COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ASLANTÜRK/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 3884/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
19 Ocak 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 3884/04 no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaı Ejder Aslantürk’ün (“bavuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 3 Eylül  
2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34.  
maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Ankara Barosu avukatlarından B. Mungan ve A. Aslantürk ile Strazburg  
Barosu avukatlarından G. Doyduk tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1951 doğumludur ve Ankara’da yaamaktadır.  
Đnaat müteahhidi olan bavuran 11 Ağustos 1994 tarihinde Ardahan Cumhuriyet  
Savcısı tarafından idari makamları zarara uğratacak ekilde kendi mali çıkarı için resmi  
belgelerde sahtecilik yapmakla suçlanmıtır.  
18 Ekim 1994’te Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi, davanın esasına ilikin ilk  
durumayı gerçekletirmitir (dava no. 1994/47).  
29 Kasım 1994’te düzenlenen ikinci duruma sırasında Ardahan Ağır Ceza  
Mahkemesi, Kars Valiliği’nde çaan bir inaat mühendisi aleyhinde balatılan idari takibatın  
sonucunu bekletmeye karar vermitir.  
21 Mayıs 1998’de yukarıda anılan inaat mühendisi aleyhinde balatılan cezai takibat  
ile bavuran aleyhinde açılan dava birletirilmitir.  
2 Mart 1999’da inaat mühendisi aleyhinde balatılan cezai takibatın sonucu ilk derece  
mahkemesine tebliğ edilmitir.  
13 ubat 2001’de Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı suçlu bularak mahkum  
etmitir.  
15 Kasım 2002’de Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
9 Ocak 2003’te Yargıtay Basavcısı inter alia ilk derece mahkemesinin, sahte  
oldukları iddia edilen belgelerin grafolojik incelemesini yapmadığını ileri sürerek Yargıtay’ın  
kararına itiraz etmitir.  
1 Nisan 2003’te Yargıtay Ceza Genel Kurulu, dava olaylarının bu tür bir incelemeyi  
haklı çıkarmadığı sonucuna vararak Basavcı’nın grafolojik incelemeye ilikin itirazını  
reddetmive 13 ubat 2001 tarihli kararı düzelterek onamıtır.  
23 Haziran 2003’te Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararı, ilk derece mahkemesi  
sekretaryasına tevdi edilmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 7. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin 7. maddesine dayanarak imzasını taımayan ve sorumluluğu  
altında hazırlanmayan belgelerin sahteciliğini yapmakla haksız yere suçlandığından ikayetçi  
olmutur.  
Hükümet, bavurunun sözkonusu kısmının dayanaktan yoksun olduğunu kaydetmitir.  
AĐHM bu ikayetin, AĐHS’nin 6/1 maddesi açısından incelenmesi gerektiği  
kanaatindedir. AĐHM bu bağlamda keyfilik sözkonusu olmadığı takdirde, yargılama sonucunu  
inceleme yetkisine sahip olmadığını hatırlatır. Mevcut davada, ulusal mahkemelerin  
gerçekleri saptarken ve kanunları yorumlarken, keyfi ya da makul olmayan bir ekilde hareket  
ettikleri sonucuna varması için gerekçe bulunmadığı sonucuna varır.  
Sonuç olarak bavurunun sözkonusu kısmı, AĐHS’nin 3. ve 4. maddeleri bağlamında  
dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmelidir.  
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1 maddesinde ortaya konan “makul süre”  
gereğine uygun olmadığından ikayetçi olmutur.  
Hükümet, bavuranın ikayetlerini ulusal makamlar önünde dile getirmemesi  
nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmemiolduğunu ileri sürmütür.  
AĐHM önceki davalarda iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiaları hususunda  
Hükümet’inkine benzer itirazları incelemive reddetmitir. AĐHM, mevcut davada  
Karakullukçu davasında vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmasını gerektiren özel koullar  
tespit etmemektedir. Bu nedenle, Hükümet’in itirazını reddeder ve bavurunun sözkonusu  
kısmının kabuledilebilir olduğu sonucuna varır.  
AĐHM, bavuranın ikayetinin esası hususunda, göz önüne alınması gereken sürenin,  
savcının bavuranı suçlayan bir iddianame sunduğu 11 Ağustos 1994 tarihinde balayıp  
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını onadığı 1 Nisan  
2003’te sona erdiğini gözlemler. Bu nedenle göz önüne alınan süre iki aamalı yargılamada  
sekiz yıl yedi ay sürmütür.  
AĐHM, mevcut davadakine benzer konuların ortaya konduğu davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıtır. Mevcut davada bu tür bir sonuca  
varmamak için sebep tespit etmemitir. Sonuç olarak, bavuran aleyhinde balatılan cezai  
takibatın aırı uzun sürmesi hususunda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, mahkum edildikten sonra inaat mühendisi olarak çalıamaması nedeniyle  
yıllık 50,000 Türk Lirası1 maddi tazminat talep etmitir. Ayrıca, mahkum edildikten sonra  
mesleki yükümlülüklerini yerine getirememiolması nedeniyle aylık 1,3002 Türk Lirası talep  
etmitir.  
Bavuran, 50,000 Türk Lirası3 manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM, bavuranın uğradığını iddia ettiği maddi zarara ilikin olarak, bavuranın  
talebini destekleyen bir sunmadığını ve dolayısıyla AĐHM’nin talebi reddettiğini gözlemler.  
Ancak, bavuranın yalnızca ihlal bulgusu ile telafi edilemeyecek bir manevi zarara  
uğramıolduğunu kabul eder. Sonuç olarak, dava koullarını ve içtihadını göz önüne alan  
AĐHM, bavurana 4,200 Euro tazminat ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran ayrıca ulusal mahkemeler önünde yaptığı harcamalar için 34,000 Türk  
Lirası4 ve AĐHM önünde yaptığı harcamalar için 15,950 Türk Lirası5 talep etmitir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM içtihadına göre, bavuran gerçekten gerekli oldukları için yapıldıklarını ve  
meblağların makul olduğunu kanıtladığı müddetçe masraf ve harcamaların tazminine hak  
kazanmaktadır. AĐHM mevcut davada, bavuranın taleplerini destekleyen hiçbir belge  
sunmağını gözlemler. Dolayısıyla, AĐHM bu balık altında tazminat ödenmemesine karar  
vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı orana yüzde üç puanlık bir ekleme yapılarak belirlenmesi gerektiği kanaatindedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Yargılamanın aırı uzun sürdüğüne ilikin ikayetin kabuledilebilir ve bavurunun kalan  
kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Sorumlu  
1 Yaklaık 23,360 Euro  
2 Yaklaık 607 Euro  
3 Yaklaık 23,360 Euro  
4 Yaklaık 15,885 Euro  
5 Yaklaık 7,450 Euro  
Devlet tarafından bavurana 4,200 Euro (dört bin iki yüz Euro) manevi tazminat ve buna ek  
olarak ödeme gününde uygulanabilecek her tür verginin ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 19 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.