B. Esaslara iliꢀkin
1. Tarafların savları
Hükümet öncelikle ꢀikayetlerin kabuledilebilirliği ile ilgili sundukları savlara
baꢀvurmuꢀtur. Baꢀvurana gerekli tıbbi muayenenin sağlandığını eklemiꢀtir. Ayrıca, cezaevleri
arasında ve cezaevinden hastaneye nakli sırasında kötü muameleye maruz kaldığı iddia edilen
baꢀvuranın, iddialarını destekleyici tıbbi raporlar sunması veya bir doktora durumu hakkında
ꢀikayette bulunması gerektiğini ileri sürmüꢀtür. Ancak böyle bir delil ortaya konmamıꢀtır.
Baꢀvuran iddialarını sürdürmüꢀtür.
2. AĐHM’nin değerlendirmesi
a) Baꢀvuranın üstünün arandığı ve hücre hapsi verildiği iddiaları
AĐHM, kötü muamelenin AĐHS’nin 3. Maddesi kapsamına girmesi için, asgari düzeyde
ꢀiddet içermesi gerektiğini yineler. Asgari düzeyde ꢀiddet kavramının değerlendirilmesi
görecelidir; muamelenin süresi, fiziksel ve zihinsel etkileri, bazı durumlarda ise mağdurun
cinsiyeti, yaꢀı ve sağlık durumu gibi davanın tüm ayrıntılarına bağlı olarak değiꢀir. AĐHM,
belirli bir muamelenin 3. Madde çerçevesinde “onur kırıcı” olup olmadığına karar verirken,
amacın sözkonusu kiꢀiyi aꢀağılamak ve küçük düꢀürmek mi olduğu ve yol açtığı sonuçlar ile
ilgili olarak muamelenin baꢀvuranın kiꢀiliğini 3. Madde ile uyuꢀmayan, kötü bir biçimde
etkileyip etkilemediğini göz önünde bulundurur. Öte yandan, böyle bir amacın
bulunmamasının, ihlal tespitini kesin olarak ortadan kaldırmadığı da not edilmelidir (Peers –
Yunanistan, 28524/95). Ayrıca, ıstırap ve aꢀağılanma, her durumda, bir kimseyi hürriyetinden
yoksun bırakacak bir tedbir gibi belirli bir meꢀru muamele ya da cezanın kaçınılmaz olarak
ötesine geçmek durumundadır (bkz. Kudla – Polonya [BD], 30210/96, Valašinas – Litvanya,
44558/98), Jalloh – Almanya [BD], 54810/00).
AĐHM, baꢀvuranın elbiselerinin çıkartılıp mahremiyeti aꢀan bir biçimde vücudunun
yoklanarak aranması bağlamında bu ilkeleri uygulama olanağı bulmuꢀtur. AĐHM, elbiselerin
çıkartılarak arama yapılmasının, cezaevi güvenliğini sağlama ve kargaꢀa ortamını ya da suçu
önleme gibi durumlarda gerekli olsa da, uygun bir biçimde yerine getirilmesi gerektiği
kanısındadır. Yalnız uygun bir biçimde insanlık onuruna gerekli saygı gösterilerek ve meꢀru
bir amaçla yerine getirilen aramalar 3. Madde ile uyumlu olabilir (bkz. Wainwright –
Đngiltere, 12350/04).
Öte yandan, aramanın yapılıꢀ biçimi, böyle bir iꢀlemin kaçınılmaz olarak yol açtığı
küçültmeyi önemli ölçüde ağırlaꢀtıran alçaltıcı unsurlar taꢀıyorsa, 3. Madde’nin korunması
gündeme gelir: örneğin, mahkumla alay eden ve onu sözle taciz eden dört gardiyanın önünde
arama gerçekleꢀtirilmiꢀtir (Iwańczuk – Polonya, 25196/94). Benzer biçimde, aramanın,
cezaevi güvenliğinin korunması ve suç ve karmaꢀanın önlenmesiyle ilgili sağlam bir iliꢀkisi
bulunmadığından, bu durum sorun teꢀkil edebilir (bkz. örneğin, Iwańczuk davasında, yeniden
mahkemeye çıkmak üzere tutuklu bulunan örnek baꢀvuran, oy kullanma hakkını kullanmak
istediğinde aranmıꢀtı; Van der Ven – Hollanda (50901/99) davasında elbiseleri çıkartılarak
gerçekleꢀtirilen arama, sistematik bir biçimde ve uzun vadede ikna edici güvenlik ihtiyacının
bulunmadığı durumlarda gerçekleꢀtirilmiꢀti). Son olarak, bir tutuklu için gelen ziyaretçilerin
elbiselerinin çıkarılarak aranmalarının meꢀru bir amacı olduğu fakat bazı kuralları ihlal ettiği
bir davada, AĐHM, bu muamelenin, 3. Madde’nin men ettiği asgari düzeyde ꢀiddete
ulaꢀmadığı fakat AĐHS’nin 8 § 2. Maddesi’nin koꢀullarını ihlal ettiği sonucuna varmıꢀtır.
AĐHM, yukarıda bahsedilen davalarda, baꢀvuranların onur kırıcı aramalarla ilgili
iddialarını incelerken, elinde, baꢀvuran ya da her iki tarafın da sunduğu, arama sırasında
4