Esasa iliꢀkin olarak ise AĐHM, baꢀvuranların ꢀikayetçi oldukları davanın 15 Mayıs 1968
tarihinde baꢀladığını ve dosyada taraflar tarafından sunulan bilgiye göre halen sona
ermediğini kaydetmektedir. Türkiye’nin kiꢀisel baꢀvuru hakkını tanıdığı 28 Ocak 1987’ye
kadar tek dereceli yargıda on sekiz yıldan fazla bir süre, bu tarihten de bugüne kadar yaklaꢀık
yirmi iki yıl geçmiꢀtir. AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda
dava incelemiꢀ ve konuya iliꢀkin yerleꢀik içtihadından doğan kriterleri göz önüne alarak
“makul süre” gerekliliğine riayet edilmediğini tespit etmiꢀtir (Frydlender-Fransa, baꢀvuru no:
30979/96 ve Cankoçak-Türkiye, baꢀvuru numaraları: 25182/94 ve 26956/95, 20 ꢁubat 2001).
Mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için hiçbir unsur bulunmadığını tespit eden AĐHM,
aynı gerekçelerle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini belirler.
II. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
Baꢀvuranlar, 1968 yılından beri taꢀınmazlarından faydalanmamalarından ꢀikayetçi olmakta ve
bu bağlamda 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır. Hükümet, malik sıfatına iliꢀkin olayların
1987 yılından önce meydana gelmesi sebebiyle ꢀikayetin AĐHS hükümleri ile ratione
temporis bakımından bağdaꢀmadığını savunmaktadır.
AĐHM, baꢀvuranların mülkiyet hakkına iliꢀkin davalarının ulusal mahkemeler önünde halen
derdest olduğunu tespit etmektedir. Dosya unsurlarının tamamı incelendiğinde, AĐHM, 1
No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayet hakkında karar verebilmek için
iç hukuktaki yargılamanın sonucunu bilmesi gerektiği kanaatindedir. Ulusal mahkemeler
önündeki yargılamanın halihazırdaki safhasında sözkonusu ꢀikayetin vaktinden önce
sunulduğu sonucuna ulaꢀılmaktadır. AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca iç
hukuk yolları tüketilmediğinden baꢀvuranın 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında
yaptığı ꢀikayet kabuledilemez niteliktedir.
Yukarıda söylenenler göz önüne alındığında AĐHM, Hükümet’in ratione temporis itirazı
hakkında görüꢀ bildirmeye gerek olmadığı kanaatindedir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, 1.600.000 Euro’su gelir kaybı, 1.066.400 Euro’su taꢀınmazın değeri olmak üzere
2.666.400 Euro maddi tazminat ve 1.800.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.
Ayrıca baꢀvuranlar, yargılama masraf ve giderleri olarak 600.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, gerçekliği mesnetten yoksun olduğu için avukatlık ücreti ve masrafların geri ödenmesi
talebini reddetmektedir. Maddi tazminata iliꢀkin olarak AĐHM, tespit edilen ihlalle talep
edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi
reddetmektedir. Buna karꢀın AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi
kolaylıklarına uygulanan üç puanlık gecikme faizi ile birlikte baꢀvuranların her birine 25.000
Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
3