II. AĐHS’ NĐN 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜNÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Sözkonusu ꢀikayetin kabuledilebilirliğine iliꢀkin olarak, Hükümet, iç hukuk yollarının
tüketilmediğini savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, 26 Aralık 2006 tarihinde,
kamulaꢀtırmayı yapan idarenin 270,32 YTL’lik tutarı icra dairesi dosyasına ödediğini ancak
baꢀvuran tarafın takip etmemesi nedeniyle sözkonusu icra takibinin kayıttan düꢀmesinden
dolayı sözkonusu giriꢀimin sonuçsuz kaldığını hatırlatmaktadır. Hükümet, baꢀvuranların,
Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile sunulan baꢀvuru yolunu kullanmıꢀ olmaları gerektiği
görüꢀündedir. Sözkonusu baꢀvuru yolunu kullanmamalarından dolayı, Hükümet’e göre,
AĐHS’nin 35. maddesinin gerektirdiği ꢀekilde baꢀvuranların iç hukuk yollarını tükettikleri
düꢀünülemez.
Hükümet, ayrıca, Yargıtay karar tarihi olan 18 Mayıs 1999 tarihinden itibaren altı aylık süre
içerisinde AĐHM’ye baꢀvuruda bulunulmadığı kanaatindedir.
Baꢀvuranlar, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadırlar.
Đç hukuk yollarının tüketilmesine iliꢀkin olarak, öncelikle AĐHM, baꢀvuranların iddia ettikleri
zarara tekabül etmeyen bir miktara iliꢀkin icra takibi dosyasının ilk ödeme tarihinden yaklaꢀık
yedi yıl sonra 2006 yılında kapanmıꢀ olmasının tek baꢀına, AĐHM’ye sundukları ꢀikayet ile
ilgili olarak baꢀvuranların iç hukuk yollarını tüketmedikleri sonucuna ulaꢀmak için yeterli
gerekçe oluꢀturmadığı kanaatindedir. Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile öngörülen iç
hukuk yolu ile ilgili olarak ise, AĐHM, sözkonusu baꢀvurunun etkisiz niteliğini hatırlatır (
Aka-Türkiye, 23 Eylül 1998 tarihli karar). Dolayısıyla itirazın bu bölümü reddedilmektedir.
Altı ay süresine riayet edilmemesine iliꢀkin olarak ise, Tiryakioğlu-Türkiye (baꢀvuru no:
45436/99, 24 Mayıs 2005) kararında ortaya konmuꢀ olan aynı gerekçeler çerçevesinde
sözkonusu itirazın reddedilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa iliꢀkin olarak ise, AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunların konu olduğu çok sayıda
dava incelemiꢀ ve bu davalarda 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit
etmiꢀtir.
Dava koꢀullarını incelemesinin ardından AĐHM, mevcut davada Hükümet’in davayı farklı
ꢀeklide sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. AĐHM, ulusal
mahkemeler tarafından ödenmesine hükmedilen kamulaꢀtırma bedelinin ödemesindeki
gecikmenin idareye isnat edilebileceğini tespit etmektedir. Kamulaꢀtırma bedelinin gecikmeli
olarak ödenmesi baꢀvuranları mülkiyetin kamulaꢀtırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha
uğratmıꢀtır. Bu gecikme, AĐHM’yi, baꢀvuranların toplum yararının gerektirdikleri ile
mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan
alıꢀılmıꢀın dıꢀında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları yönünde düꢀünmeye
sevk etmektedir.
3