AĐHM, Devletlerin sadece toplantı yapma hakkını korumakla kalmayıp, bu hakkı dolaylı
yoldan usulsüz bir ꢀekilde sınırlandırmaktan da kaçınmalarının gerektiğini hatırlatmaktadır.
Diğer taraftan AĐHM, 11. maddenin esasen kamu güçlerinin, bireyin güvence altına alınan
haklarına keyfi müdahalesine karꢀı korumayı amaçlamakla birlikte, fazladan bu hakların etkili
bir ꢀekilde kullanılmasını sağlamak için pozitif yükümlülük de getirebileceğini
kaydetmektedir (Djavit An, ilgili bölüm, prg.57).
AĐHM, yine bu ilkelerin kamu alanlarında düzenlenen gösteri ve yürüyüꢀler için de
uygulanabileceğini hatırlatmaktadır (Djavit An, ilgili bölüm, prg. 56). Bununla birlikte, kamu
düzeni ve ulusal güvenliğin sağlanması gerekçesiyle, Yüksek Sözleꢀmeci Taraf'ın toplantı
yapılmasını izne bağlaması ve derneklerin faaliyetlerini düzenleyici tedbirler alması, 11.
madde anlayıꢀına ters düꢀmemektedir (Türkiye aleyhine Karatepe ve diğerleri davası, no
33112/04, 36110/04, 40190/04, 41469/04 ve 41471/04, prg. 46, 7 Nisan 2009).
Son olarak, halka açık bir alanda gerçekleꢀtirilen her türlü gösteri günlük yaꢀamın akıꢀını
belirli bir ölçüde bozacak bir karıꢀıklığa ve hasmane tepkilere yol açabilir. Ancak, AĐHM
durumun kurallara aykırı olmasının, tek baꢀına, toplanma özgürlüğüne müdahaleyi haklı
çıkarmayacağı kanaatindedir (Karatepe ve diğerleri, ilgili bölüm, prg. 47).
Mevcut davada, geniꢀ çaplı bir incelemeden sonra AĐHM, dosyada gösterici grubun kamu
düzeni için tehlike yarattığını gösteren hiçbir bir unsur bulunmadığını tespit etmektedir
(Türkiye aleyhine Balçık ve diğerleri davası, no 25/02, prg. 51, 29 Kasım 2007). AĐHM,
polisin göstericilerin il merkezine gelmesini engelleyerek ve sözcülerinin otobüsün yanında
bildiri okuyacağı sırada göstericileri yakalayarak önleyici bir müdahalede bulunduğunu
gözlemlemektedir. Polisin bu önleyici müdahalesi baꢀvuran dahil göstericileri barıꢀçıl bir
toplantı yapma haklarından mahrum bırakmıꢀ ve uygun bir yerde güncel bir konuda yani kürt
sorunu hakkında kamuoyunun dikkatini çekme fırsatını ellerinden almıꢀtır.
AĐHM, AĐHS'nin 11. maddesinde koruma altına alınan toplantı yapma özgürlüğünün
bütünüyle engellenmemesi için, göstericiler ꢀiddet eylemlerine karıꢀmadığı müddetçe, kamu
güçlerinin barıꢀçıl toplantılara hoꢀgörüyle bakmalarının önemli olduğunu yinelemektedir
(Oya Ataman, ilgili bölüm, prg. 42).
Bu itibarla, AĐHM mevcut davada polis müdahalesinin ve baꢀvuran hakkında açılan ceza
davasının orantısız olduğu kanaatine varmaktadır. Ayrıca AĐHM, bu önlemlerin AĐHS'nin 11
maddesinin ikinci paragrafı anlamında kamu düzeninin korunması açısından gerekli
olmadığını kaydetmektedir (Oya Ataman, ilgili bölüm, prg. 43).
Dolayısıyla, bu hüküm ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS'NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuran, maddi tazminat olarak 2 000 Euro ve manevi tazminat olarak 10 000 Euro talep
etmektedir. Baꢀvuran ayrıca, AĐHM önünde görülen yargılama masrafları karꢀılığında 5 000
Euro talep etmektedir. Bu bağlamda, baꢀvuran avukatı ile imzaladığı bir sözleꢀme ile Đstanbul
barosunun ücret baremini sunmaktadır.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmektedir.
7