COUNCIL OF  
EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ASLAN VE ÖZSOY - TÜRKĐYE DAVASI  
(Başvuru no: 35973/02 ve 5317/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
30 Ocak 2007  
Đşbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 35973/02 ve 5317/02 no’lu davanın  
nedeni, T.C. vatandaşları Refik Aslan ile Ali Fuat Özsoy’un (başvuranlar), Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne, 6 Ağustos 2002 ve 19 Ekim 2001 tarihlerinde, Temel Đnsan Hakları  
ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“AĐHS”) 34.  
maddesi uyarınca yapmış oldukları iki adet başvurudur.  
Başvuranlar, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Hatay Barosu  
avukatlarından L. Fırıncıoğulları tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOŞULLARI  
Başvuranlar, sırasıyla 1965 ve 1936 doğumludur ve Hatay’da ikamet etmektedir.  
Başvuranlar, değişik tarihlerde, Hatay sahili yakınlarında arsa (sırasıyla 1879 ve 1878  
numaralı) satın almışlardır. Birinci başvuran, bu arsa üzerinde bir düğün salonu açmıştır.  
Đkinci başvuran ise kafeterya ve pansiyon işletmeye başlamıştır.  
1995 yılında, Samandağ Belediyesi, Maliye Bakanlığı adına, Samandağ Đlk Derece  
Mahkemesi’nden başvuranların arsalarının deniz kıyısında yer alıp almadığını belirlemesini  
talep etmiştir. Bir jeomorfolog, bir harita mühendisi ve bir ziraat mühendisinden oluşan ve  
mahkeme tarafından görevlendirilen bir grup uzman, başvuranların arsalarını incelemiş ve  
arsaların kıyı şeridinde yer aldığı sonucuna varmıştır.  
Maliye Bakanlığı, bilirkişi raporunun sonuçlarının ardından, Samandağ Đlk Derece  
Mahkemesi’ne, başvuranların sahip olduğu arsaların kıyı şeridinde yer almaları nedeniyle,  
başvuranların tapularının iptalini isteyen iki ayrı dava açmıştır.  
Sırasıyla 24 Aralık 1999 ve 30 Aralık 1999 tarihlerinde, Samandağ Đlk Derece  
Mahkemesi, ek bilirkişi raporlarını edindikten sonra, Maliye Bakanlığı’nın talebini onaylamış  
ve başvuranlara ait arsa tapularının iptaline karar vermiştir. Mahkeme, vermiş olduğu  
kararlarda, iç hukuk uyarınca, kıyı şeridinin özel mülkiyete tabi tutulamayacağını ve bu  
nedenle, başvuranların iyi niyetle hareket ettikleri ve bu alan üzerine bina inşa ettikleri  
iddiasına dayanamayacakları sonucuna varmıştır. Yargıtay, sırasıyla 3 Ekim 2000 ve 10  
Temmuz 2001 tarihlerinde başvuranların yapmış olduğu itirazları reddetmiştir.  
Başvuranlar, değişik tarihlerde, mülkiyet hakkının uluslararası sözleşmelerde,  
anayasada ve iç hukukta güvence altına alındığını, ancak yerel mahkemelerin doğru bir  
inceleme yapmadan kendilerini mülkiyet hakkından mahrum bıraktıklarını ifade ederek,  
Yargıtay’dan kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Yargıtay, sırasıyla 19 Nisan 2001 ve 17  
Ocak 2002 tarihlerinde, başvuranların talebini reddetmiştir. Bu kararlar, sırasıyla 24 Mayıs  
2001 ve 18 Şubat 2002 tarihlerinde başvuranlara bildirilmiştir.  
HUKUK  
2
AĐHM, iki başvurunun benzerliğini göz önüne alarak, başvuruları birleştirmeyi uygun  
görür.  
I. 1 NO.LU PROTOKOL’UN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Başvuranlar, makamların tazminat ödemeksizin kendilerini mülkiyet hakkından  
mahrum bıraktıkları konusunda şikayetçi olmuştur.  
AĐHM, bu şikayetin 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin kapsamına girdiği  
görüşündedir.  
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin  
Hükümet, ilk olarak, başvuranların iç hukukta yer alan idari ve medeni hukuk  
yollarından gerektiği şekilde yararlanmamış olmaları nedeniyle, AĐHS’nin 35/1 maddesinin  
gerektirdiği şekilde iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür. Hükümet, ayrıca,  
başvuranların yerel mahkemeler huzurunda şikayetlerinin esasına değinmediklerini iddia  
etmiştir. Hükümet, ikinci olarak, AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralına  
uyulmağı gerekçesiyle AĐHM’den birinci başvuruyu reddetmesini talep etmiştir. Hükümet,  
tapu kaydının iptaline ilişkin davanın başlamasından sonraki altı ay içerisinde birinci  
başvuranın AĐHM’ye başvurmuş olması gerektiğini iddia etmiştir.  
Başvuranlar, iddialarında ısrar etmiştir.  
Hükümet’in itirazlarının ilk bölümüyle ilgili olarak, AĐHM, ilk olarak başvuranların  
yerel mahkemeler huzurunda şikayetlerinin esasını dile getirdiklerini belirtmektedir. AĐHM  
ayrıca, önceki davalarda Hükümet’in benzer itirazlarını inceleyip reddettiğini hatırlatmaktadır  
(bkz. Doğrusöz ve Aslan, yukarıda kaydedilen, § 22). AĐHM, bu davalarda, yukarıda  
bahsedilen başvuruya ilişkin saptamalarından ayrılmasını gerektirecek hiçbir özel koşul  
görmemektedir. Bu nedenle, AĐHM, Hükümet’in bu başlık altında yapmış olduğu itirazları  
reddeder.  
AĐHM, birinci başvuranın altı ay kuralına uyup uymadığı konusuyla ilgili olarak, yerel  
mahkemelerin 17 Ocak 2002 tarihinde nihai karar aldıklarını ve bu kararın 18 Şubat 2002  
tarihinde başvurana bildirildiğini göz önünde bulundurarak, başvuranın 6 Ağustos 2002  
tarihinde davayı AĐHM’ye sunarak AĐHS’nin 35/1 Maddesi’nde öngörülen koşulu yerine  
getirdiğini belirtmektedir.  
Dolayısıyla, AĐHM, Hükümet’in altı ay kuralına ilişkin ön itirazını reddeder. AĐHM,  
başvurularda kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını kaydeder. Bu nedenle başvurular  
kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esasa ilişkin  
Hükümet, özellikle, Anayasa’ya göre sahillerin Devlet’e ait olduğunu ve kesinlikle  
özel mülkiyet olarak edinilemeyeceklerini ileri sürmüştür. Hükümet, Devlet’e ait sahil  
bölgesinde bulunan bir arazinin özel mülkiyete tabi tutulamayacağını başvuranların biliyor  
olması gerektiğini iddia etmiştir. Bu nedenle, tapunun başvuranların adına kaydedilmesi,  
3
Anayasa’ya ve söz konusu zamanda yürürlükte olan yasalara aykırı bir durum oluşturmuş ve  
bu yasadışı işlem Samandağ Đlk Derece Mahkemesi tarafından düzeltilmiştir.  
Başvuranlar, iddialarında ısrar etmiştir.  
AĐHM, daha önce benzer davalar incelemiş ve iyi niyetle edinilmiş, ancak tazminat  
ödenmeden Hazine’ye iade edilmiş olan tapuların iptaliyle ilgili olarak, 1 No.lu Protokol’ün 1.  
Maddesi’nin ihlal edildiğini saptamıştır (bkz. Doğrusöz ve Aslan, yukarıda kaydedilen, §§ 26-  
32; ve N.A. ve Diğerleri / Türkiye, no. 37451/97, §§ 36-43, ECHR 2005-...). AĐHM, bu  
davalarda, varmış olduğu sonuçtan ayrılması için hiçbir gerekçe görmemektedir.  
Buna göre, AĐHM, 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine karar  
vermiştir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal  
edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen  
telafi edebiliyorsa, AĐHS, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın  
adil tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Başvuranlar, mülklerinin değeri ile tapularının iptali nedeniyle uğradıkları kar kaybı  
için toplamda 124,404 Euro ve 167,765 Euro talep etmişlerdir. Mülklerinin değerine ilişkin  
talepleri, başvuranların isteği üzerine sırasıyla 29 Ağustos 2006 ve 8 Eylül 2006 tarihlerinde  
hazırlanmış olan ve Samandağ Đlk Derece Mahkemesi’ne sunulan bilirkişi raporlarına  
dayanmaktadır. Bu raporlara göre, birinci başvuranın arsasının değeri, üzerine inşa edilen  
binalarla birlikte 109,404 Euro’dur. Binalarla birlikte ikinci başvuranın arsası ise, 152,755  
Euro değerindedir. Ayrıca, başvuranların her biri, manevi tazminat olarak 15,000 Euro talep  
etmişlerdir.  
Hükümet, bu miktarlara itiraz etmiştir.  
AĐHM, başvuranların kar kaybıyla ilgili taleplerini, çok yüksek bir fiyat istedikleri  
gerekçesiyle reddetmiştir. AĐHM, ayrıca, tespit edilen ihlalin temelinde mülke el konmasının  
yasaya aykırılığından ziyade tazminat ödenmemiş olması yatıyorsa, tazminatın mülkün tam  
değerini yansıtmasına gerek olmadığını hatırlatmaktadır (bkz. I.R.S. ve Diğerleri / Türkiye  
(adil tazmin), no. 26338/95, §§ 23-24, 31 Mayıs 2005). Bu nedenle, AĐHM, başvuranların  
tazminat beklentilerini karşılayabilecek bir miktar belirlemeyi uygun görmektedir (bkz.  
Scordino / Đtalya (no. 1) [GC], no. 36813/97, §§ 254-259, ECHR 2006-…; Stornaiuolo /  
Đtalya, no. 52980/99, §§ 82-91, 8 Ağustos 2006; ve Doğrusöz ve Aslan, yukarıda kaydedilen,  
§ 36).  
AĐHM, yukarıdaki unsurları göz önüne alarak, maddi tazminat olarak, birinci başvuran  
Refik Aslan’a 60,000 Euro, ikinci başvuran Ali Fuat Özsoy’a ise 90,000 Euro ödenmesine  
karar verir.  
4
AĐHM, başvuranların manevi tazminat talepleriyle ilgili olarak, bu dava koşullarında,  
tespit edilen ihlalin yeterli adil tatmin oluşturduğunu belirtmektedir (bkz. Doğrusöz ve Aslan,  
yukarıda kaydedilen, § 38).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Başvuranlar ayrıca, yerel mahkemeler ile AĐHM önünde yapmış oldukları yargılama  
masraf ve giderleri için, toplamda, sırasıyla 7,580 Euro ve 5,085 Euro talebinde  
bulunmuşlardır. Başvuranlar, taleplerini desteklemek üzere makbuz gibi belgeler  
sunmuşlardır.  
Hükümet, bu miktarlara itiraz etmiştir.  
AĐHM, elindeki verilere ve hakkaniyete uygun temellere dayanarak, masrafların  
tamamı için başvuranlara ortaklaşa 5,000 Euro ödenmesine karar verir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Başvuruların birleştirilmesine;  
2. Başvuruların kabuledilebilir olduğuna;  
3. 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;  
4. Tespit edilen ihlalin başvuranların gördüğü manevi zarar için kendi başına yeterli adil  
tatmin oluşturduğuna;  
5. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve her  
türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından maddi tazminat  
olarak Refik Aslan’a 60,000 Euro (altmış bin Euro), Ali Fuat Özsoy’a 90,000 Euro (doksan  
bin Euro), yargılama masraf ve giderleri için ortaklaşa 5,000 Euro (beş bin Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Başvuranların adil tatmin talebinin geri kalan kısmının reddine karar vermiştir.  
Đşbu karar Đngilizce olarak hazırlanmış ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77/2. ve 3. maddeleri  
gereğince 30 Ocak 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.  
S. DOLLÉ  
J.-P. COSTA  
Bölüm Sekreteri  
Başkan  
5