olduğunda kullanılmalı ve aꢀırı olmamalıdır (diğerlerinin yanı sıra bkz. Kurnaz ve Diğerleri -
Türkiye, 36672/97).
Mevcut davada AĐHM, baꢀvuranın yaralarına, dava dosyasındaki tıbbi raporların da
gösterdiği üzere, baꢀvuranın gözaltına alındığı gün polis memurlarının güç kullanmasının
sebep olduğunu gözlemler. Öte yandan taraflar, baꢀvuranın yaralanmasına gerçekten neyin
yol açtığı konusunda farklı anlatımlar öne sürmüꢀlerdir.
AĐHM, dava dosyasını ve içindeki çeliꢀkili delilleri incelemiꢀ, tarafların sunduğu belgeli
delillerin, makul ꢀüphelerin ötesinde, polisin, görevini ifa sırasında karꢀı karꢀıya geldikleri
sırada baꢀvuranın fiili mukavemetiyle karꢀılaꢀınca aꢀırı güç kullandığı sonucuna varmasına
müsaade etmediği kanısına varmıꢀtır. Bu sonuca ulaꢀırken AĐHM, baꢀvuranın, beklenmedik
geliꢀmelere yol açan rastgele bir operasyon sırasında yaralandığını; gözaltına alındığı gün
meydana gelen yaraların uzun süreli sonuçlar doğurmayan yüzeysel yaralar olduğunu; böyle
bulguların, iki polis memurunun, mevkileri göz önünde bulundurulduğunda önemli biçimde
yaralandıkları dikkate alınırken, baꢀvuranın dövüldüğü iddiasını desteklemek veya bunu
tasdik etmek için yetersiz olduğunu; bu bulguların AĐHM’ye göre tutarlı olduğunu, baꢀvuran,
ağabeyi ve polis memurları arasında fiziksel çatıꢀma meydana geldiğini ve nedenlerine
bakılmaksızın, baꢀvuranın polis memurlarının hareketlerini engellemeye veya durdurmaya
çalıꢀtığını kabul ettiğini göz önünde bulundurmuꢀtur.
AĐHM, esası yönünden AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varır.
Öte yandan, AĐHM, 3. maddenin, “savunulabilir olduğunda” ve “makul ꢀüphe
uyandırdığında”, makamların kötü muamele iddialarını soruꢀturmalarını da gerektirdiğini
yineler (bkz. özellikle Assenov ve Diğerleri - Bulgaristan).
Mevcut davada, AĐHM, delil yetersizliği nedeniyle, polisin görevini ifa ederken
baꢀvuranın fiili mukavemetiyle karꢀılaꢀtığında aꢀırı güç kullandığının kanıtlandığı kanısında
değildir. Ne var ki geçmiꢀteki davalarda hükmettiği gibi, bu durum, ꢀikâyetin, soruꢀturma
yapma pozitif yükümlülüğü gereği, 3. madde bağlamında “savunulabilir” bir iddia olmasına
engel değildir (bkz. Böke ve Kandemir – Türkiye, 71912/01, 26968/02 ve 36397/03). AĐHM,
tıbbi kanıtlar ile baꢀvuranın yetkili ulusal makamlara sunduğu ꢀikâyetin, en azından
yaralanmasının aꢀırı güç kullanımından doğmuꢀ olabileceği yönünde makul bir ꢀüphe
yarattığı kanısındadır. Benzer biçimde, baꢀvuranın ꢀikâyetleri Türk makamlarının etkili bir
soruꢀturma yürütme yükümlülükleri bulunmasıyla ilgili savunulabilir bir iddia teꢀkil etmiꢀtir.
AĐHM, Yargıtay’daki de dahil olmak üzere, yargılama sürecinde, baꢀvuranın
gözaltındayken polis tarafından bir çok kez dövüldüğünü ileri sürdüğünü kaydeder.
Baꢀvuranın 15 ve 19 ꢁubat 2001 tarihinde geçtiği tıbbi muayenelerin, vücudunun çeꢀitli
yerlerinden yaralandığını ortaya koymasına karꢀın, baꢀvuranın iddialarını soruꢀturmak için
giriꢀimde bulunulmamıꢀtır. AĐHM, herhangi bir ꢀekilde, bir suç iꢀlendiği ꢀüphesine yol açan
bir durumla ilgili bilgilendirilen bir cumhuriyet savcısının, Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu’nun 153. maddesi uyarınca, gerekli incelemeleri yaparak olayları soruꢀturmakla
yükümlü olduğunu gözlemler. Bu bağlamda, AĐHM, polisin aꢀırı güç kullandığına iliꢀkin
ciddi bir iddia dikkatlerine getirildiğinde, ulusal makamların, gerekli soruꢀturma tedbirlerini
almamalarını açıklamak için, baꢀvuranın polis memurları hakkında resmi ꢀikâyette
bulunmaması örneğinde olduğu gibi, mağdur olduğu iddia edilen ꢀahsın tutumuna
dayanamayacakları kanısına varır. Bu nedenle AĐHM, baꢀvuranın gözaltındayken kötü
5