AĐHM, baꢀvuranların güvenlik güçleri tarafından iꢀkence ve cinsel tecavüze maruz
kaldıkları yönündeki ꢀikayetlerini müteakip, Diyarbakır Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’nın
yetkisizlik kararı verdiğini ve baꢀvuranlara iꢀkence yaptığı iddia edilen jandarmaları
yargılama izni almak için dava dosyasını Diyarbakır Đl Đdare Kurulu’na gönderdiğini
kaydetmiꢀtir. Diyarbakır Đl Đdare Kurulu, jandarmalar hakkında cezai kovuꢀturma baꢀlatmak
için yeterli delilin olmadığını tespit etmiꢀ ve sonuç olarak “takipsizlik” kararı vermiꢀtir.
Bu bağlamda, AĐHM, güvenlik güçlerine yöneltilen benzer iddialara iliꢀkin
soruꢀturmalardan sorumlu Đl Đdare Kurulu gibi kuruluꢀların, hiyerarꢀik olarak, soruꢀturma
altında olan güvenlik güçleriyle iliꢀkili idareci konumundaki valiye bağlı devlet
memurlarından oluꢀması nedeniyle bağımsız olarak kabul edilemeyeceği ꢀeklindeki Türkiye
aleyhindeki geçmiꢀ davardaki görüꢀünü yinelemiꢀtir (bkz., diğer kararların yanı sıra, Đpek –
Türkiye, no. 25764/94, 17 ꢁubat 2004). AĐHM, somut dava koꢀullarında, söz konusu
kurumun, Çınar Jandarma Karakolu’nda baꢀvuranları sorguya çekmiꢀ olan jandarmaları
sorgulamayarak güvenlik güçlerine iliꢀkin kabul edilemez derecede bir ihmal sergilemesinin
ve jandarmalar tarafından iꢀlenen korkunç bir suç iddiasına rağmen anlamlı bir soruꢀturma
yürütmeden bir sonuca varmasının, geçmiꢀ kararlarını doğruladığını değerlendirmiꢀtir.
Ayrıca, görüꢀ için davanın doğrudan Danıꢀtay’a iletilmesini müteakip, söz konusu
kurum 4616 sayılı Kanun’a dayanarak jandarmalar hakkındaki cezai kovuꢀturmayı
durdurmuꢀtur. Söz konusu kanuna uygun olarak, kovuꢀturmaya, beꢀ yıllık süre içerisinde
sanıklar tarafından aynı veya daha ciddi nitelikte bir suçun iꢀlenmemesi halinde son
verilecektir.
AĐHM, AĐHS’de ortaya konan hakların teorik ve aldatıcı değil; uygulanabilir ve etkili
olduğunu yineler. Dolayısıyla, bu davadakine benzer soruꢀturmalar, bir cinayetin iꢀlendiği
durumlarda, olayların tespitini ve sorumluların teꢀhisi ve cezalandırılmalarını sağlamalıdır.
Ancak, somut davada, söz konusu yargılama, jandarmalar tarafından iꢀlendiği iddia edilen
suçun Ceza Kanunu’nun 245. maddesi kapsamı dahilinde kötü muamele olarak
sınıflandırılması ve 4616 sayılı Kanun uyarınca haklarındaki cezai kovuꢀturmanın ertelenmesi
nedeniyle somut bir sonuç vermemiꢀtir. Dolayısıyla, söz konusu kanunun somut davaya
uygulanması, ꢀiddet eylemlerinin sözde failleri açısından, aleyhlerindeki delillere
bakılmaksızın, fiili masuniyet yaratmıꢀtır (üzerinde gerekli değiꢀiklikler yapıldıktan sonra,
Batı ve Diğerleri – Türkiye, no. 33097/96 ve 57834/00; yukarıda anılan Abdülsamet Yaman).
Sonuç olarak, AĐHM, baꢀvuranların davasında uygulandığı gibi, ceza hukuk
sisteminin, katı olmaktan çok uzak olduğunun ve baꢀvuranların ꢀikayet konusuna benzer
yasadıꢀı eylemlerin etkili biçimde önlenmesini güvence altına alabilecek caydırıcı etkisi
olmadığının ortaya konduğunu değerlendirmiꢀtir (bkz., üzerinde gerekli değiꢀiklikler
yapıldıktan sonra, Okkalı – Türkiye, no. 52067/99).
Yukarıda belirtilen hususların ıꢀığında ve yetkililerin jandarmalar hakkında onların
sorumluluğunun tespitini ve mahkumiyet halinde muhtemelen cezalandırılmalarını sağlayacak
cezai kovuꢀturmayı takip etmemeleri karꢀısında, AĐHM, yukarıda sözü geçen yargılamanın,
AĐHS’nin 3. maddesinin usule iliꢀkin gereklerini karꢀılayacak ölçüde kapsamlı ve etkili olarak
tanımlanamayacağı görüꢀündedir.
II. ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS ĐHLALLERĐ
6