Baꢀvuran Hükümetin bu iddiasına karꢀı çıkmakta, özellikle sözü edilen tedbir mahiyetindeki
kararın hakkında açılan ceza davasının akabinde verildiğini ve sonuçları itibarıyla doğrudan
bununla bağlantılı olduğunu öne sürmektedir. Baꢀvuran bu iꢀlemin hakkında yapılan
suçlamalardan beraat ettiği ağır ceza mahkemesinin kararının ardından 2004’te kaldırıldığını
belirtmektedir. Baꢀvuran bütün bu dönem boyunca avukatlık görevini icra edememesine
neden olan ceza yargı sürecinin uzunluğuna karꢀı baꢀvurabileceği bir iç hukuk yolu
olmadığını iddia etmektedir.
AĐHM baꢀvuranın ceza yargılamasının süresinin uzunluğundan ꢀikayet ettiğini ve avukatlık
görevini geçici olarak ifa edememesinin bunun bir sonucu olduğunu tespit etmektedir. AĐHM
bu bağlamda, Türk hukuk düzeninin AĐHS’nin 13. maddesi uyarınca yargı sürecinin
uzunluğuna karꢀı etkili bir baꢀvuru yolu sunmadığını daha önce de dile getirdiğini hatırlatır
(Bkz. Tendik vd.-Türkiye kararı, no: 23188/02, 22 Aralık 2005). Sonuç olarak baꢀvuranın
ꢀikayet konusunu telafi edebilecek bir iç hukuk yolu bulunmamaktadır.
AĐHM bu nedenle Hükümetin ön itirazını reddetmekte ve baꢀvurunun AĐHS’nin 35/3
maddesine dayalı olarak dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. AĐHM ayrıca baꢀka
hiçbir kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder.
B. Yargı sürecinin uzunluğu hakkında
1. Dikkate alınması gereken dönem
Hükümet göz önüne alınması gereken dönemin 22 Kasım 1999’dan 26 Ocak 2004’e kadar
olan süre olduğunu savunmaktadır. Baꢀvuran ise sözkonusu dönemin 29 Ocak 1999’da
baꢀlayıp 26 Ocak 2004’te sona erdiğini ileri sürmektedir.
AĐHM incelenmesi gereken cezai yargılama döneminin bir kiꢀinin «sanık» -kelimenin otonom
ve özerk anlamıyla- olduğu gün baꢀladığını hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında
Corigliano-Đtalya kararı, 10 Aralık 1982 ve Imbrioscia-Đsviçre kararı 24 Kasım 1993).
Bilhassa yakalama, tutuklama, itham etme ve ön soruꢀturma açma gibi dava açma öncesindeki
süreç yargıya intikal etme olarak addedilir. 6/1 madde uyarınca «itham etme» bir kiꢀinin
“yetkili bir merci tarafından bir suçun iꢀlemekle suçlandığından resmen haberdar edilmesi”
olarak tanımlanmaktadır (Bkz. Reinhardt ve Slimane-Kaid-Fransa kararı, 31 Mart 1998).
Yargılama, sanığın mahkumiyeti veya davanın düꢀmesi ile sona ermektedir
Bu baꢀvuruda incelenmesi gereken dönem ön soruꢀturmanın açılması talebinin yapıldığı 29
Ocak 1999 tarihinde baꢀlayıp, baꢀvuranın serbest bırakıldığı 26 Ocak 2004 tarihinde sona
ermektedir. Tek dereceli mahkemede görülen bu süre yaklaꢀık beꢀ yıldır.
2. Yargı sürecinin uzunluğunun makul olup olmadığı
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın baꢀvuran için arz ettiği
önem gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır
(Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).
AĐHM bu baꢀvurudakine benzer ꢀikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (ibidem).
4