HUKUK
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, polis memurları tarafından uygulanan kötü muameleden ve haklarında açılan ceza
davalarının yetersizliğinden ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran, AĐHS’nin 3. maddesine atıfta
bulunmaktadır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet, sözkonusu yaraların güvenlik güçleri tarafından meydana geldiğine itiraz
etmemektedir. Ancak Hükümet, sözkonusu yaraların meꢀru bir müdahalenin ve göstericilerin
agresif tutumları ile haklı kılınan orantılı bir gücün ardından meydana geldiğini
belirtmektedir. Hükümet’e göre, sözkonusu yaralar, polis memurları tarafından baꢀvuranın
yakalanması sırasında kullanılan güçten kaynaklanmıꢀ olarak düꢀünülebilir.
AĐHM, bir kiꢀi özgürlüğünden yoksun bırakıldığında veya daha genel olarak güvenlik güçleri
ile karꢀı karꢀıya kaldığında, davranıꢀı gerektirmediği halde kendisine karꢀı fiziksel güç
kullanılmasının insanlık onuruna yönelik bir müdahale olduğunu ve ilke olarak, AĐHS’nin 3.
maddesi ile güvence altına alınan hakka yönelik bir ihlal oluꢀturduğunu hatırlatmaktadır
(Labita-Đtalya, baꢀvuru no: 26772/95, Kartal ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 29768/03, 16
Aralık 2008 ve Kop-Türkiye, baꢀvuru no: 12728/05, 20 Ekim 2009). Dolayısıyla mevcut
davada kullanılan gücün gerekli olup olmadığının araꢀtırılması gerekmektedir. Bu bağlamda
AĐHM, meydana gelen yaralara ve sözkonusu yaraların meydana geliꢀ koꢀullarına özel bir
önem atfetmektedir.
Mevcut davada AĐHM, yakalanmasının ardından baꢀvuranın sağlık muayenelerinden
geçirildiğini ve muayenelerde baꢀvuranın vücudunda yara izlerine ve burnunda kırığa
rastlandığı belirtilmiꢀtir. Olayın ertesi günü, baꢀvuran yeni bir sağlık muayenesinden
geçirilmiꢀ ve sözkonusu muayenede baꢀvuranın vücudunda ilk muayenede tespit edilen
yaralar teyit edilmiꢀ ve baꢀvurana on beꢀ günlük iꢀgöremez raporu verilmesi sonucuna
ulaꢀılmıꢀtır.
Ayrıca AĐHM, tutanaklarda, baꢀvuranın yakalanmasına etkili bir biçimde direnmesine
rağmen, dosyada bulunan hiçbir unsurun, baꢀvuranın davranıꢀının kullanılan gücü kesinlikle
gerekli kıldığını açıkça ortaya koyma imkanı sunmadığını gözlemlemektedir (a contrario,
Kartal ve diğerleri). Nitekim AĐHM, Savcılığın polis memurlarının ifadelerini almadığını ve
sözkonusu yaraların meydana geliꢀ koꢀullarını incelemediğini tespit etmektedir.
Sözkonusu koꢀullarda ve aksine kanıt bulunmadığından, AĐHM, baꢀvurana karꢀı yapılan
ihlallerin keyfi bir nitelik taꢀıdığı ve ağrı ve acılara yol açtığına dair görüꢀü göz ardı
edememektedir; bu itibarla, sözkonusu ihlaller, AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca küçük
düꢀürücü muameleler olarak nitelendirilmektedir. Takdirine sunulan unsurları göz önüne alan
AĐHM, Savunmacı Devlet’in baꢀvuranın vücudunda tespit edilen yararlardan sorumlu olduğu
kanaatindedir.
Sonuç olarak, AĐHS’nin 3. maddesi esas bakımından ihlal edilmiꢀtir.
3