CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ATSIZ VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 7987/07)  
KARAR  
STRAZBURG  
23 Haziran 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
T.C. vatandaları Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, erefettin Türk, Mahfuz Siğinç ve  
Orhan Sakci (“bavuranlar”) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 26 Ocak 2007  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 7987/07 numaralı bavuru  
sonucu bu dava görülmektedir.  
Bavuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından S. Yurtdatarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1970, 1970, 1966, 1974 ve 1970 doğumludurlar ve  
Diyarbakır’da ikamet etmektedirler.  
PKK (Kürdistan Đꢀçi Partisi) isimli yasadıı örgüte üyelik üphesiyle yakalanan  
bavuranlar belirtilen tarihlerde gözaltına alınmılardır: beinci bavuran 6 Ocak 1994  
tarihinde, ilk üç bavuran 9 Mart 1994 tarihinde ve dördüncü bavuran 19 Mart 1994  
tarihinde.  
20 Ocak 1994 tarihinde MuSulh Ceza Mahkemesi hakimi beinci bavuranın  
tutuklanmasına karar vermitir.  
31 Mart 1994 tarihinde, MuSulh Ceza Mahkemesi hakimi diğer bavuranların da  
tutuklanmasına karar vermitir.  
16 Mart 2004 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, eski Ceza  
Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca, bavuranları, ülke topraklarının belli kısmının  
bölünmesini amaçlayan eylemler yürütmek suçundan mahkum etmive müebbet hapis  
cezasına çarptırmıtır.  
Resmi Gazete’de 30 Haziran 2004 tarihinde yayınlanan 16 Haziran 2004 tarihli 5190  
sayılı Kanun uyarınca, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıtır. Bavuranlar hakkındaki  
dava Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçmitir.  
6 Haziran 2005 tarihinde, Yargıtay, bavuranlara ilikin 16 Mart 2004 tarihli kararı  
bozmuve davayı ilk derece mahkemesine geri göndermitir.  
16 Kasım 2007 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi bavuranları eski Ceza  
Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca mahkum etmive onları yine müebbet hapis cezasına  
çarptırmıtır.  
20 Ocak 2008 tarihinde bavuranlar temyiz bavurusunda bulunmulardır.  
Dava dosyasındaki bilgilere göre, dava halen Yargıtay’da derdesttir.  
1
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, yargılama zarfındaki tutukluluklarının AĐHS’nin 5/3 maddesinde yer alan  
“makul süre” artını ağı konusunda ikayetçi olmulardır.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmıve bavuranların tutukluluk süresinin makul  
olduğunu ileri sürmütür.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, bavurunun baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit etmitir. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
AĐHM, bavurunun bu kısmının esasına ilikin olarak, somut davada iki tutukluluk  
süreci olduğunu gözlemlemitir.  
Đlk süreç bavuranların gözaltına alındıkları tarihte balamıtır:  
-
-
-
ilk üç bavuran için 9 Mart 1994 tarihinde,  
dördüncü bavuran için 19 Mart 1994 tarihinde,  
beinci bavuran için 6 Ocak 1994 tarihinde.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin haklarında mahkumiyet kararı verdiği 16  
Mart 2004 tarihinde sona ermitir. Bu tarihten Yargıtay’ın 6 Haziran 2005 tarihli kararına  
kadar, bavuranlar AĐHS’nin 5/1 (a) maddesi uyarınca “yetkili mahkeme tarafından  
mahkumiyet kararı üzerine” hükümlü bulundurulmulardır. Dolayısıyla, birinci süreç, tüm  
bavuranlar için 10 yıldan uzun olmutur.  
Đkinci süreç, Yargıtay’ın ilk derece mahkemesinin kararını bozduğu tarih olan 6  
Haziran 2005’de balamıve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nin bavuranlar hakkında  
ikinci kez mahkumiyet kararı aldığı 16 Kasım 2007 tarihinde sona ermitir. Dolayısıyla,  
yaklaık iki yıl beay sürmütür.  
Dolayısıyla, bavuranların toplam tutukluluk süreleri yaklaık olarak on iki yıl beay  
sürmütür.  
AĐHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalini tespit etmitir (bkz., örneğin, Tutar – Türkiye, no. 11798/03,  
10 Ekim 2006; Solmaz – Türkiye, no. 27561/02).  
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet tarafından, somut davada  
farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir delil veya ikna edici bir iddianın sunulmadığını  
değerlendirmitir. Konuya ilikin içtihadını dikkate alan AĐHM, bavuranların yargılama  
zarfındaki tutukluluk süresinin aırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiği kararını  
vermitir.  
Dolayısıyla, bu hüküm ihlal edilmitir.  
2
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1 maddesinde ortaya konan “makul  
süre” artına uymadığı konusunda ikayetçi olmutur.  
A. Beinci bavurana (Orhan Sakci) ilikin olarak  
Hükümet, Sakci’nin aynı ikayetle AĐHM’ye 3 Ocak 2002 tarihinde bavuruda  
bulunmuolduğunu (bavuru no. 8147/02) ve bu bavurunun 16 Ocak 2007 tarihinde  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlali tespitiyle sonuçlandığını belirtmitir. Dolayısıyla, Hükümet,  
AĐHM’den, AĐHS’nin 35/2 (b) maddesine uygun olarak bavuranın yargılama süresine ilikin  
ikayetini kabuledilemez bulmasını talep etmitir.  
Bavuran, bavurusunun, daha önce 8147/02 numaralı bavuruda AĐHM tarafından  
incelenmemiolan yeni bilgiler ve ikayetler içerdiğini iddia etmitir.  
AĐHM somut bavurunun 26 Ocak 2007 tarihinde, yani 8147/02 numaralı bavuruya  
ilikin kararın alındığı tarihten sonra, yapıldığını kaydetmitir. Bu artlarda, AĐHS’nin 6/1  
maddesi uyarınca olan ikayetin halihazırda 8147/02 numaralı bavuru bağlamında incelenmiꢀ  
olması nedeniyle AĐHM ikayete ilikin hüküm vermesinin AĐHS’nin 35/2 (b) maddesi  
tarafından engellendiğini değerlendirmitir. Bununla beraber, AĐHM, ilk kararın alındığı  
tarihten sonra geçen sürece, yani 16 Ocak 2007 tarihinden sonraki sürece, ilikin olarak bu  
ikayeti inceleyebilir. Dolayısıyla, AĐHM, Hükümet’in bu konudaki ön itirazını reddetmitir.  
Ancak, AĐHM, bu ikayetin baka nedenlerden ötürü kabuledilemez olduğu kanısındadır.  
AĐHM, bu bağlamda, dikkate alınması gereken sürecin AĐHM’nin16 Ocak 2007  
tarihinde 8147/02 numaralı bavuruda bavuran hakkındaki cezai yargılama süresinin aırı  
olması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmesiyle baladığını ve davanın  
Yargıtay’da derdest olması nedeniyle halen devam etmekte olduğunu kaydetmitir.  
Dolayısıyla, inceleme altındaki süreç, on ayı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi önünde ve  
geri kalanı Yargıtay önünde olmak üzere iki aamalı bir yargıda hali hazırda iki yıl bir aydan  
uzun bir süredir.  
Özellikle bavuran hakkında getirilen suçlamaların ciddiyetini göz önünde bulunduran  
AĐHM davanın belli ölçüde karmaıklığa sahip olduğunu gözlemlemitir. Ancak,  
incelenmekte olan ve AĐHS kurumlarının içtihadı ıığında ilk bakıta gereksiz uzunlukta  
gözükmeyen müteakip yargılamanın toplam süresini gözden geçiren ve kendisi tarafından  
8147/02 numaralı bavuruya ilikin olarak 16 Ocak 2007 tarihinde alınan ve söz konusu  
aamada yaklaık on dört yıl sürmüolan yargılamaya ilikin olarak AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılan kararı dikkate alan AĐHM, davanın geri kalan  
süresinin aırı olmadığını değerlendirmitir (bkz., Mariniello – Đtalya, no. 36012/97, 28 Eylül  
1999; Koti ve Diğerleri – Türkiye, no. 74321/01, 3 Mayıs 2007).  
AĐHM, beinci bavuran hakkındaki davanın süresine ilikin olarak AĐHS’nin 6/1  
maddesi uyarınca yapılan ikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35.  
maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kararını vermitir.  
B. Geri kalan bavuranlara ilikin olarak  
3
Hükümet, somut dava koullarında, cezai yargılama süresinin aırı uzun olarak  
değerlendirilemeyeceğini ileri sürmütür.  
Bavuranlar iddialarında ısrar etmilerdir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun bu kısmının  
dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, bavurunun baka açılardan  
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit etmitir. Bu nedenle bavuru  
kabuledilebilir niteliktedir.  
AĐHM, bavurunun bu kısmının esasına ilikin olarak, dikkate alınması gereken  
sürecin ilk üç bavuran açısından 9 Mart 1994 tarihinde ve dördüncü bavuran açısından 19  
Mart 1994 tarihinde, yani gözaltına alındıkları tarihlerde baladığını ve davanın Yargıtay’da  
derdest olması nedeniyle halen devam etmekte olduğunu gözlemlemitir. Dolayısıyla,  
inceleme altındaki süreç, iki aamalı bir yargıda hali hazırda on beyıl iki aydan uzun  
sürmütür.  
AĐHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmitir (bkz., Akyol – Türkiye, no. 23438/02, 20  
Eylül 2007).  
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet tarafından, somut davada  
farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir delil veya iddianın sunulmadığını değerlendirmitir.  
Konuya ilikin içtihadını dikkate alan AĐHM, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü bavuranlar  
hakkındaki dava süresinin aırı olduğu ve “makul süre” artına uymadığı kararını vermitir.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
Bavuranlar 250.000 Euro maddi tazminat ve 250.000 Euro manevi tazminat talebinde  
bulunmulardır.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı  
görmemive bu nedenle bu talebi reddetmitir. Ancak, ilk dört bavuranın her birine 17.250  
Euro ve beinci bavurana 10.500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermitir.  
Ayrıca, taraflarca sunulan bilgilere göre, bavuranlar hakkındaki ceza davası halen  
derdesttir. Bu artlarda, AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlaline son vermek için uygun  
yolun söz konusu ceza davasını mümkün olan en çabuk sürede sonlandırmak ve adaletin  
düzgün ekilde uygulanmasının gereklerini göz önünde bulundurmak olduğunu tespit etmitir  
(bkz., üzerinde gerekli değiiklikler yapıldıktan sonra, Yakıan – Türkiye, no. 11339/03, 6  
Mart 2007).  
Bavuranlar ayrıca, çeviri ve posta ücreti gibi AĐHM önünde yapılan masraflar ve  
yargılama giderleri için 10.000 Euro talep etmilerdir. Bavuranlar bu çerçevede çeviri  
4
masrafları için biri 166 TL (yaklaık 75 Euro), diğeri 210 TL’lik (yaklaık 95 Euro) iki banka  
dekontu sunmulardır.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmıtır.  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, bavuran, ancak mahkeme  
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı  
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Somut davada, bavuranlar talep  
edilen masrafların çoğunluğunun gerçekten yapıldığını kanıtlamamılardır. AĐHM,  
dolayısıyla, bavuranlara, belgelenmiyargılama masraf ve giderlerine karılık ortaklaa  
olarak 170 Euro tazminat ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Tüm bavuranlar açısından yargılama zarfındaki tutukluluğa ilikin ikayetin ve beinci  
bavuran (Orhan Sakci) dıındaki tüm bavuranlara ilikin olarak yargılama süresinin aırı  
olduğuna ilikin ikayetin kabuledilebilir olduğuna;  
2. Bavurunun kalanının kabuledilemez olduğuna;  
3. Tüm bavuranlar açısından AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, erefettin Türk ve Mahfuz Siğinç açısından AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiğine;  
5. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere  
Savunmacı Hükümet tarafından aağıdaki miktarların ödenmesine;  
(i) Đlk dört bavuranın her birine - Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, erefettin Türk  
ve Mahfuz Siğinç - manevi tazminat olarak 17.250 Euro (on yedi bin iki yüz elli  
Euro) ile birlikte bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi;  
(ii) Orhan Sakci’ye manevi tazminat olarak 10.500 Euro (on bin beyüz Euro) ile  
birlikte bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi;  
(iii) Bavuranlara yargılama masraf ve giderlerine karılık ortaklaa olarak 170  
Euro (yüz yetmiEuro) ile birlikte bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi;  
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa  
Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
5
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragrafları gereğince 23 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
FrançoiseElens-Passos  
Katip Yardımcısı  
Françoise Tulkens  
Bakan  
6