maddesine uyarınca bir «mülkü» oluꢀturduğunu tespit etmektedir. (sözü edilen
Angelov kararı). Bununla birlikte, adı geçen kendisine ödenecek tazminatı iç hukuktaki nihai
6