I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, kendisini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim
bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir.
Başvuran ayrıca yargılama süresinin “makul süre” ilkesini tanımadığını iddia ederek
AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
AİHM, şikayetlerin AİHS’nin 35§3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun
olmadıklarını saptamakta ve ayrıca, şikayetlerin hiçbirinin kabul edilemezlik gerekçesiyle ters
düşmediğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla şikayetleri kabul edilebilir ilan etmek uygun
olacaktır.
B. Esas hakkında
1. DGM’nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında
AİHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiş
AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. 7 Kasım 2002 tarihli Özel-
Türkiye kararı, no: 42739/98, §§33-34 ve 10 Temmuz 2001 tarihli Özdemir-Türkiye kararı,
no: 59659/00, §§35-36).
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca
ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM, TCK’nın
öngördüğü ve cezalandırdığı suçlardan DGM önüne çıkarılan başvuranın, aralarında askeri
hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla
karşılanacağını saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, başvuran, DGM’nin bu türden davalara
ters düşen değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuran
tarafından duyulan şüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düşünülebilir (9 Haziran 1998
tarihli Incal- Türkiye kararı, 1998-IV, s. 1573, §72 in fine).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada, DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
2. Cezai usul işlemlerinin süresi hakkında
Değerlendirilmeye alınması gereken dönem, 21 Ocak 1988 tarihinde başlamış ve 21
Haziran 1999 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla cezai yargılama beş mahkeme için on bir yıl
beş ay sürmüştür.
AİHM, yargılama süresinin makul yönünün, içtihadının yer verdiği kriterler, özellikle
davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumu gözönünde bulundurularak
değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa, no:
25444/94, § 67, 1999-II).
AİHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiş
AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. sözüedilen Pélissier ve Sassi).
3