CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ATMACA VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 28299/02, 28300/02 ve 28301/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
24 Haziran 2008  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 28299/02, 28300/02 ve 28301/02 numaralı bavurunun  
nedeni T.C. vatandaları Bülent Atmaca, Nadir Çamdeviren ve Önder Yazır’ın (bavuranlar)  
26 ubat 2002 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Tunceli barosu  
avukatlarından H. Aygün ve Ö. U. Kaplan tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1974, 1977 ve 1979 doğumlu olup Tunceli’de ikamet etmektedirler.  
Bavuranlar hakkında hazırlanan iddianameye göre adı geçenler Tunceli Emniyet Müdürlüğü  
Terörle Mücadele ubesi tarafından yürütülen operasyon kapsamında 1 Kasım 2001 tarihinde  
yakalanarak gözaltına alınmılardır. Öte yandan, Nadir Çamdeviren ve Önder Yazır  
hakkındaki yakalama tutanaklarında gözaltına alınma tarihi 3 Kasım 2001’dir. Bavuranların  
hepsinin yasadıı terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık etme suçunu ilediklerinden  
üphelenilmekteydi.  
Bavuranlar 9 Kasım 2001 tarihinde Tunceli Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet  
Savcısına ifade vermi, aynı gün DGM nöbetçi hakimi önüne çıkarılmılardır. Hakim adı  
geçenlerin tutuklanmalarına karar vermitir.  
DGM Cumhuriyet Savcısı 7 Aralık 2001 tarihli bir iddianame ile bavuranları PKK’ya yardım  
ve yataklık etmekle suçlamıve TCK’nın 168/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun  
5. maddesi uyarınca ceza davası açmıtır.  
DGM 10 Eylül 2002 tarihinde almıolduğu kararla bavuranları haklarında yapılan suçlardan  
suçlu bulmuve on altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırmıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar yakalanmalarının ardından hemen bir hakim önüne çıkarılmadıklarından ve  
gözaltındayken avukat bulundurma hakkından yararlanamadıklarından ikayetçi olmakta,  
AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. CMUK’un 128/4  
maddesine atıfta bulunan Hükümet ilk derece mahkemesi önündeki yargılama ile ilgili gözaltı  
süresinin yasallığına ve/veya savcılığın bu sürenin uzatılması kararına karı itiraz  
edilebileceğini hatırlatır. Bu bavuru yolunun etkililiğine ilikin ise 2001 ve 2006 tarihleri  
2
arasında ilk derece mahkemelerince alınan ve kırk sekiz saati aan gözaltı süresinin  
uzatılmasının iptal edildiği kararları örnek olarak saymaktadır.  
AĐHM daha önce buna benzer bir sorunu incelediğini ve Hükümetin itirazını reddettiğini  
hatırlatır (Bkz. örneğin, Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99). Hiç kukusuz Hükümet sözü  
edilen bu bavuru yolunun etkili olduğunu gösterebilmek amacıyla birtakım hukuki karar  
örneklerini sunmutur. Bununla birlikte, AĐHM bu kararların incelenmesinden ulusal hakimin  
yapılan bavuru hakkında yalnızca dosya üzerinden karar verdiğini ve gözaltında bulunan  
sanığın dinlenmediğini tespit etmektedir (Bkz. Keklik vd.-Türkiye kararı, no: 77388/01, 3  
Ekim 2006). Ayrıca bu bavuru AĐHS’nin 5/3 maddesi anlamındaki yasal denetimi otomatik  
olarak beraberinde getirmemektedir (Bkz. Aquilina-Malta kararı, no: 25642/94; Mckay-  
Birleik Krallık no: 543/03; Samoila ve Cionca-Romanya kararı no: 33065/03, 4 Mart 2008).  
AĐHM mevcut bavuruda daha önce almıolduğu bu kararından ayrılmasını gerektirecek bir  
neden görememekte ve Hükümetin ön itirazını reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esasa dair  
AĐHM öncelikle dosyada yer alan belgelerden iki bavuran Nadir Çamdeviren ve Önder  
Yazır’ın yakalanma tarihlerine dair bir tutarsızlığın olduğunu not etmektedir. Buna karılık  
cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen ilk iddianamede üç bavuranın da gözaltına alınma  
tarihi aynı yani 1 Kasım 2001 olarak belirtilmitir. AĐHM nezdinde bu iddianame  
bavuranların yakalanma tarihi olarak muteber sayılmaktadır.  
Buna göre bavuranların gözaltına alınmaları 1 Kasım 2001 tarihinde balayıp cumhuriyet  
savcısı karısına çıkarıldıkları 9 Kasım 2001 tarihinde sona ermektedir. Sözü edilen dönem  
yaklaık sekiz gündür. AĐHM daha önceki kararlarda adli denetim olmaksızın dört gün altı  
saat süren gözaltı süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesi bağlamındaki zaman kısıtlamalarının  
ına çıktığı sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Brogan vd. kararı ve Sar  
vd.-Türkiye kararı, no: 74347/01, 5 Aralık 2006).  
Mevcut bavuruda bavuranlar «hemen» bir hakim veya yasayla yetkilendirilmiadli bir  
makam önüne çıkarılmamılardır.  
Bu nedenle AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar avukatlarının cezaevine giriinde üzerinin aranması nedeniyle AĐHS’nin 8.  
maddesinin ihlal edildiğinden ikayetçi olmaktadır.  
AĐHM, bavuranların AĐHS ile güvence altına alınan haklarının ne ekilde ihlal edilmiꢀ  
olabileceği konusuna bir açıklık getirmediklerini tespit etmektedir. Sözkonusu ikayetin  
gerekçelendirilmemiolması karısında, AĐHM, sözkonusu hükmün görünür bir ihlalini tespit  
edememekte ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı gereğince ikayeti dayanaktan yoksun  
bulmaktadır. Bu ikayet AĐHS’nin 35/4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.  
3
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
AĐHM, Đç tüzüğün 60. maddesine uygun olarak adil tatmine yönelik görülerini sunmaları için  
19 Haziran 2007 tarihli mektubu ile bavuranları bilgilendirmesine karın, bavuranlar  
herhangi bir tazminat talebinde bulunmamılardır. AĐHM bu nedenle bu doğrultuda bir  
tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. Willekens-Belçika kararı, no: 50859/99, 24  
Nisan 2003 ve Roobaert-Belçika kararı no: 52231/99, 29 Temmuz 2004).  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavuruların birletirilmesine;  
2. AĐHS’nin 5/3 maddesi hakkındaki ikayetin kabuledilebilir, diğer ikayetin kabuledilemez  
olduğuna;  
3. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 24 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4