baꢀvuranların mağdur statüsü taꢀımadıklarını savunmaktadır. Đkinci olarak ise Hükümet, idari
yargılama çerçevesinde yetkililerin her türlü eylem ve davranıꢀlarına itiraz etmek için idari
baꢀvuru yoluna sahip olduklarını savunmaktadır.
Baꢀvuranların mağdur sıfatı kapsamında yapılan itiraz ile ilgili olarak, AĐHM, sözkonusu
itirazın AĐHS’nin 11. maddesi ile sıkı sıkıya bağlı olduklarını belirtmekte ve itirazın esasa
eklenmesine karar vermektedir.
Đdari baꢀvuru yollarının tüketilmemesi kapsamındaki Hükümet’in itirazı ile ilgili olarak,
AĐHM, Hükümet’in, AĐHM’nin teoride baꢀvuru yolunun etkili olduğu değerlendirmesinde
bulunma imkanı sağlayan baꢀka kanıt unsurları veya emsal nitelikli davalar sunmadığını
gözlemlemektedir. Dolayısıyla AĐHM, sözkonusu itirazı reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, AĐHM, baꢀvuranların, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüꢀleri
Kanununu çiğnemekten dolayı haklarında açılan ceza davası çerçevesinde, Beyoğlu Asliye
Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldıklarını kaydetmektedir. AĐHM, sözkonusu
yargılamanın, bu gösteriye katılan baꢀvuranların ilgili yasayı ihlal edip etmediklerinin
belirlenmesine iliꢀkin olduğunu gözlemlemektedir. Bu hususta Asliye Ceza Mahkemesi ihlal
olmadığı cevabını vermiꢀ ve baꢀvuranları serbest bırakmıꢀtır. Bu itibarla AĐHM,
baꢀvuranların yapmıꢀ oldukları gibi, altı ay süresi içerisinde baꢀvurularını sunmak için yasal
olarak yargılamanın sonucunu bekleyebilecekleri kanaatindedir. Nitekim AĐHM, Asliye Ceza
Mahkemesi’nin beraat kararının gerekçelerinde baꢀvuranların ꢀikayetine iliꢀkin yani gösteri
haklarını ihlal ederek araya giren güvenlik güçlerinin müdahalelerinin yasaya aykırı olduğu
hususunda bir karar bildirmediğini gözlemlemektedir. Sonuç olarak AĐHM, beraat kararı ile
baꢀvuranların mağdur sıfatlarını kaybetmedikleri kanaatindedir. Dolayısıyla AĐHM, Hükümet
tarafından sunulan itirazı reddetmektedir.
Yukarıda söylenenler ıꢀığında AĐHM, yalnızca baꢀvuranların gösteriye katılmalarına ve basın
açıklaması yapmalarına engel olunmasının, toplantı özgürlüğü haklarını kullanmalarına
yönelik bir müdahale oluꢀturduğu kanaatindedir. Sözkonusu müdahalenin, 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüꢀleri Kanunu ile yasal bir dayanağı bulunmakta ve düzenin ve
baꢀkalarının haklarının korunması gibi AĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı ile meꢀru kabul
edilen iki amacı izlemekteydi (Oya Ataman-Türkiye, baꢀvuru no: 74552/01). Sözkonusu
müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Hükümet, gösteri için seçilen yerin Amerika Birleꢀik Devletleri Konsolosluğu’nun önünü
olması nedeniyle istisnai güvenlik tedbirleri gerektirmesinden ve göstericilerin baꢀka bir
yerde basın açıklaması yapmayı reddetmelerinden dolayı güvenlik güçlerinin güvenlik
nedenleriyle araya girdiklerini savunmaktadır.
AĐHM, baꢀvuranların çıkarıldıkları Asliye Ceza Mahkemesi’nin, gerekçelerinde hiçbir
ꢀekilde, olası bir güvenlik tehlikesinin varlığından veya gösterinin yeri nedeniyle kamu
düzenin bozulmasından hiçbir ꢀekilde bahsetmediğini tespit etmektedir.
5