Başvuranların avukatları 13 Eylül 2006 tarihinde, ölen başvuranların mirasçılarının talebi
üzerine 5 Eylül 2006 tarihinde Mardin Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından çıkarılan iki miras
belgesini dava dosyasına koymuşlardır. Şeyhmus Ari ile ilgili olan belgeye göre, Asliye Hukuk
Mahkemesi, Şeyhmus Ari’nin 15 Haziran 2003 tarihinde vefat ettiğini ve Mahmut Ari,
Abdurrahman Ari, Söda Ari ve Hediye Ari’nin yasal mirasçılar olduğunu tespit etmiştir. Fatma
Düzce konusunda ise, Asliye Hukuk Mahkemesi Fatma Düzce’nin 30 Ocak 2003 tarihinde vefat
ettiğini ve Dehle Düzce (Ari), Züheyla Düzce (Yıldırım), Yıldız Düzce (Yıldırım), Naile Düzce,
Mehmet Düzce, Arifa Düzce ve Aynur Düzce’nin (Ortaç) yasal mirasçılar olduğunu tespit
etmiştir. Ayrıca Asliye Hukuk Mahkemesi Fatma Düzce’nin eşi ve diğer mirasçıların babası olan
Harun Düzce’nin 5 Ağustos 1997 tarihinde vefat ettiğini de tespit etmiştir.
Dehle Ari, Züheyla Yıldırım, Fatma Düzce, Yıldız Düzce, Naile Düzce, Mehmet Düzce,
Arifa Düzce ve Aynur Düzce’nin mağdur olduklarını ileri sürüp süremeyecekleri sorunu
hakkında AĐHM, zararın olmadığı durumlarda bile AĐHS’nin gerekliliklerinin yerine
getirilmesinde bir eksiklik bulunduğunun düşünülebileceğinden dolayı, AĐHS’nin 34.
maddesinin “mağdur” olarak dava konusu fiil ya da ihmalin doğrudan etkilediği kişiyi
belirttiğine dair yerleşik içtihadını hatırlatmaktadır (Brumarescu-Romanya, no: 28342/95). Bir
başvuran AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca ancak dava konusu fiil ya da ihmalkarlıktan doğrudan
etkilendiği sürece “mağdur” sıfatını ileri sürebilir. Başvuranın sonuçlardan doğrudan mağdur
olması ya da mağdur olma riski taşıması gerekmektedir (Otto-Preminger-Đnstitut-Avusturya, 20
eylül 1994 tarihli karar, Norris-Đrlanda, 26 Ekim 1988 tarihli karar ve Monnat-Đsviçre, no:
73604/01).
Bu durumda AĐHM, 13 Eylül 2006 tarihinde dava dosyasına konulan ve Fatma
Düzce’nin mirasçılarını gösteren miras belgesinde, mirasçıların, 5 Ağustos 1997 tarihinde
öldükten sonra bile ulusal yargılamalarda taraf olmaya devam eden Harun Düzce’nin de
mirasçısı olarak hareket ettiklerinin belirtildiğini tespit etmektedir (Malhous-Çek Cumhuriyeti,
no: 33071/96). Dolayısıyla Hükümet’in ön itirazının bu kısmını reddetmek yerinde olacaktır.
Hükümet’in, Şeyhmus Ari ve Fatma Düzce’ye ilişkin başvurunun kayıttan düşürülmesi
talebi konusunda AĐHM, mirasçıların AĐHM huzurundaki davaya katılma isteğini dile
getirdiklerini not etmektedir. Dolayısıyla Hükümet’in itirazının geri kalan kısmını reddetmek
yerinde olacaktır.
3. Sonuç
Böylece AĐHM, AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca başvurunun açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AĐHM, başvurunun başka hiçbir kabuledilemezlik
gerekçesiyle ters düşmediğini belirtmektedir. Dolayısıyla başvuruyu kabuledilebilir ilan etmek
yerinde olacaktır.
II. 1 NO’LU PROTOKOLÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDASI HAKKINDA
Başvuranlar, tazminat ödenmeksizin dava konusu mülkiyetten mahrum bırakmanın 1
No’lu Protokol’ün 1. maddesinde belirtilen ilkelere aykırı koşullarda gerçekleştiğini ileri
sürmektedirler.
Başvuranlar, hiçbir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın de facto arsalarına el konulduğunu
ileri sürmektedirler. Başvuranlar hiçbir zaman kendilerine ödemenin yapılmadığını ve
Hükümet’in bu konuda hiçbir kanıt sunmadığını ileri sürmektedirler.