ve izleyen maddeleri uyarınca iç hukuktaki mahkemeler önünde bir tazminat davası
açabileceğini savunarak AĐHS’nin 5/5 maddesi ile ilgili olarak iç hukuk yollarının
tüketilmediğini belirtmektedir.
AĐHM, Hükümetin CMK’nın 141. ve takip eden maddelerine dayalı olarak tazminat davası
açılabileceği yönündeki itirazının baꢀvuranın AĐHS’nin 5/5 maddesi uyarınca yaptığı ꢀikayet
ile ilintili olduğuna ve esasa birleꢀtirilerek incelenmesi gerektiğine karar vermektedir. AĐHM
ayrıca sözkonusu bu ꢀikayetlerin dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir, dolayısıyla
ꢀikayetler kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet esasa iliꢀkin olarak baꢀvuranın tutukluluk iꢀleminin ulusal mevzuata olduğu kadar
AĐHS’nin 5/4 maddesindeki hükümlere de uygun gerçekleꢀtirildiğini ifade etmektedir.
Baꢀvuran Hükümetin savına karꢀı çıkmakta ve iddialarını yinelemektedir.
AĐHM yakalanan ya da tutulu bulundurulan kimselerin yargı usulünün gereklerini
karꢀılayacak yargılanma ve AĐHS uyarınca hürriyetten yoksun bırakma iꢀleminin esasının
«yasal» olmasını isteme haklarının olduğunu hatırlatır. Tutukluluk haline karꢀı yapılan itirazı
değerlendiren adli bir merciinin bilhassa çekiꢀmeli yargı sürecinde taraflar arasındaki
«silahların eꢀitliği» ilkesini de gözeten bir duruꢀmanın gerçekleꢀmesini sağlayacak hukuki
güvenceleri sağlaması gerekmektedir (Bkz. Sanchez-Reisse-Đsviçre, 21 Ekim 1986, Toth-
Avusturya 12 Aralık 1991, Kampanis-Yunanistan 13 Temmuz 1995, Schöps-Almanya no:
25116/94).
AĐHM, daha önce de benzer baꢀvurularda incelediği üzere sözü edilen baꢀvuru yolunun bir
yanda etkisiz ve uygulamada baꢀarı ile sonuçlanabilecek bir baꢀvuru ꢀansını garanti etmemesi
(Bkz. diğerleri arasında, Koꢀti vd.-Türkiye no: 74321/01, 3 Mayıs 2007), öte yanda adli bir
merci nezdinde sağlamıꢀ olduğu güvenceler arasında özellikle vicahilik ve silahların eꢀitliği
ilkelerine riayet edilmemesi nedeniyle etkili bir baꢀvuru olarak addedilemeyeceğini ifade
etmektedir (Bkz. aynı anlamda, Bağrıyanık-Türkiye kararı, no: 43256/04, 5 Haziran 2007 ve
Cahit Demirel-Türkiye no: 18623/03, 7 Temmuz 2009).
AĐHM bunun yanı sıra yeni CMK’nın 271. maddesinin teoride bir hükümlünün temsilcisine
veya sanık avukatına itiraz hakkının incelendiği sırada adli bir mercii tarafından dinlenme
olanağını tanıdığını not etmektedir. Bununla birlikte, olası muhtemel bir duruꢀma talebi ise
sanıklar ve/veya temsilcileri tarafından dile getirilse dahi hukuki yetkilinin inisiyatifine
bırakılmaktadır. Mevcut baꢀvuruda, baꢀvuranın serbest bırakılma talebinin dosya üzerinden
incelendiğini hatırlatan AĐHM, görevinin bu davaya özgü koꢀulları incelemekle sınırlı
olduğunu ve daha önceki baꢀvurularda varmıꢀ olduğu sonuçların dıꢀına çıkılmasını
gerektirecek herhangi bir gerekçenin yer almadığını ifade ederek baꢀvuranın tutukluluk
halinin yasallığına iliꢀkin yaptığı itiraz sürecinde AĐHS’nin 5/4 maddesi gereğince
hakkaniyete uygun yargılamanın gereğinin yerine getirilmediği sonucuna varmaktadır.
AĐHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafına dair AĐHM, 5. maddenin 1., 2., 3. veya 4.
paragraflarına aykırı koꢀullarda gerçekleꢀen özgürlüğünden yoksun bırakma iꢀlemlerine karꢀı
bir telafinin sağlanması gerektiğini hatırlatır (Bkz. Wassink-Hollanda, 27 Eylül 1990). AĐHM
ayrıca mezkur 5. paragrafta söz edilen tazminat hakkının ulusal mercii tarafından ya da AĐHS
kurumlarından biri tarafından diğer paragrafların ihlalini de kapsadığını belirtir (Bkz. N.C.-
Đtalya no: 24952/94).
4