CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ATO -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:29873/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
08 Haziran 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (29873/02) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Ramazan Mail Ato’nun (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 09 Mayıs 2002  
tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından F.S.Küpücü tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1939 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
A. Kamulatırma tazminatının arttırılması hakkındaki dava  
1991 tarihinde Türkiye Elektrik Kurumu, doğal gaz boru hattı inası amacıyla, bavurana ait  
taınmazları (6030 ve 6031 parsel numaralı) kamulatırmıtır.  
4 Mart 1991 tarihinde, idare tarafından ödenen tutardan memnun olmayan bavuran,  
Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bedel artırım davası açmıtır.  
2 Mart 1994 tarihinde mahkeme, bavuranı haklı bulmuve bavurana 97.332.832 TL  
ödenmesine hükmetmitir. Sözkonusu miktara taınmazın idareye devir tarihinden itibaren  
ilemeye balayacak basit gecikme faizi uygulanmıtır.  
6 Eylül 1994 tarihli bir kararla, Yargıtay sözkonusu kararı onamıtır.  
Bu süre zarfında, bavuran, idare hakkında cebri icra ilemi balatmıtır. Hükümet’e göre,  
Đcra Müdürlüğü, bavuranın dosyasının takip etmediği gerekçesi ile dosyayı kapatmıtır.  
Halihazırda hiçbir ödeme yapılmamıtır.  
B. Kamulatırılan taınmazların iadesi hakkındaki dava  
24 Aralık 1999 tarihinde, bavuran, kamulatırılan taınmazların devrine yönelik bir dava  
açmıtır. Bavuran, 2942 sayılı Kamulatırma Kanunu’nun 23. maddesine atıfta bulunarak, ilk  
bata öngörülen doğal gaz boru hattı inasının gerçeklemediği gerekçesi ile sözkonusu  
taınmazların kendisine iadesini talep etmitir.  
8 Eylül 2000 tarihli bir kararla, mahkeme, koruma bandı içerisinde yer aldığı ve doğal gaz  
boru hattına ayrıldığı gerekçesi ile bavuranın talebini reddetmitir.  
5 Haziran 2001 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
8 Ekim 2001 tarihinde Yargıtay, bavuranın karar düzeltme talebini reddetmitir. Sözkonusu  
karar bavuranın avukatına 9 Kasım 2001 tarihinde tebliğ edilmitir.  
2
HUKUK  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuran, hukuki bir kararla ödenmesine hükmedilen ek kamulatırma bedelinin Devlet  
tarafından ödenmemesi nedeniyle mallarına saygı hakkının ihlalinden ikayetçi olmaktadır.  
Bu bağlamda bavuran, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, Hükümet, icra ilemini gerektiği ekilde takip etmeyen  
bavuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmaktadır.  
AĐHM, hukuki bir kararla bavuranın alacağının tasdik edilmesi nedeniyle icra ileminin ilke  
olarak, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca tüketilmesi gereken bir bavuru yolunu tekil  
etmediğini hatırlatmaktadır. Ayrıca, kamu mallarının haczedilmesini yasaklayan ulusal  
düzenleme göz önüne alındığında, icra yolu bertaraf edilebilir. Bavuran, idarenin ulusal  
mahkemeler tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatı ödenmesine imkan tanımayan bir  
bavuru yolunu takip etmemekle suçlanamaz. Dolayısıyla Hükümet’in itirazının reddedilmesi  
uygun olacaktır (bkz, örneğin, Kanioğlu, Arcasoy ve Aras-Türkiye, bavuru no: 44766/98,  
44771/98, 44772/98, 13 Mayıs 2004 ve Kaçar ve diğerleri-Türkiye, bavuru numaraları:  
38323/04, 38379/04, 38389/04, 38403/04, 38423/04, 38510/04, 38513/04 ve 38522/04, 22  
Temmuz 2008).  
AĐHM, sözkonusu ikayetin AĐHS’nin 35. maddesi uyarınca hiçbir kabuledilemezlik unsuru  
içermediğini tespit etmektedir. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Esas ile ilgili olarak, AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları  
müteaddit defalar incelemive 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna  
ulatır (Akku-Türkiye, 9 Temmuz 1997). Hükümet tarafından sözkonusu davadan  
sapmayı gerektirecek hiçbir tespit ve argüman belirtilmemesi nedeniyle AĐHM, 1 No’lu Ek  
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulatır.  
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 6. maddesine atıfta bulunarak, bavuran, ulusal mahkemelerin taınmazlarının  
iadesine yönelik taleplerini reddetmeleri nedeniyle adil yargılanmadan yararlanamadığını  
iddia etmektedir. Bu bağlamda bavuran, kamulatırmayı yapan idarenin 2942 sayılı  
Kamulatırma Kanunu ile öngörülen beyıllık süre içersinde taınmazları kamu yararı  
gerekliliğini karılamak için kullanmadığı gerekçesi ile sözkonusu Kanunun 23. maddesi ile  
öngörülen koulların bir araya geldiğini iddia etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır ve doğalgaz boru hattı inasının öngörülen  
süre içerisinde gerçekletiğini belirtmektedir.  
AĐHM, bavuranın, ulusal mahkemeler tarafından benimsenen çözümden ikayetçi olduğu  
kanaatindedir. Dosyadan, esasen “dördüncü derece mahkemesi” niteliğindeki sözkonusu  
ikayetin yalnızca daha önce ulusal mahkemelerde görülen ihtilafı sürdürme amacı taıdığı  
sonucuna ulaılmaktadır. Dolayısıyla AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca  
3
açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesi ile sözkonusu ikayetin reddedilmesi uygun  
olacaktır.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesi ile ilgili olarak, bavuran, restitutio in integrum talebinde  
bulunmaktadır. Sözkonusu talebin gerçekleme imkanı bulunmadığı durumda ise bavuran,  
yaklaık 36.870 Euro’ya tekabül eden 53.000 Amerikan Doları maddi tazminat talebinde  
bulunmaktadır. Bavuran, ayrıca, AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve gideri  
için 6.000 Euro talep etmektedir. Bavuran, yalnızca Đstanbul Barosu avukatlık ücret tarifesini  
belge olarak sunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, Akku-Türkiye kararında benimsenen yöntem uyarınca uygulanan gecikme faizi ile  
birlikte kamulatırma bedeline tekabül eden 25.000 Euro’nun bavurana maddi tazminat  
olarak ödenmesine hükmetmektedir. Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak gerekli  
belgelere sahip olmayıını ve içtihadında sözü edilen kriterleri göz önüne alan AĐHM,  
sözkonusu talebi reddetmektedir.  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesinin uygun olacağına hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında yapılan ikayete ilikin  
kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana her türlü vergiden muaf tutularak 25. 000 Euro (yirmi bebin Euro)  
maddi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 08 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4
5