yaꢀam hakkının korunması zorunluluğunu yerine getirip getirmediğine karar verilip
verilemeyeceği sorusu ortaya çıkmaktadır.
AĐHM, Zeki’nin yakalanmasının ve gözaltına alınmasının üzerinden on iki yıldan
fazla bir zaman yani benzer davalarda gözlemlenen sürelerden daha uzun bir zaman diliminin
geçtiğini not etmektedir (Bkz., bu bakımdan, Timurtaꢀ, adıgeçen, ve Tanıꢀ ve diğerleri,
adıgeçen, ya da Đrfan Bilgin-Türkiye, no: 25659/94 kararları). Ayrıca mevcut davada,
baꢀvuranların yakınlarının Uludere Đlçe Jandarma Komutanlığı’na sevk edilmeden önce
güvenlik güçleri tarafından yakalandıkları ortaya konulmaktadır. Sonuç olarak, dosyada yer
alan unsurlardan da anlaꢀıldığı üzere, Zeki PKK’ya yardım ettiği ve destek olduğu
gerekçesiyle yakalanmıꢀtır. Olayların meydana geldiği dönemde Türkiye’nin
Güneydoğusu’nda hüküm süren ortam dikkate alındığında, böyle bir kiꢀinin gözetim altına
alınmasının, hayatını tehlikeye atacak türden olduğunun da gözden kaçırılmaması
gerekmektedir. AĐHM’nin iki kararında, mevcut kararda ifade edilen dönemde Türkiye’nin
Güneydoğusu’nda ceza hukukunun sunduğu korumanın etkili olması durumunu sarsan
eksikliklerin, güvenlik gücü memurlarının eylemleri nedeniyle cezalandırılmamalarını
sağladığına ya da bu duruma zemin hazırladığına kanaat getirildiği hatırlatılmaktadır (Kılıç-
Türkiye, no: 22492/93, ve Mahmut Kaya-Türkiye, no:22535/93).
Yukarıda yer alan bilgilerden hareketle AĐHM, baꢀvuranların yakının gözetim altına
alınmasından sonra öldüğünün varsayılmasının uygun olacağı kanaatindedir. AĐHM
baꢀvuranın gözaltına alınmasından sonra neler olduğu ile ilgili hiçbir açıklama yapılmamıꢀ
olması nedeniyle, bu ölümün sorumluluğunun Savunmacı Devlet’e yüklenebileceği
kanaatindedir (Çakıcı kararı). Bu nedenle AĐHS’nin 2. maddesi bu bakımdan ihlal edilmiꢀtir.
2. Ulusal merciler tarafından yürütülen soruꢀturma
Devlet’e “Yetki alanları içinde bulunan herkese AĐHS’de açıklanan hak ve
özgürlükleri tanıma” görevini yükleyen AĐHS’nin 1. maddesi ile birlikte, AĐHS’nin 2.
maddesinin gerektirdiği yaꢀam hakkını koruma zorunluluğu, kuvvete baꢀvurulmasının ölümle
sonuçlandığı hallerde uygun ve etkili bir soruꢀturmanın yürütülmesini gerekli kılmaktadır
(Çakıcı kararı).
Yürütülen soruꢀturma, sorumluların kimliklerinin tespit edilmesini ve
cezalandırılmalarını sağlayacak ꢀekilde etkili olmalıdır. Burada sözkonusu olan kullanılacak
olan yöntem değil ulaꢀılacak olan sonuçtur. Yetkililerin, olaya iliꢀkin olan delillerin
toplanabilmesi amacıyla alabilecekleri tedbirleri almıꢀ olmaları gerekmektedir (Tanrıkulu-
Türkiye, no: 23763/94, ve Salman-Türkiye, no: 21986). Soruꢀturmanın, sorumlunun ya da
sorumluların teꢀhis edilmesini engelleyebilecek her türlü eksikliği, yürütülen soruꢀturmanın
etkili olmadığı sonucuna götürebilir (Aktaꢀ-Türkiye kararı, no: 24351).
Yukarıda sözü edilen zorunluluklar, Devlet memurlarının kuvvete baꢀvurması
nedeniyle kasten adam öldürülmesinin sözkonusu olduğu davalarla ilgilidir fakat onlarla da
sınırlı değildir. Bu zorunluluklar aynı zamanda, bir kimsenin hayati tehlike arz ettiğine kanaat
getirilen koꢀullarda ortadan kaybolduğunda da geçerlidir (Tahsin Acar-Türkiye, no:
26307/95).
Mevcut davada, soruꢀturmayı yürütmekle görevli olan yetkililerin giriꢀimleri tartıꢀma
götürmemektedir. Baꢀvuranların yakınlarının dilekçe vermesi üzerine soruꢀturmayı
yürütmekle görevli olan yetkililer titizlikle hareket etmiꢀ ve kaybolan kiꢀilerin bulunması
7