COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no. 44936/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
12 Ocak 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 44936/04 no’lu davanın nedeni Aziz Babat, Azime  
Babat ve Marifet Akgün (Babat) adlı üç T.C. vatandaının (“bavuranlar”) Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 3 Eylül 2004 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlüklerin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ  
olduğu bavurudur.  
Bavuranlar, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından A. Baba tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1954, 1954 ve 1978 doğumlu olup sırasıyla Tunceli ve Đstanbul’da  
yaamaktadır. Birinci ve ikinci bavuranın oğlu, üçüncü bavuranın kardei olan Önder Babat,  
Đstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisiydi. Yasadıı bir gösteriye  
katıldığı gerekçesiyle üniversitede hakkında bir disiplin soruturması balatıl, ayrıca olay  
tarihinde hakkında açılmıbir ceza davası bulunmaktaydı. Bavuranlar, Babat’ın Kürt, Alevi  
ve güçlü sol siyasi görülü biri olduğunu ifade etmitir.  
E.Ö., B.Y. ve P.A. tarafından 22 Mart 2004 tarihinde savcıya verilen ifadelere göre  
olaylar öyle gelimitir: 3 Mart 2004 tarihinde Önder Babat, üç arkadaıyla birlikte Devrimci  
Hareket adlı derginin bürosunu ziyaret ettikten sonra Babat aniden yere yığılmıve baının  
kanadığı görülmütür. Babat, kaldırıldığı hastanede ölmütür.  
Polis, olaydan hemen sonra olay yerinde incelemeler yapmı, tanıkların ifadelerini  
almı, olay yerinin fotoğraflarını çekmive krokisini çizmi, hazırlanan olay yeri raporuna  
göre maktulün baının üst sol kısmında 5 x 5 cm’lik bir delik ve sağ kaının çevresinde 2  
cm’lik ekimoz gözlendiği belirtilmitir. Polis, olay yerinde bulunan 10 x 10 cm’lik bir taın  
maktulün kafasına düolabileceğini belirtmitir.  
4 Mart 2004 tarihinde Beyoğlu savcısının talimatıyla maktule otopsi yapılmı,  
hazırlanan otopsi raporunda maktulün beyninde 9 mm’lik bir mermi tespit edilerek ölüm  
olayının uzun mesafeden açılan ateten kaynaklandığı belirtilmitir. Ancak tanık ifadeleri ve  
yapılan balistik ve adli tıp incelemeleri atein nereden edildiği konusuna açıklık  
getirememitir.  
12 Temmuz 2004 tarihinde bavuranlar Beyoğlu Savcılığı’na suç duyurusunda  
bulunmu, ismini vermeyen bir polis memurunun kendilerini arayarak, kriminal polis  
laboratuarında yapılan balistik inceleme sırasında maktulün baından çıkarılan merminin  
üzerinde, hangi silahtan çıktığının belirlenmesini engellemek amacıyla silinti ve kazıntılar  
gözlendiğini ancak bu durumun rapora yansıtılmadığını söylediğini iddia etmilerdir.  
Bavuranlar, bu iddiayla ilgili ayrıntılı soruturma yapılmasını talep etmitir.  
15 Aralık 2004 tarihinde Beyoğlu savcısı Adli Tıp Kurumu’na, bavuranın talebi  
doğrultusunda bir inceleme yapılması talimatını vermi, Adli Tıp Kurumu 5 Ocak 2005 tarihli  
1
BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
raporunda merminin mikroskobik incelemesinde bavuranların iddia ettiği gibi silinti veya  
kazıntılara rastlanmadığını belirtmitir.  
Bavuranlar ayrıca 3 Ağustos 2004 tarihinde Babat’ın ölümüyle ilgili ön soruturmayı  
yürüten görevliler hakkında Beyoğlu Savcılığı’na suç duyurusunda bulunarak sorumluların  
görevi ihmal suçuyla yargılanmasını talep etmitir. Bavuranlar, yetkililerin Babat’ın baına  
bir tağü konusunda ısrar ederek gerçek ölüm nedenini kapatmaya çalıtıklarını, olay  
yerinin düzgün bir krokisini çizmediklerini ve olay yerinde ve yakınlarındaki tanıkların  
ifadelerinin alınmadığını ve sorgulama yapılmadığını iddia etmitir. Bavuranlara göre belli  
görevliler Babat’ın ölümünde, savcının haberdar edilmesi ya da otopsi yapılmasını  
gerektirecek üphe bulunmadığını söylemilerdir. Soruturma delilleri diğer “faili meçhul  
cinayetler”le karılatırılmı, ancak kolluk kuvvetlerine ait ve diğer ruhsatlı silahlarla  
karılatırma yapılmamıtır.  
8 Kasım 2004 tarihinde Beyoğlu savcısı ön soruturmada atılan adımları ve  
soruturmanın sürdüğünü gerekçe göstererek, görevi ihmale iaret eden delil bulunmaması  
nedeniyle takipsizlik kararı vermitir.  
24 Aralık 2004 tarihinde bavuranlar savcının kararına itiraz etmi, 2 ubat 2005  
tarihinde Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi itirazı reddetmitir.  
17 Mart 2005 tarihinde Beyoğlu Savcılığı, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne  
soruturmanın takip edilmesi ve üphelilerin yakalanması, bunun mümkün olmaması halinde  
ise üç ayda bir ilerleme raporu yayınlamaları talimatını vermitir.  
Dava dosyasındaki bilgilere göre Babat’ın ölümüyle ilgili soruturma halen devam  
etmektedir.  
HUKUK  
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK  
Hükümet, bavuranların AĐHM'ye bavurularını Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi  
kararından itibaren altı ay içerisinde yapmamıolmalarını gerekçe göstererek bavurunun altı  
ay kuralına uyulmaması nedeniyle reddedilmesini (AĐHS'nin 35/1 maddesi) AĐHM’den talep  
etmitir.  
Bavuranlar bu hususta görübeyan etmemitir.  
AĐHM, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önündeki davanın konusu ve bavuranların  
ikâyetleri dikkate alındığında sözkonusu mahkemenin 2 ubat 2005 tarihli kararının  
AĐHS'nin 35/1 maddesi bağlamında iç hukuk yollarının tüketilmesi sürecinde nihai bir karar  
olarak değerlendirilebilecek, bavuranların ikâyetlerinin esasına ilikin bir karar olmadığı  
kanaatindedir. Her halükârda AĐHM, bavurunun 3 Eylül 2004 tarihinde, Hükümetin yukarıda  
belirttiği karardan önce yapıldığına iaret eder. Bu nedenle Hükümetin bu balık altındaki  
itirazını reddeder.  
Ayrıca, bavuranların bu balık altındaki ikâyeti AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı  
çerçevesinde dayanaktan yoksun değildir. AĐHM, ikâyetin baka açılardan bakıldığında da  
2
BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit eder. Bu nedenle ikâyet kabuledilebilir  
niteliktedir.  
II. AĐHS’NĐN 2. VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, Önder Babat’ın devlet görevlileri tarafından veya onların müsamahası ile  
öldürülğünü ve AĐHS'nin 2 ve 13. maddelerine aykırı olarak, konuyla ilgili etkili bir  
soruturma yapılmadığını öne sürmütür.  
AĐHM, bavuranların ikâyetinin sadece AĐHS’nin 2. maddesi bağlamında incelenmesi  
gerektiği kanaatindedir.  
A. Tarafların görüleri  
Hükümet, ilk olarak Babat’ın öldürülmesi olayıyla devletin ilikisi olmadığını, ikinci  
olarak ise yetkililerin sözkonusu ahsın sokakta yürürken bir kurunun kurbanı olabileceğini  
bilemeyeceğini savunmutur. Ayrıca Babat’ın ölümü üzerine açılan soruturmayla ilgili atılan  
adımlara atıfta bulunarak somut davada etkili bir soruturma yapıldığını ve yetkililerin  
cinayetten sorumlu olanların yakalanması için soruturmayı halen faal olarak takip ettikleri  
görüünü savunmutur.  
Bavuranlar Babat cinayetinin siyasi nitelikte olduğunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin  
bazı birimlerinin yürüttüğü psikolojik savakapsamında, JĐTEM (Jandarma Đstihbarat ve  
Terörle Mücadele Dairesi) tarafından ilendiğini savunmutur. Bu bağlamda devletin, suçu  
doğrudan ilememiolsa da, bu yarı resmi örgütlerin faaliyetlerini durdurmak için hiçbir ey  
yapmağını savunmutur1. Bavuranlar, Önder Babat’ın öldürüldüğü hafta Türkiye’nin çeitli  
yerlerinde faili meçhul cinayetler ilendiğine iaret etmitir. Soruturmaya ilikin olarak ise,  
olayın medyada geniyer bulmasına ve 23 milletvekilinin TBMM’ye sunduğu soru  
önergesine rağmen savcının pasif kaldığını ve olay hakkında yürütülen soruturmanın kusur  
ve eksiklerle dolu olduğunu savunmutur.  
B. AĐHM’nin değerlendirmesi  
AĐHM, devletin AĐHS'nin 2. maddesinin usul ve esasına dayalı yükümlülüklerine ilikin  
kararlarında ortaya koyduğu temel ilkeleri hatırlatır (bkz. özellikle McCann vd. – Đngiltere, A  
Serisi no. 324; Buldan – Türkiye, no. 28298/95; Ülkü Ekinci – Türkiye, no. 27602/95;  
Shanaghan – Đngiltere, no. 37715/97; Finucane – Đngiltere, no. 29178/95; Ramsahai vd. –  
Hollanda [BD], no. 52391/99 ve Dölek – Türkiye, no. 39541/98). AĐHM, somut davayı bu  
ilkeler ve taraflarca sunulan belgeye dayalı deliller, özellikle de dava konusu olay hakkında  
yürütülen adli soruturmaya ilikin olarak tarafların ibraz ettiği belgeler ve tarafların esas  
hakkındaki yazılı görüleri ıığında inceleyecektir.  
AĐHM, Önder Babat’ın öldürülmesine ilikin olarak bavuranların devlet görevlilerinin  
cinayetle ilgisi bulunduğu yönünde ciddi iddiaları dile getirdiklerini gözlemler. Bavuranlar  
bu bağlamda Türkiye’de kendi amaçlarına uygun olarak yargısız infazlar yaptıkları bilinen  
yarı resmi örgütler bulunduğuna iaret etmitir. Babat’ın bu tür bir cinayetin kurbanı olduğunu  
1
Bavuranlar yarı resmi örgütler konusuyla ilgili birtakım gazete kupürleri ibraz etmitir. Bunların arasında bir  
makalede, örgüte ihanet ettiği gerekçesiyle 2006 yılında DHKP-C tarafından öldürülen Hakan Saraylıoğlu’ndan  
bahsedilmitir. Đddiaya göre Saraylıoğlu, sorgusunda örgütün bir MHP üyesinin bürosundan silahlı eğitim amaçlı  
birini vurdurduğunu, bu kiinin Önder Babat olduğunu söylemitir.  
3
BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
savunmutur. AĐHM, bavuranların Önder Babat’ın öldürüldüğü hafta Türkiye’nin çeitli  
yerlerinde birtakım faili meçhul cinayetler ilendiği yönündeki ihtilafsız bilgiyi dikkate alarak  
bavuranların bu balık altındaki iddialarının tamamen savunulmaz olmadığını tespit  
etmektedir.  
Ne var ki AĐHS hükümlerine göre, AĐHM’nin kabul ettiği kanıt standardı “makul  
üphenin ötesinde” standardıdır ve böyle bir kanıt yeterince güçlü, açık ve anlamlı  
çıkarımların veya çürütülemeyen benzer karinelerin varlığı ile ortaya konabilir (bkz. diğer  
içtihatların yanı sıra Cennet Ayhan ve Mehmet Salih Ayhan – Türkiye, no. 41964/98). Mevcut  
davada, AĐHM’ye, Hakan Saraylıoğlu adlı ahsın Babat’ı öldürmüolabileceği imasında  
bulunan gazete yazısı dıında tetikçinin kimliği ile ilgili ikna edici delil sunulmamıtır.  
Ayrıca, bir bakomiserin merminin baka bir hedeften sekmediği yönündeki beyanı haricinde,  
Babat’ın asıl hedef olduğu ya da öldürülmesinin siyasi nedenleri olduğuna karar vermek için  
delil bulunmamaktadır. Bu bağlamda AĐHM, Babat’ın siyasi faaliyetler yürüten bir öğrenci  
olduğunun ve hakkında devam eden dava bulunduğunun dava dosyasından anlaılmasına  
karın ahsın önde gelen bir isim olduğu ya da daha belirleyici olarak; öldürülmesinden önce  
tehdit aldığı ya da hayatının tehlikede olduğuna inanması için gerekçeler bulunduğu yönünde  
herhangi bir emare de bulunmadığını gözlemler.  
Yukarıda belirtilenler ıığında AĐHM, dava dosyasındaki delillerin Önder Babat’ın  
herhangi bir devlet görevlisi ya da devlet kurumları adına hareket eden ahıslar tarafından  
öldürülğüne tüm makul üphelerin ötesinde karar verilmesine olanak tanımadığını, bu  
nedenle AĐHS'nin 2. maddesinin ihlal edilmediğini kaydeder.  
Babat’ın ölümünü çevreleyen olayların soruturulmasına ilikin olarak ise AĐHM, bir  
soruturmanın etkili kabul edilmesi için asgari gerekleri sağlayan incelemenin niteliği ve  
derecesini her davanın kendi koullarının belirlediğini hatırlatır. Bu değerlendirme, ilgili tüm  
deliller temelinde ve soruturma iinin pratik gerçekleri dikkate alınarak yapılmalıdır (bkz.  
Velikova – Bulgaristan, no. 41488/98 ve Ülkü Ekinci, yukarıda anılan). AĐHM ayrıca devletin  
AĐHS'nin 2. maddesinden kaynaklanan yükümlülüğünün sonuca değil, yönteme dayalı bir  
yükümlülük olduğunu yineler (bkz. diğerlerinin yanı sıra Gongadze – Ukrayna, no.  
34056/02). Bu bağlamda, soruturma yapan makamlarca Babat’ın ölümünü çevreleyen  
olayların belirlenmesi amacıyla birtakım adımların atıldığı ihtilafsızdır. AĐHM ayrıca  
Babat’ın öldürülme eklinin (faili meçhul tek kurunla) ve cinayetin ilendiği yerin  
(Đstanbul’un çok popüler ve kalabalık bir caddesi) cinayetle ilgili soruturmayı olumsuz yönde  
etkilediğini ve olayın meydana geldiği artların ve sorumluların kimliğinin belirlenmesinde  
yetkililere özellikle zor bir görev düğünü kabul etmektedir.  
Ne var ki, dava dosyasında yer alan az sayıda evrakı inceleyen AĐHM, somut davada  
yetkililerin olayla ilgili delilleri elde etmek için uygun tüm adımları attıkları konusunda ikna  
olmamıtır. Aksine, soruturma makamlarının daha ziyade pasif bir tavır sergiledikleri  
yorumlanabilir. Örneğin AĐHM olay yerinde delil arayıının sadece bir kez ve polisin  
Babat’ın sokakta yere dümesinin nedenini henüz bilmediği safhada yapıldığını gözlemler.  
Ancak ertesi gün maktulün silahla vurulduğu anlaılmıtır. Bu yeni gelimeye karın savcı  
polisten, tetikçinin nereden ateettiğinin tespit edilmesi için tatbikat yapılması amacıyla olay  
yerinin yeniden ziyaret edilmesini ve –AĐHM olay yerinin bu süre içerisinde değimiolma  
ihtimalini yok saymamasına rağmen– en azından ek adli deliller bulmaya çalımasını talep  
etmemitir. Daha belirleyici olarak savcı, sadece Babat’ın arkadaları ve olay anında orada  
bulunan bir garsonun ifadelerine bavurmakla yetinmitir. Sözkonusu caddede çalıan ya da  
yaayanların ifadelerinin alınması için giriimde bulunulmamıtır. Olayı görmüolmaları  
4
BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
halinde ifade vermeleri için halka çağrı yapılmamıtır. Son olarak AĐHM, Ocak 2005’ten beri  
soruturmada önemli bir adım atılmadığını gözlemler.  
Yukarıda belirtilenler ıığında AĐHM, devlet kurumlarının Önder Babat’ın  
öldürülmesini çevreleyen olaylar hakkında etkili bir soruturma yürütülmesi amacıyla  
kendilerinden makul olarak beklenebilecek tüm gerekli tedbirleri almadıklarına ve dolayısıyla  
devletin yaam hakkının korunmasına dair usuli yükümlülüklerini ihlal ettiğine karar  
vermitir.  
Bu nedenle AĐHS'nin 2. maddesi usulden ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 14. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, AĐHS'nin 14. maddesine dayanarak, Önder Babat’ın öldürülmesi ve  
müteakip soruturmanın etkisizliğinin Kürt olması ve güçlü sol siyasi görüler taımasından  
kaynaklandığını öne sürmütür.  
AĐHM, dava olayları, tarafların görüleri ve AĐHS'nin 2. maddesinin usulden ihlal  
edildiği tespitini dikkate alarak somut bavuruda dile getirilen temel hukuksal sorunu  
incelediği kanaatindedir. Bu nedenle bavuranın AĐHS'nin 14. maddesine dayalı kalan  
ikayetine ilikin ayrı bir karar verilmesini gerekli görmemektedir (bkz. örneğin Kamil Uzun –  
Türkiye, no. 37410/97 ve Abdullah Yılmaz – Türkiye, no. 21899/02).  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Maktulün anne ve babası olan ve Tunceli’ye bağlı fakir bir köyde yaayan birinci ve  
ikinci bavuran sırasıyla 9,000 ve 11,500 Euro maddi tazminat talebinde bulunmutur.  
Maktulün ablası olan ve kalacak yer ve eğitim giderlerini karılayarak eğitimine destek olan  
üçüncü bavuran, 8,500 Euro maddi tazminat talep etmitir. Yukarıda talep edilen miktarlar,  
Babat kanunsuz bir ekilde öldürülmeseydi hukuk mesleğinden 65 yaında emekli olana dek  
bavuranların ondan almayı beklediği mali yardıma tekabül etmektedir.  
Birinci ve ikinci bavuran ayrı ayrı 20,000 Euro, üçüncü bavuran 15,000 Euro manevi  
tazminat talep etmitir.  
Hükümet rakamlara itiraz etmi, özellikle bavuranların maddi tazminat taleplerini  
dayanaktan yoksun bulmutur.  
Maddi tazminata ilikin olarak AĐHM, bavuran tarafından talep edilen tazminat ile  
AĐHS’nin ihlali arasında açık bir illiyet bağı olması gerektiğini ve bu durumun uygun  
davalarda gelir kaybına ilikin olarak tazminat içerebileceğini hatırlatır (bkz. diğer içtihatların  
yanı sıra Tanıvd. – Türkiye, no. 65899/01). Ne var ki AĐHM, AĐHS hükümlerini ihlal  
5
BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
ettiğine karar verilen hususlar (etkili bir soruturma yapılmaması) ile bavuranlar tarafından  
talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı tespit etmemitir (bkz. örneğin Toğcu –  
Türkiye, no. 27601/95). Dolayısıyla bavuranların bu balık altındaki talebini reddeder.  
Bavuranların maruz kaldığı manevi zarara ilikin olarak ise AĐHM, AĐHS'nin 2.  
maddesinin usulden ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatır. Dava artları dikkate alınarak ve  
hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle Aziz Babat ve Azime Babat’a ortaklaa 15,000,  
Marifet Akgün’e (Babat) 5,000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar avukatlık ücretleri ve AĐHM önündeki masraflara karılık olarak 2,500 TL  
(yaklaık 1,183 Euro) talep etmitir. Bu bağlamda, Türkiye Barolar Birliği’nin ücret  
çizelgesini kaynak göstermilerdir.  
Hükümet miktara karı çıkmıtır.  
AĐHM’nin içtihadına göre bir bavuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
Sözkonusu davada AĐHM, bavuranların Türkiye Barolar Birliği’nin ücret çizelgesine atıfta  
bulunmanın ötesinde, taleplerini desteklemek üzere herhangi bir belge ibraz etmediklerini  
kaydeder. Bu nedenle AĐHM bu balık altında ödeme yapılmamasına hükmeder.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Önder Babat’ın öldürülmesine ilikin olarak AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edilmediğine;  
3. Önder Babat’ın ölümüne ilikin olarak yapılan ceza soruturmasının etkisiz oluu  
nedeniyle AĐHS'nin 2. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. ikâyetin ayrıca AĐHS’nin 14. maddesine göre incelenmesine gerek bulunmadığına;  
5. (a) Savunmacı devletin bavuranlara, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına  
çevrilmek üzere:  
(i) Aziz Babat ve Azime Babat’a ortaklaa 15,000 (on bebin), Marifet Akgün’e  
(Babat) 5,000 (bebin) Euro manevi tazminat;  
(ii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
6
BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
6. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 12 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
7