2. Baꢀvuranlar Gizem Aytaꢀ, Erdinç Gök, Saygın Metin, Đsmail Doğa Karatepe, Rüya
Kurtuluꢀ, Kamil Dinçer Aslan, Haꢀim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve Özge
Ozan ile ilgili olarak
Hükümet tarafından sunulan kabuledilemezlik itirazına iliꢀkin olarak, AĐHM, geçmiꢀte
müteaddit defalar benzer itirazı inceleme fırsatı bulduğunu ve sözkonusu itirazı reddettiğini
hatırlatmaktadır (bkz, diğerleri arasından, Karayiğit-Türkiye, baꢀvuru no: 63181/00, 5 Ekim
2004). AĐHM, iꢀ bu davada önce ulaꢀtığı sonuçlardan sapmasını gerektirebilecek hiçbir neden
görememektedir. AĐHM, Gizem Aytaꢀ, Erdinç Gök, Saygın Metin, Đsmail Doğa Karatepe,
Rüya Kurtuluꢀ, Kamil Dinçer Aslan, Haꢀim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve
Özge Ozan’ı kapsayan AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetin, AĐHS’nin 35.
maddesinin 3. paragrafı uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir.
Ayrıca AĐHM, kabuledilemezliğe iliꢀkin hiçbir gerekçe tespit edememektedir. Dolayısıyla
baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AĐHM, bir kiꢀi özgürlüğünden yoksun bırakıldığında veya daha genel olarak, güvenlik güçleri
ile karꢀı karꢀıya kaldığında, davranıꢀı gerektirmedi halde kendisine karꢀı fiziksel güç
kullanılmasının insanlık onuruna yönelik bir müdahale olduğunu ve AĐHS’nin 3. maddesi ile
güvence altına alınan hakka yönelik bir ihlal oluꢀturduğunu hatırlatmaktadır (Labita-Đtalya,
baꢀvuru no: 26772/95 ve Kartal ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 29768/03, 16 Aralık 2008).
Dolayısıyla sözkonusu yaraların nedeni hakkında makul bir izahat verme ve mağdurun
özellikle tıbbi belgelere dayandırılmıꢀ iddiaları hakkında ꢀüphe uyandıracak olayları ortaya
koyan kanıtları sunma görevi Hükümet’e düꢀmektedir (Selmouni-Fransa, baꢀvuru no:
25803/94, Berktay-Türkiye, baꢀvuru no: 22493/93, 1 Mart 2001 ve Ayꢀe Tepe – Türkiye,
baꢀvuru no: 29422/95, 22 Temmuz 2003).
Đꢀbu davada, AĐHM, öncelikle, Hükümet’in gösteri yapan grubun manu militari gözaltına
alındığına itiraz etmediğini tespit etmektedir. Bilahare AĐHM, sağlık raporlarında belirtilen
yaraların nedenine kimsenin itiraz etmediğini belirtmektedir. Bu bağlamda Hükümet’e
baꢀvurulan gücün kaçınılmaz olduğu ve aꢀırı olmadığını kanıtlama yükümlülüğü düꢀmektedir
(Balçık ve diğerleri – Türkiye, baꢀvuru no: 25/02, 29 Kasım 2007).
Mevcut davada, baꢀvuranların yukarıda belirtikleri Adalet Bakanlığı’na bağlı adli tabip
tarafından düzenlenen sağlık raporunda, baꢀvuranların yaralarının 1 ila 9 gün arasında
iꢀgöremez raporu verilmesine neden olduğu sonucuna ulaꢀılmaktadır. Sözkonusu unsurlar göz
önüne alındığında, AĐHM, yerleꢀik içtihadı uyarınca, baꢀvuranların maruz kaldığı fiziksel
ꢀiddetin asgari ciddiyet seviyesini aꢀtığını kabul etmektedir (Nurgül Doğan-Türkiye, baꢀvuru
no: 72194/01, 8 Temmuz 2008 ve Karatepe ve diğerleri).
AĐHM, Hükümet’in baꢀvuranları yakalama koꢀullarını ve kullanılan güç oranını tam olarak
ortaya koymadığını tespit etmektedir. AĐHM, iꢀgöremez raporu verilmesini gerektiren
baꢀvuranların yaraları göz önüne alındığında, güvenlik güçleri tarafından kullanılan gücün
orantısız olduğu kanaatindedir. Ayrıca AĐHM, baꢀvuranların ꢀiddet gösterdikleri veya
baꢀvuranların ꢀikayetçi oldukları güç kullanımına yol açtıkları iddiasına bulunulmadığını
belirtmektedir.
4