listesinin, mevcut baꢀvuruda imzası bulunan baꢀvuranların listesine tekabül ettiğini
saptamaktadır. Bununla birlikte, baꢀvuranlardan sadece 13’ünün tarafların arasında ihtilafa
neden olan Polatlı Kadastro Mahkemesi’nin kararında sayıldığı görülmektedir. Sözkonusu
kiꢀiler, Ali Akkaya, Gülhan Güler Türker, Erdoğan Đpek, Ali Đpek, Zeynep Taꢀkın Đpek,
Güldane Esen Đpek, Elife Đpek, Pakize Yıldırım Yalçın, Habibe Balcı Yalçın, Nesibe Yalçın,
Hayati Yalçın, Mustafa Yalçın ve Sıdıka Bilgiç Yalçın’dır.
AĐHM, 20 Ekim 1997 tarihli kararın, AĐHM önünde süresine itiraz edilen hukuki sürecin
belirleyici iꢀlemlerinin bir parçası olduğunu gözlemlemektedir. Bu bağlamda, 20 Ekim 1997
tarihli kararın, kesin hüküm teꢀkil etmesinin ardından, davalı sıfatıyla kararın giriꢀ kısmında
isimleri ayrıntılı bir biçimde aktarılan baꢀvuranlara uygulanabileceğini belirtmek uygun
olacaktır. Sonuç olarak AĐHM, Kadastro Mahkemesi’nin 20 Ekim 1997 tarihli kararında,
hiçbir ꢀekilde adları geçmeyen baꢀvuranların AĐHM nezdinde mağdur sıfatında
bulunduklarını ileri süremeyecekleri hususunda Hükümet ile hemfikirdir.
Baꢀvuranların sayısına iliꢀkin olarak yapılan Hükümet’in ön itirazının kabuledilebilir nitelikte
olduğu sonucuna ulaꢀılmaktadır Bu durumda, sadece mahkeme kararında adıgeçen kiꢀilerin
AĐHS’nin 34. maddesi anlamında mağdur sıfatı olduğu değerlendirilmektedir. Sözkonusu
baꢀvuranlar, Ali Akkaya, Gülhan Güler Türker, Erdoğan Đpek, Ali Đpek, Zeynep Taꢀkın Đpek,
Güldane Esen Đpek, Elife Đpek, Pakize Yıldırım Yalçın, Habibe Balcı Yalçın, Nesibe Yalçın,
Hayati Yalçın, Mustafa Yalçın ve Sıdıka Bilgiç Yalçın’dır.
Sonuç olarak AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca geri kalan
baꢀvuranların baꢀvurusunu reddetmektedir.
AĐHM, bu ꢀekilde sınırlandırılan çerçevede baꢀka açılardan hiçbir kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını kaydetmektedir. Baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Baꢀvuranlar, hukuki sürecin, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ön gördüğü ꢀekliyle “makul süre”
ilkesine riayet etmediğini ileri sürmektedirler. Baꢀvuranlar, ayrıca Hazine’nin davaya müdahil
olduğu hususunda kendilerine bilgi verilmemesinden de ꢀikayetçilerdir.
Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, ihtilaflı yargılamanın 15 Nisan 1953 tarihinde baꢀladığını ve baꢀvuranların karar
düzeltme baꢀvurularının reddedildiği 28 Nisan 2000 tarihinde sona erdiğini
gözlemlemektedir. Bu bağlamda ise AĐHM’nin ratione temporis bakımından yetkisinin,
Türkiye’nin kiꢀisel baꢀvuru hakkını tanıdığı tarih olan 28 Ocak 1987 tarihinden önceki
dönemi kapsamadığı bir gerçektir. Sözkonusu tarihten itibaren ve 28 Nisan 2000 tarihine
kadar, iki dereceli mahkemede on üç yıl üç ay geçmiꢀ, 1987’ye kadar ise zaten otuz dört
yıllık bir süre geçmiꢀtir.
AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koꢀullarını takiben ve mahkeme yerleꢀik
içtihatları, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ve ilgililer
bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz.
diğerleri arasından Frydlender-Fransa, baꢀvuru no: 30979/96). Mevcut dava koꢀullarında,
bireysel baꢀvuru hakkının Türkiye tarafından tanınmasından önceki dönemde davanın içinde
4