CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ARGUNHAN -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:27045/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
3 Mart 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (27045/02) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaları) Faruk Argunhan, Yüksel Argunhan ve Süleyman Argunhan’ın (bavuranlar)  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 2 Nisan 2002 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Bavuranlar, Ankara Barosu avukatlarından B. Mugan tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
27 Kasım 1996 tarihinde, Devlet Su Đꢀleri Genel Müdürlüğü (idare) Sungurlu’da (Çorum)  
bulunan bavuranlara ait bir taınmazı kamulatırmıtır.  
13 Aralık 1996 tarihinde, idare tarafından ödenen miktardan memnun olmayan bavuranlar  
Sungurlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bedel artırım davası açmılardır.  
17 Aralık 1998 tarihli bir kararla, mahkeme bavuranları kısmen haklı bulmuve taınmazın  
idareye devir tarihinden itibaren ileyecek gecikme faizi ile birlikte bavuranlara 569.050.000  
TL ek kamulatırma bedeli ödenmesine karar vermitir.  
18 Mayıs 1999 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
Bilahare, bavuranların talebi üzerine, yetkili icra dairesi, idare hakkında ödeme emri  
çıkarttır.  
17 Haziran 1999 tarihinde, idare bavuranlara, 1.117.599.000 TL ödemitir.  
26 Aralık 2006 tarihinde, kamulatırmayı yapan idare 270,32 YTL tutarındaki ek miktarı icra  
dosyasına ödemitir. Ancak, bu süre zarfında dosyanın kayıttan dümesi nedeniyle sözkonusu  
miktar dosyaya eklenememitir.  
18 Nisan 2007 tarihinde, bavuranların talebi üzerine, 270,32 YTL tutarındaki ödeme  
bavuranlara ödenmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar, ulusal makamların, mallarına saygı haklarını etkili kılmak için gerekli tedbirleri  
almamaları nedeniyle adil yargılanma hakkından yararlanamamaktan ikayetçilerdir.  
AĐHM, mesnedi bulunmayan sözkonusu ikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu  
gerekçesi ile AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uyarınca reddedilmesi gerektiği  
tespitinde bulunmaktadır.  
2
II. AĐHS’ NĐN 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜNÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
Sözkonusu ikayetin kabuledilebilirliğine ilikin olarak, Hükümet, iç hukuk yollarının  
tüketilmediğini savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, 26 Aralık 2006 tarihinde,  
kamulatırmayı yapan idarenin 270,32 YTL’lik tutarı icra dairesi dosyasına ödediğini ancak  
bavuran tarafın takip etmemesi nedeniyle sözkonusu icra takibinin kayıttan dümesinden  
dolayı sözkonusu giriimin sonuçsuz kaldığını hatırlatmaktadır. Hükümet, bavuranların,  
Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile sunulan bavuru yolunu kullanmıolmaları gerektiği  
görüündedir. Sözkonusu bavuru yolunu kullanmamalarından dolayı, Hükümet’e göre,  
AĐHS’nin 35. maddesinin gerektirdiği ekilde bavuranların iç hukuk yollarını tükettikleri  
ünülemez.  
Hükümet, ayrıca, Yargıtay karar tarihi olan 18 Mayıs 1999 tarihinden itibaren altı aylık süre  
içerisinde AĐHM’ye bavuruda bulunulmadığı kanaatindedir.  
Bavuranlar, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadırlar.  
Đç hukuk yollarının tüketilmesine ilikin olarak, öncelikle AĐHM, bavuranların iddia ettikleri  
zarara tekabül etmeyen bir miktara ilikin icra takibi dosyasının ilk ödeme tarihinden yaklaık  
yedi yıl sonra 2006 yılında kapanmıolmasının tek baına, AĐHM’ye sundukları ikayet ile  
ilgili olarak bavuranların iç hukuk yollarını tüketmedikleri sonucuna ulamak için yeterli  
gerekçe oluturmadığı kanaatindedir. Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile öngörülen iç  
hukuk yolu ile ilgili olarak ise, AĐHM, sözkonusu bavurunun etkisiz niteliğini hatırlatır (  
Aka-Türkiye, 23 Eylül 1998 tarihli karar). Dolayısıyla itirazın bu bölümü reddedilmektedir.  
Altı ay süresine riayet edilmemesine ilikin olarak ise, Tiryakioğlu-Türkiye (bavuru no:  
45436/99, 24 Mayıs 2005) kararında ortaya konmuolan aynı gerekçeler çerçevesinde  
sözkonusu itirazın reddedilmesi gerekmektedir.  
Sonuç olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Esasa ilikin olarak ise, AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunların konu olduğu çok sayıda  
dava incelemive bu davalarda 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit  
etmitir.  
Dava koullarını incelemesinin ardından AĐHM, mevcut davada Hükümet’in davayı farklı  
eklide sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. AĐHM, ulusal  
mahkemeler tarafından ödenmesine hükmedilen kamulatırma bedelinin ödemesindeki  
gecikmenin idareye isnat edilebileceğini tespit etmektedir. Kamulatırma bedelinin gecikmeli  
olarak ödenmesi bavuranları mülkiyetin kamulatırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha  
uğratmıtır. Bu gecikme, AĐHM’yi, bavuranların toplum yararının gerektirdikleri ile  
mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan  
alıılmıın dıında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları yönünde düünmeye  
sevk etmektedir.  
3
Bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLECEĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesi bağında, bavuranlar, 10.000 Euro maddi ve 10.000 Euro manevi  
tazminat talep etmektedirler.  
Hükümet, sözkonusu miktarlara itiraz etmektedir.  
Akkukararında benimsenen hesaplama yöntemini dikkate alarak ve ilgili ekonomik veriler  
ıığında, AĐHM, bavuranlara ortaklaa olarak 670 Euro maddi tazminat ödenmesine  
hükmetmektedir.  
Manevi tazminata ilikin olarak ise, AĐHM, mevcut dava koullarında, ihlal tespitinin  
kendisinin yeterli adil tatmin oluturduğu kanaatindedir.  
Yargılama masraf ve giderlerine ilikin olarak, bavuranlar hiçbir talepte bulunmamılardır.  
Bu itibarla, AĐHM, yargılama masraf ve giderlerine ilikin bavuranlara tazminat ödemeye  
gerek olmadığı kanaatindedir.  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK; AĐHM; OYBĐRLĐĞĐYLE;  
1. AĐHS’nin 1 No’lu Ek Protokol’ünün 1. maddesi kapsamında yapılan ikayetinin  
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 1 No’lu Ek Protokol’ünün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere, her  
türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından bavurana 670 Euro (altı  
yüz yetmiEuro) maddi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 3 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4