COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
AVCI (CABAT) VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 77191/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
16 Ocak 2007  
Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ekle ilikin  
değiiklik yapılabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Davanın nedeni, dört Türk vatandaları Cennet Avcı (Cabat), Fadime Çelik (Kılıç),  
Derya Binay, Gülen Arslan ve TamiAkpınar’ın (“bavuranlar”), 25 Ekim 2001 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleme’nin (“Sözleme”) 34. maddesi  
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı bavurudur (bavuru  
no. 77191/01).  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
Bavuranlar, sırasıyla 1969, 1976, 1982, 1981 ve 1959 doğumludur. Đlk üç bavuran  
Ankara’da, dördüncü bavuran Đstanbul’da ve beinci bavuran Aydın’da yaamaktadır.  
28 Nisan 2001’de Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi polis  
memurları, bavuranlar Gülen Arslan, Fadime Çelik ve Derya Binay’ı evlerinde yakalamıtır.  
29 Nisan 2001’de Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün isteği üzerine Ankara DGM  
Cumhuriyet Savcısı, bavuranların gözaltında tutulmalarının 11 Mayıs 2001’e kadar  
uzatılması konusunda mutabık olmutur.  
1 Mayıs 2001’de Ankara DGM hakimi, bavuranların gözaltında tutulma sürelerinin 3  
gün daha uzatılması konusunda mutabık olmutur.  
4 Mayıs 2001’de bavuranlar önce Cumhuriyet Savcısı, sonra tutuklu olarak  
yargılanmalarına karar veren Ankara DGM soruturma sulh hakimi huzuruna çıkarılmıtır.  
9 Temmuz 2002’de bavuranların tutuksuz olarak yargılanmalarına karar verilmitir.  
11 Kasım 2002’de mahkeme, bavuranların beraatine karar vermitir.  
HUKUK  
Bavuranlar, AĐHS’nin ilgili kısımları aağıda kaydedilen 5 §§ 1., 3. ve 5.  
maddelerinin ihlal edildiği hususunda ikayette bulunmutur:  
“1. Herkesin kii özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aağıda belirtilen haller ve yasada  
belirlenen yollar dıında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:  
...  
3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan  
herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli önüne  
çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuturma sırasında serbest  
bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin durumada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata  
bağlanabilir.  
...  
5. Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmıbir yakalama veya tutulu kalma ileminin mağduru  
olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır.”  
2
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK  
A. Hükümet’in ilk itirazları  
Hükümet, iç hukuk yolları tüketilmemiolduğu için bavurunun reddedilmesi  
gerektiğini ileri sürmütür. Yürürlükte olan CMK’nın 128. maddesi uyarınca bavuranların,  
polis tarafından gözaltında tutuldukları sürenin uzunluğuna itiraz etme hakkına sahip  
olduklarını iddia etmilerdir. Ayrıca, 2845 no.lu Kanun’un 13 § 2. maddesi uyarınca hakimin  
gözaltı süresinin üç gün daha uzatılmasına ilikin kararına itiraz etme haklarının da  
bulunduğunu ileri sürmütür.  
AĐHM, birçok davada Hükümet’in ilk itirazlarını incelediğini ve reddettiğini  
hatırlatmaktadır (bkz. Öcalan, §§ 66-71, ve Da/Türkiye, no. 74411/01, §§ 20-23, 8 Kasım  
2005). AĐHM, sözkonusu davada daha önceki bavurularda varmıolduğu sonuçlardan farklı  
bir sonuca varmasına neden olacak özel bir durum olmadığı kanısındadır.  
Yukarıda kaydedilenler ıığında AĐHM, Hükümet’in ilk itirazlarını reddetmektedir.  
B. Diğer kabuledilebilirlik gerekçeleri  
Bavuranlar, 5 § 1. madde uyarıca polis tarafından gözaltında tutulmalarının  
“kanunlarca öngörülen usullere uygun” olmadığı hususunda ikayette bulunmutur. AĐHM,  
sözkonusu zamandaki ilgili iç hukukun, DGMlerin yetki alanları içerisindeki suçlara ilikin  
olarak yakalanan herhangi bir kimsenin, en geç 48 saat içerisinde veya birden fazla kiiler  
tarafından ilenen suçların durumunda 15 gün içerisinde hakim önüne çıkarılması gerektiğini  
gözlemlemektedir. Dolayısıyla sözkonusu gözaltına alınma, Türk kanunlarına uygundur.  
Yukarıda kaydedilenler ıığında AĐHM, bavuranların 5 § 1. madde bağlamındaki  
ikayetinin, temelden yoksun olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.  
AĐHM, diğer ikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça temelden  
yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca kabuledilmez oldukları sonucuna varmak için  
gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduklarına karar verilmelidir.  
II. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Hükümet, polis tarafından gerçekletirilen gözaltı süresinin, ilgili tarihte yürürlükte  
olan yasalar ile uyumlu olduğunu ileri sürmütür. Đlgili hukukun, o zamandan bu yana AĐHM  
içtihatı ile uyumlu olarak düzenlendiğini gözönüne alındığında bavuranların iddialarının  
temelleri bulunmamaktadır.  
AĐHM, bavuranların polis tarafından altı gün süreyle gözaltında tutulduklarını  
belirtmektedir. Brogan ve Diğerleri/Đngiltere davasında adli kontrol olmaksızın dört gün altı  
saat süren gözaltı süresinin, toplumu bütün olarak terörizme karı amacına sahip olsa bile  
AĐHS’nin 5 § 3. maddesi bağlamındaki zaman kısıtlamalarının dıına çıktığı kararını vermiꢀ  
olduğunu yinelemektedir (29 Kasım 1988 tarihli karar, A Serisi no. 145 B, sayfa 33-34, § 62).  
Bu davada da kabul edildiği gibi terörist suçların soruturulması, yetkili makamların  
belirli problemlerle karı karıya kalmasına neden olsa dahi AĐHM bavuranları, adli  
3
müdahale olmaksızın altı gün süreyle gözaltında tutmanın gerekli olduğunu kabul  
edememektedir.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 5 § 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar AĐHS’nin 5 § 5. maddesi uyarınca AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edildiği  
iddiaları karısında tazminat hakkına sahip olmadıkları hususunda ikayette bulunmutur.  
Hükümet, kanuna aykırı olarak gözaltına alma durumlarında bir tazminat talebinin,  
Mahkeme’nin 466 no.lu Kanun uyarınca kanuna aykırı olarak yakalanan veya gözaltına alınan  
kiilere ödenebilecek tazminata ilikin nihai kararını müteakiben sunulabileceğini belirtmitir.  
Ancak, bavuranların polis tarafından gözaltında tutulmalarının, sözkonusu tarihte yürürlükte  
olan yerel hukuka uygun olması nedeniyle bu balık altındaki iddiaları asılsızdır.  
AĐHM, ancak kanuna aykırı olarak özgürlükten mahrum bırakılma nedeni ile 466  
no.lu Kanun uyarınca tazminat davası açılabileceğini belirtmektedir. Bavuranların polis  
tarafından gözaltında tutulmalarının yerel hukuka uygun olduğunu gözlemlemektedir. Sonuç  
olarak, bavuranlar 466 no.lu Kanun hükümleri uyarınca tazminat alma hakkına sahip  
değillerdir (bkz. Sakık ve Diğerleri, § 60).  
Bu nedenle AĐHM AĐHS’nin 5 § 5. maddesinin ihlal edilmiolduğu kanısına  
varmaktadır.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi aağıda kaydedilmitir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranlar manevi zarar için 5,000 Euro (bebin Euro) tazminat talep etmitir.  
Hükümet, bavuranların talep ettiği meblağa itiraz etmitir.  
Đçtihatını gözönünde bulunduran ve adil temellere dayanarak değerlendirmede bulunan  
AĐHM, herbir bavurana manevi zarar için 1,000 Euro tazminat ödenmesine karar vermitir.  
B. Mahkeme masrafları  
Đlk bavuran AĐHM huzurunda yapılan mahkeme masrafları için 3,500 Euro talep  
ederken diğer dört bavuran toplam 2,300 Euro talep etmitir. Bavuranlar taleplerini  
desteklemek için Đstanbul Barosu’nun 2006 yılı için tavsiye ettiği asgari ücret listesini  
sunmutur.  
Hükümet, taleplere itiraz etmitir.  
4
Sunulan bilgileri ve esaslara ilikin içtihatını gözönünde bulunduran AĐHM, ilk  
bavurana AĐHM huzurundaki ilemlerde yapılan masraflar için 1,000 Euro tazminat  
ödenmesine karar vermitir. Diğer bavuranlara mahkeme masrafları için toplam 1,000 Euro  
tazminat ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun  
olduğuna karar vermitir.  
BU NEDENLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Polis tarafından gözaltında tutulması süresinin uzunluğuna ve AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal  
edildiği iddiasına karılık tazminat alma hakkına ilikin ikayetin kabuledilebilir ve  
bavurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 5 § 5. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. (a) sorumlu Devletin bavurana, kararın AĐHS’nin 44 § 2. maddesine göre kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içerisinde, kararın verildiği tarihte uygulanan oran üzerinden yeni Türk  
Lirası’na çevrilmek üzere, aağıda kaydedilen miktarları ödemesi gerektiğine:  
(i) Herbir bavurana manevi tazminat için 1000 Euro (bin Euro),  
(ii) Đlk bavurana mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro);  
(iii) Diğer dört bavurana toplam olarak mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro);  
(iv) Yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her tür vergi;  
(b) Yukarıda kaydedilmiolan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa  
Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluacak faiz  
oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü  
olduğuna karar vermi,  
5. Bavuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmitir.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 16 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
5