COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ARAZ – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 44319/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 44319/04 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Đbrahim Araz’ın (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 8 Kasım 2004 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleme’nin (“AĐHS”) 34.  
maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Đstanbul Barosu  
avukatlarından M. Filorinalı ve Y. Baara tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1981 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuran, 3 Temmuz 1999 tarihinde, 17 yaındayken, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü  
Terörle Mücadele ubesi’nde görevli polis memurları tarafından gözaltına alınmıtır.  
12 Temmuz 1999 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
eski Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesi çerçevesinde, bavuranın yasadıı silahlı terör  
örgütü üyesi olduğunu ileri sürerek bir iddianame düzenlemitir.  
5 Kasım 2001 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, diğer on sanıkla  
beraber bavuranı suçlu bulmutur.  
25 Haziran 2002 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmutur. Bu  
nedenle dava, 2002/220 dosya numarası ile Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne iade  
edilmitir.  
25 Eylül 2003 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, olay tarihinde 18  
yaından küçük olması sebebiyle bavuranın davasının diğer sanıkların davasından (2002/220  
no.lu dava dosyası) ayrılmasına karar vermitir. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi,  
görevsizlik kararı vererek dosyayı Đstanbul Çocuk Mahkemesi’ne göndermitir.  
21 Ekim 2003 tarihinde, Đstanbul Çocuk Mahkemesi, diğer sanıklarla beraber  
yargılanmasının bavuranın lehine olacağı gerekçesiyle dosyayı tekrar Đstanbul Devlet  
Güvenlik Mahkemesi'ne göndermitir.  
10 Aralık 2003 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Đstanbul Çocuk  
Mahkemesi’nin kararını kabul etmive bavuranın dosyasının 2002/220 no.lu dava dosyası  
ile birletirilmesine karar vermitir.  
11 Mayıs 2004 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuranın tahliyesine  
karar vermitir.  
30 Haziran 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5190 No.lu Kanun (16 Haziran  
2004) ile devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılmıtır. Bu nedenle, dosya Đstanbul Ağır Ceza  
2
Mahkemesi'ne gönderilmitir. 27 ubat 2007 tarihinde, ağır ceza mahkemesi bavuranı  
mahkum etmitir.  
Dava dosyasında yer alan bilgiye göre, dava halen Yargıtay önünde derdesttir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, tutukluluk süresinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal  
edildiği konusunda ikayetçi olmutur. Bavuran, ayrıca, AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlali  
nedeniyle doğan zararlarının tazmin edilebileceği bir iç hukuk yolunun bulunmadığı  
gerekçesiyle AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal edildiği konusunda ikayetçi olmutur.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının  
tüketilmediği gerekçesiyle, bavuranın AĐHS’nin 5/5 maddesi uyarınca yapmıolduğu  
ikayetin reddini talep etmitir. Hükümet, yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141/1(d)  
maddesi uyarınca, bavuranın tazminat talebinde bulunabileceğini ileri sürmütür.  
AĐHM, Hükümet’in ön itirazının, bavuranın AĐHS’nin 5/5 maddesi uyarınca yapmıꢀ  
olduğu ikayetin esasıyla ilintili olduğunu kaydeder. Dolayısıyla, AĐHM, bu konunun davanın  
esasıyla birletirilmesine karar verir.  
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bavurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
A. Esas  
1. AĐHS’nin 5/3 maddesi  
Hükümet, bavuranın tutuklu yargılanma süresinin makul olduğunu ileri sürmütür.  
Hükümet, özellikle, suçun ciddiyeti ve bavuranın kaçma veya yeniden suç ileme riskleri  
nedeniyle bavuranın tutuklu yargılanması gerektiğini ileri sürmütür.  
AĐHM, AĐHS’nin 5/1(a) maddesi uyarınca bavuranın mahkum edilmesinden sonraki  
tutukluluk süresini (5 Kasım 2001-25 Haziran 2002 tarihleri arası) tutuklu yargılandığı toplam  
süreden dütükten sonra, söz konusu davada göz önünde bulundurulması gereken sürenin dört  
yıl iki aydan fazla olduğunu kaydetmitir (Solmaz / Türkiye, no. 27561/02).  
AĐHM, söz konusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada, sıklıkla  
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalini tespit etmitir (Gökçe Demirel / Türkiye, no. 51839/99;  
Bayam / Türkiye, no. 26896/02).  
Elindeki belgelerin tamamını inceleyen AĐHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca  
varması için Hükümet’in ikna edici herhangi bir kanıt veya iddia ortaya koymadığı  
3
kanaatindedir. AĐHM, konuyla ilgili içtihadını gözönünde bulundurarak, sözkonusu davadaki  
tutuklu yargılanma süresinin çok uzun olduğuna karar vermitir.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmitir.  
2. AĐHS’nin 5/5 maddesi  
AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin 1. , 2. , 3. veya 4. paragraflarına aykırı olarak  
gerçekletirilen özgürlükten yoksun bırakma nedeniyle tazminat talep edilebildiği durumda  
AĐHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafına riayet edilmiolacağını hatırlatmaktadır (Wassink /  
Hollanda, 27 Eylül 1990). Bu nedenle AĐHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafında ifade edilen  
tazminat hakkı, sözkonusu paragraflardan birinin ihlalinin ulusal makamlar veya AĐHM  
tarafından ortaya konduğunu varsaymaktadır.  
Bu bağlamda, AĐHM, söz konusu davada bavuranın serbest bırakılma hakkının ihlal  
edildiğini kaydeder. AĐHM, AĐHS’nin 5/5 maddesinin uygulanabilir olduğuna karar verir.  
Dolayısıyla, AĐHM, söz konusu davada, Türk hukukunun AĐHS’nin 5. maddesinin ihlali  
karılığında bavurana uygulanabilir bir tazminat hakkı sağlayıp sağlamağı hususunu  
değerlendirmelidir.  
AĐHM, yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141/1(d) maddesinde, kanuna uygun  
olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre  
içinde hakkında hüküm verilmeyen kiilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten  
isteyebileceklerinin belirtildiğini kaydeder. Bununla birlikte, AĐHM, aynı kanunun 142/1  
maddesinde, ilgili ceza yargılamasının sonlandırılmasının ardından tazminat isteminde  
bulunulabileceğinin belirtildiğini kaydeder. Dolayısıyla, bu davada olduğu gibi, yerel  
mahkeme önündeki yargılama derdest iken söz konusu hukuk yoluna bavurulamaz (Kürüm /  
Türkiye, no. 56493/07).  
AĐHM, yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, AĐHS’nin 5/3 maddesine aykırı olarak  
özgürğünden mahrum bırakılan bavurana AĐHS’nin 5/5 maddesinde öngörüldüğü gibi  
uygulanabilir bir tazminat hakkı sağlamadığına karar verir.  
Dolayısıyla, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddederek AĐHS’nin 5/5 maddesinin  
ihlal edildiği sonucuna varır.  
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, aleyhindeki ceza yargılamasının makul bir süre içerisinde  
sonlandırılmadığını iddia ederek AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği konusunda ikayetçi  
olmutur.  
Hükümet, yerel mahkemelerin, bavuranın davasını “makul süre” artına uygun olarak  
incelediklerini bildirmitir.  
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
4
AĐHM, esasa ilikin olarak, söz konusu yargılamanın 3 Temmuz 1999 tarihinde  
baladığını ve dava dosyasında yer alan bilgiye göre, yargılamanın halen Yargıtay önünde  
derdest olduğunu kaydeder. Dolayısıyla, yargılama, iki aamalı olarak on yıl sekiz aydır  
devam etmektedir.  
AĐHM, söz konusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada sıklıkla  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmitir (Hasan Döner / Türkiye, no. 53546/99; Uysal  
ve Osal / Türkiye, no. 1206/03; Can ve Gümü/ Türkiye, no. 16777/06). AĐHM, söz konusu  
dava koullarında farklı bir sonuca varması için herhangi bir gerekçe bulunmadığı  
kanaatindedir. Sonuç olarak, bavuran aleyhindeki ceza yargılamasının uzun sürmesi  
nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat ve yargılama giderleri  
Bavuran, manevi tazminat olarak 15,000 Euro, AĐHM önündeki yargılama masraf ve  
giderleri için 4,900 Euro talep etmitir. Bavuran, yargılama giderlerine ilikin talebini  
desteklemek üzere, avukatının söz konusu bavuru için on sekiz buçuk saat çalığını  
gösteren bir belge sunmutur.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmitir.  
Bavuranın tek baına tespit edilen ihlalle telafi edilemeyecek düzeyde manevi zarar  
görmüolabileceğini kabul eden AĐHM, adil temellere dayanarak, bavurana manevi tazminat  
olarak 6,900 Euro ödenmesine karar verir.  
AĐHM, yargılama masraf ve giderleriyle ilgili olarak, bir bavuranın gerçekliğini ve  
gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebileceğini hatırlatır.  
AĐHM, sözkonusu davada, elindeki sınırlı sayıdaki belgeye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak,  
yargılama masraf ve giderleri karılığında bavurana 1,000 Euro ödenmesine karar verir.  
Ayrıca, tarafların verdiği bilgiye göre, bavuran aleyhindeki ceza yargılaması halen  
derdesttir. Bu koullar altında, AĐHM, tespit edilen ihlale son vermenin en uygun yolunun,  
adaletin iyi idaresinin gerekleri dikkate alınarak davanın mümkün olan en kısa sürede  
görülmesi olacağı kanaatindedir (mutatis mutandis, Yakıan / Türkiye, no. 11339/03; Batmaz /  
Türkiye, no. 34997/06).  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/3, 5/5 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğine;  
5
3. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet  
tarafından bavurana manevi tazminat olarak 6,900 Euro (altı bin dokuz yüz Euro),  
yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin  
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal  
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6