COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
AYHAN VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 29287/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
14 Ekim 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29287/02 no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaları Mehmet Ali Ayhan, Ali Akkurt ve ükrü Töre’nin (“bavuranlar”), Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne 11 Haziran 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından M.A. Kırdök ve M. Kırdök tarafından  
temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1961, 1959 ve 1964 doğumludur.  
A. Ayhan aleyhindeki cezai takibat  
Yasaı silahlı bir örgüt olan TKEP’ye (Türkiye Komünist Đꢀçi Partisi) karı  
balatılan polis operasyonu sırasında polis Ayhan’ı 5 Mayıs 1993’te yakalamıve gözaltına  
almıtır. Yakalandığı sırada bavuranın üzerinde sahte kimlik belgeleri bulunmutur.  
Bavuran 19 Mayıs 1993’te hakim önüne çıkmıve hakim tutuklanmasına karar  
vermitir.  
Cumhuriyet Savcısı, 30 Temmuz 1993 tarihli bir iddianame ile bavuran ve diğer  
zanlılar hakkında Đstanbul DGM’de dava açmı, bavuranı inter alia, devletin anayasal  
düzenini tehlikeye sokan faaliyetlere katılmakla suçlamıtır. Bu faaliyetler arasında, çeitli  
kuyumcularda yapılan ağır hırsızlık ve sırasıyla 1990 ve 1991 yıllarında Y.I.’nın ve M.Ö.’nün  
öldürülmesi de bulunmaktadır. Đddia makamı, Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi uyarınca  
ölüm cezası verilmesini talep etmitir.  
Dava süresince Đstanbul DGM heyeti, her duruma sonunda resen bavuranın  
tutukluluk halini değerlendirmitir. Her defasında suçun niteliğini, delillerin durumunu ve  
dava dosyasının içeriğini göz önüne alarak tutukluluk halinin devamına hükmetmitir. 28  
Ocak 1997’de düzenlenen durumada bavuran ilk kez serbest bırakılmayı talep etmitir.  
Mahkeme, itham edildiği suçların niteliğini ve delillerin durumunu göz önüne alarak tutukluk  
halinin devamına hükmetmitir. Daha sonra, 30 Mayıs 2000’e kadar bavuran serbest  
bırakılmayı talep etmemitir. Ancak, mahkeme resen bavuranın tutukluluk halini incelemeye  
devam etmive daha öncekilerle aynı gerekçelere dayanarak tutukluluğun devamına  
hükmetmitir. 30 Mayıs 2000 ile 24 ubat 2004 arasında düzenlenen durumalarda  
mahkeme, resen veya bavuranın talebi üzerine, bavuranın tutukluluk halini düzenli olarak  
değerlendirmitir. Her defasında, suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dava dosyasının  
içeriğini göz önüne alarak tutukluk halinin devamına hükmetmitir.  
24 ubat 2004’te Đstanbul DGM bavuranı suçlu bularak müebbet hapse mahkum  
etmitir. Bu karar, 4 Ekim 2004’te Yargıtay tarafından onaylanmıtır.  
2
B. Akkurt ve Töre aleyhindeki cezai takibat  
10 ubat 1994’te ikinci bavuran Akkurt ve üçüncü bavuran Töre yukarıda  
kaydedilen örgütün faaliyetlerine dahil oldukları üphesi ile yakalanmıve göz altına  
alınmılardır. 24 Ekim 1994’te tutuklanmılardır.  
Cumhuriyet Savcısı, 17 Mayıs 1994 tarihli bir iddianame ile Đstanbul DGM’de  
bavuranlar ve diğer sanıklar aleyhine dava açmıtır. Bavuranları, inter alia, devletin  
anayasal düzenini tehlikeye sokan faaliyetlere katılmakla suçlamıtır. Bu faaliyetler arasında  
çeitli kuyumcularda yapılan ağır hırsızlık bulunmaktadır. Đddia makamı, Ceza Kanunu’nun  
146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası verilmesini talep etmitir.  
Dava süresince Đstanbul DGM heyeti her duruma sonunda resen bavuranların  
tutukluluk halini değerlendirmitir. Her defasında suçun niteliğini, delillerin durumunu ve  
dava dosyasının içeriğini göz önüne alarak tutukluluk halinin devamına hükmetmitir. 5  
Ağustos 1998’de düzenlenen durumada bavuranlar ilk kez serbest bırakılmayı talep etmitir.  
Mahkeme, itham edildikleri suçların niteliğini ve delillerin durumunu göz önüne alarak  
tutukluk hallerinin devamına hükmetmitir. Daha sonra, 4 Kasım 2002’e kadar mahkeme,  
resen veya bavuranların talebi üzerine, bavuranların tutukluluk halini düzenli olarak  
değerlendirmitir. Her defasında, suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dava dosyasının  
içeriğini göz önüne alarak tutukluk halinin devamına hükmetmitir. 4 Kasım 2002’de  
bavuranlar serbest bırakılmıtır. Mahkeme, bavuranların serbest bırakılma taleplerini karara  
bağlarken, bavuranların tutuklu olarak kaldıkları süreyi ve delillerin durumunu göz önüne  
almıtır.  
27 Aralık 2006’da Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranları suçlu bularak müebbet  
hapse mahkum etmitir. Bu karara karı yaptıkları temyiz bavurusu halen Yargıtay’da  
derdesttir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, adli takibat boyunca devam eden tutukluluk hallerinin, AĐHS’nin 5/3  
maddesinde öngörülen “makul süreyi” ağı hususunda ikayette bulunmutur.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet AĐHS’nin 35/1 maddesine dayanarak iç hukuk yollarının tüketilmemesi veya  
altı ay kuralına uyulmaması nedeniyle bavurunun reddedilmesi gerektiğini ileri sürmütür.  
Đtirazlarının ilk aamasında, bavuranlar aleyhinde yürütülen cezai takibatın, AĐHM’ye  
bavuruda bulundukları sırada devam etmekte olduğunu belirtmitir. Ayrıca bavuranların, 5  
Ağustos 1998’e kadar tutukluluk hallerinin devamına itiraz etmediklerini belirtmitir.  
Đtirazlarının ikinci aamasında, iç hukuk yollarının etkin olmadığını fark ettikleri tarih olan 5  
Ağustos 1998’den itibaren altı ay içerisinde bavuranların ikayette bulunmuolmaları  
gerektiğini ileri sürmütür.  
Bavuranlar, Hükümet’in iddialarına itiraz etmitir.  
3
Mahkeme, önceki davalarda Hükümet’in benzer iddialarını incelemive reddetmiꢀ  
olduğunu kaydetmektedir. AĐHM, sözkonusu davada yukarıda kaydedilen sonuçlardan farklı  
bir sonuca varmasına neden olacak özel bir durum görememektedir. Hükümet’in,  
bavuranların altı aylık süre kuralına uymadıklarını ileri sürmüolduğu cihetle Mahkeme, bir  
bavuranın tutukluluğu devam ederken AĐHM’ye benzer bir ikayette bulunması halinde bu  
bavurunun süresini geçirdiği gerekçesiyle reddedilmeyeceğini hatırlatır. Bu davada  
bavuranlar AĐHM’ye 5. maddeye ilikin ikayette bulundukları sırada tutukluluk halleri  
devam etmekteydi. Sonuç olarak Mahkeme, Hükümet’in bu balık altındaki itirazlarını  
reddetmektedir.  
Ayrıca Mahkeme, AĐHS’nin 35/3 maddesi çerçevesinde bavurunun sözkonusu  
kısmının dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca baka açılardan bakıldığında  
da kabuledilemezlik unsuru taımadığını belirtmektedir. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B. Esas  
1. Tarafların görüleri  
Hükümet, suçun ciddiyetinin ve kamu çıkarı mevcudiyetinin, bavuranların tutukluluk  
halinin devamını haklı çıkardığını ileri sürmütür. Bu bağlamda, sanıkların kaçma veya  
yeniden suç ileme risklerini ortadan kaldırmanın hedeflenmiolduğunu ileri sürmütür.  
Hükümet, tutukluluk halinin ilgili tarihte uygulanan kanunların öngördüğü gereklere uygun  
olarak yetkili makam tarafından belirli aralıklarla gözden geçirildiğini belirtmitir. Ayrıca,  
bavuranların, mahkemenin gözaltı hallerinin devamına hükmettiği zamanlarda itiraz etme  
haklarının bulunduğunu belirtmitir.  
Bavuranlar, Hükümet’in iddialarına itiraz etmitir. Tutuklu yargılanmalarına ilikin  
karara değil, 5/3 madde bağlamındaki makul süre gereğini ağı halde tutukluluk hallerinin  
devam etmesine itiraz etmilerdir. Bu hususta, aleyhlerindeki cezai takibat sırasında yapılan  
delil toplama ileminin, 1998 sonunda sona erdiğini ve bu nedenle, tutukluluk hallerinin,  
sözkonusu tarihten sonra devam etmesinin, adaletin doğru olarak uygulanması ile ilgisi  
bulunmadığını belirtmilerdir. Mahkemenin, cezai takibat süresince, bavuranların talep  
etmesi veya resen incelemesi arasında bir ayırım yapmadan, tutukluluk halinin uzatılmasında  
aynı anlayıla hareket ettiğini ileri sürmülerdir.  
2. Mahkeme’nin değerlendirmesi  
Mahkeme, 5/3 maddeye ilikin kararlarında ortaya konan temel ilkeleri yinelemektedir  
(bkz., Sevgin ve Đnce/Türkiye, no. 46262/99, paragraf 61, 20 Eylül 2005, Ilijkov/Bulgaristan,  
no. 33977/96, paragraf 77, 26 Temmuz 2001, Labita/Đtalya [BD], no. 26772/95, paragraflar  
152-153, AĐHM 2000-IV, Kułda/Polonya [BD], no. 30210/96, paragraf 110, AĐHM 2000-XI,  
Smirnova/Rusya, nos. 46133/99 and 48183/99, paragraf 59, AĐHM 2003-IX (özetler)), ve  
Letellier/Fransa, 26 Haziran 1991, A Serisi, no. 207, paragraf 43). Mevcut davayı bu ilkeler  
ıığında inceleyecektir.  
Sözkonusu davada birinci bavuranın tutukluluk hali, polis tarafından yakalanıp  
gözaltına alındığı 5 Mayıs 1993’te balamıve ilk derece mahkemesince mahkum edildiği 24  
ubat 2004’te sona ermiolup on yıl dokuz aydan fazla sürmütür. Diğer bavuranların  
tutukluluk halleri, yakalanmaları ile 10 ubat 1994’te balamıve ilk derece mahkemesinin,  
4
tutuksuz yargılanmalarına hükmettiği 4 Kasım 2002’de sona ermiolup yaklaık 8 yıl ve 9 ay  
sürmütür. Bu süre boyunca ilk derece mahkemesi, her duruma sonunda resen veya  
bavuranların talebi üzerine bavuranların tutukluluk hallerinin devamını değerlendirmitir.  
Ancak, Mahkeme dava dosyasındaki delillerden yola çıkarak Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin, “suçun niteliğini ve delillerin durumunu göz önüne alarak” gibi benzer ve  
basmakalıp terimler kullanarak bavuranların tutukluluk halinin devamına hükmettiğini tespit  
etmitir.  
Mahkeme, sıklıkla mevcut bavurudaki konulara benzer konuların ortaya konduğu  
davalarda AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir.  
Kendisine sunulan belgeleri inceleyen Mahkeme, Hükümet’in mevcut davada farklı  
bir sonuca varmasını sağlayacak deliller sunmadığı ya da ikna edici argümanlar sunmadığı  
kanısındadır. Bu çerçevede bavuranların sırasıyla 28 Ocak 1997 ve 5 Ağustos 1998’den önce  
serbest bırakılma talebinde bulunmamıolmaları nedeniyle bavuranların tutukluluk süresinin  
bir bölümünün AĐHS’nin 5/3 maddesi gereğince “makul süre” değerlendirmesi dıında  
kalması durumunda bile, konuya ilikin içtihadı çerçevesinde AĐHM kalan tutukluluk  
sürelerinin aırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiği kanaatindedir.  
Dolayısıyla sözkonusu madde ihlal edilmitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Manevi tazminat olarak Ayhan, 20,000 Euro ve Akkurt ve Töre’nin her biri 15,000  
Euro talep etmitir.  
Hükümet, bu meblağlara itiraz etmitir.  
Mahkeme, bavuranların yalnızca ihlalin tespiti ile telafi edilemeyecek bir manevi  
zarara uğramıoldukları kanaatindedir. Dava koullarını ve içtihadını göz önüne alan  
Mahkeme, Ayhan’a 6,000 Euro ve Akkurt ve Töre’nin her birine 4,000 Euro manevi tazminat  
ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar, ayrıca Mahkeme önünde yaptıkları yargılama masraf ve giderleri için  
toplam 10,210 yeni Türk Lirası [TRY] (yaklaık 5,900 EUR) talep etmitir. Taleplerine  
gerekçe olarak yasal temsilcileri tarafından hazırlanmıbir avukatlık ücret sözlemesi ve  
çalıma süresine dair cetvel sunmulardır.  
Hükümet, bu meblağa itiraz etmitir.  
5
AĐHM içtihadına göre, bir bavuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde etme hakkına sahiptir. AĐHM, sözkonusu davada,  
kendisine sunulan bilgiye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, bavuranlara bu balık altında  
toplam 1,000 EUR ödenmesini makul bulmaktadır.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve her  
türlü vergiden muaf olarak aağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;  
(i) manevi tazminat olarak Ayhan’a 6,000 Euro (altı bin Euro) ve Akkurt ve Töre’nin  
her birine 4,000 Euro (dört bin Euro);  
(ii) yargılama masraf ve giderleri için bavuranlara toplam olarak 1,000 Euro (bin Euro).  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
fıkraları gereğince 14 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6