Dolayısıyla, AİHM, AİHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca başvurunun
sözkonusu kısmını kabuledilemez ilan etmektedir.
Mevcut davaya AİHS’nin 6/1 maddesinin ilgili kısımları uygulanmaktadır.
AİHM, Türk Hukuk düzeninin, yargılamanın hızlanması veya yargılama süresinden şikayetçi
olmak için hiçbir yol sunmadığı tespitinde bulunduğunu hatırlatmaktadır (bkz, Tendik ve
diğerleri-Türkiye, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005). Mevcut davada, AİHM, sözkonusu
davada ulaştığı sonuçlardan sapmayı gerektirecek hiçbir unsur tespit edememektedir ve sonuç
olarak Hükümet’in ön itirazını reddetmektedir. AİHS’nin 35. maddesi uyarınca başka hiçbir
kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eden AİHM, sözkonusu şikayeti kabuledilebilir
ilan etmektedir.
Dikkate alınacak dönem, 29 Eylül 1992 tarihinde başlamıştır ve yargılama halihazırda
derdesttir. Dolayısıyla sözkonusu dönem, iki dereceli yargıda, yaklaşık on yedi yıl bir ay
sürmektedir.
AİHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava
incelemiş ve AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz, Pélissier ve
Sassi-Fransa, başvuru no: 25444/94). Takdirine sunulan unsurları değerlendirmesinin
ardından, davanın belli bir karmaşıklığı olduğunu kabul eden AİHM, Hükümet’in mevcut
davada başka bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı kanaatine
varmaktadır. Sonuç olarak AİHM, mevcut davada, ihtilaflı yargılama süresinin uzun olduğu
ve “makul süre” gerekliliğini karşılamadığı kanaatindedir. Dolayısıyla AİHS’nin 6/1 maddesi
ihlal edilmiştir.
AİHS’nin 41. maddesi ile ilgili olarak, başvuran, 60.000 Euro manevi tazminat ve 5.500 Euro
yargılama masraf ve gideri talep etmektedir.
Hükümet, AİHM’yi sözkonusu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
Yukarıda tespit edilen ihlal göz önüne alındığında başvuranın belli bir manevi zarara maruz
kalması nedeniyle, AİHM, hakkaniyete uygun olarak, başvurana, 14.000 Euro ödenmesine
hükmetmektedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile olarak, AİHM, başvuran tarafından, iletilen çalışma saatleri
hesap dökümünü göz önüne almakta ve hakkaniyete uygun olarak, başvurana 1.000 Euro
yargılama masraf ve gideri ödenmesine hükmetmektedir1 (İzzet Özcan-Türkiye, başvuru no:
10324/05, 28 Temmuz 2009).
AİHM, taraflar tarafından sunulan bilgilere göre, davanın halen ulusal mahkemeler önünde
derdest olduğunu kaydetmektedir. Şayet sözkonusu durum halen devam etmekte ise, AİHM,
tespit edilen ihlali gidermek için en uygun yolun, adaletin tecelli etmesi gerekliliğini göz
önüne alarak mümkün olduğunca ivedi bir şekilde davanın sonlandırılması olacağı
kanaatindedir (Yakışan-Türkiye, başvuru no: 11339/03, 6 Mart 2007).
1 4 Mart 2010 tarihinde düzeltilmiştir. “AİHM, herhangi bir belge sunulmaması nedeniyle yargılama masraf ve
giderlerine ilişkin talebi reddetmektedir” cümlesi sözkonusu hüküm ile değiştirilmiştir.