BABAT VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
savunmuꢀtur. AĐHM, baꢀvuranların Önder Babat’ın öldürüldüğü hafta Türkiye’nin çeꢀitli
yerlerinde birtakım faili meçhul cinayetler iꢀlendiği yönündeki ihtilafsız bilgiyi dikkate alarak
baꢀvuranların bu baꢀlık altındaki iddialarının tamamen savunulmaz olmadığını tespit
etmektedir.
Ne var ki AĐHS hükümlerine göre, AĐHM’nin kabul ettiği kanıt standardı “makul
ꢀüphenin ötesinde” standardıdır ve böyle bir kanıt yeterince güçlü, açık ve anlamlı
çıkarımların veya çürütülemeyen benzer karinelerin varlığı ile ortaya konabilir (bkz. diğer
içtihatların yanı sıra Cennet Ayhan ve Mehmet Salih Ayhan – Türkiye, no. 41964/98). Mevcut
davada, AĐHM’ye, Hakan Saraylıoğlu adlı ꢀahsın Babat’ı öldürmüꢀ olabileceği imasında
bulunan gazete yazısı dıꢀında tetikçinin kimliği ile ilgili ikna edici delil sunulmamıꢀtır.
Ayrıca, bir baꢀkomiserin merminin baꢀka bir hedeften sekmediği yönündeki beyanı haricinde,
Babat’ın asıl hedef olduğu ya da öldürülmesinin siyasi nedenleri olduğuna karar vermek için
delil bulunmamaktadır. Bu bağlamda AĐHM, Babat’ın siyasi faaliyetler yürüten bir öğrenci
olduğunun ve hakkında devam eden dava bulunduğunun dava dosyasından anlaꢀılmasına
karꢀın ꢀahsın önde gelen bir isim olduğu ya da daha belirleyici olarak; öldürülmesinden önce
tehdit aldığı ya da hayatının tehlikede olduğuna inanması için gerekçeler bulunduğu yönünde
herhangi bir emare de bulunmadığını gözlemler.
Yukarıda belirtilenler ıꢀığında AĐHM, dava dosyasındaki delillerin Önder Babat’ın
herhangi bir devlet görevlisi ya da devlet kurumları adına hareket eden ꢀahıslar tarafından
öldürüldüğüne tüm makul ꢀüphelerin ötesinde karar verilmesine olanak tanımadığını, bu
nedenle AĐHS'nin 2. maddesinin ihlal edilmediğini kaydeder.
Babat’ın ölümünü çevreleyen olayların soruꢀturulmasına iliꢀkin olarak ise AĐHM, bir
soruꢀturmanın etkili kabul edilmesi için asgari gerekleri sağlayan incelemenin niteliği ve
derecesini her davanın kendi koꢀullarının belirlediğini hatırlatır. Bu değerlendirme, ilgili tüm
deliller temelinde ve soruꢀturma iꢀinin pratik gerçekleri dikkate alınarak yapılmalıdır (bkz.
Velikova – Bulgaristan, no. 41488/98 ve Ülkü Ekinci, yukarıda anılan). AĐHM ayrıca devletin
AĐHS'nin 2. maddesinden kaynaklanan yükümlülüğünün sonuca değil, yönteme dayalı bir
yükümlülük olduğunu yineler (bkz. diğerlerinin yanı sıra Gongadze – Ukrayna, no.
34056/02). Bu bağlamda, soruꢀturma yapan makamlarca Babat’ın ölümünü çevreleyen
olayların belirlenmesi amacıyla birtakım adımların atıldığı ihtilafsızdır. AĐHM ayrıca
Babat’ın öldürülme ꢀeklinin (faili meçhul tek kurꢀunla) ve cinayetin iꢀlendiği yerin
(Đstanbul’un çok popüler ve kalabalık bir caddesi) cinayetle ilgili soruꢀturmayı olumsuz yönde
etkilediğini ve olayın meydana geldiği ꢀartların ve sorumluların kimliğinin belirlenmesinde
yetkililere özellikle zor bir görev düꢀtüğünü kabul etmektedir.
Ne var ki, dava dosyasında yer alan az sayıda evrakı inceleyen AĐHM, somut davada
yetkililerin olayla ilgili delilleri elde etmek için uygun tüm adımları attıkları konusunda ikna
olmamıꢀtır. Aksine, soruꢀturma makamlarının daha ziyade pasif bir tavır sergiledikleri
yorumlanabilir. Örneğin AĐHM olay yerinde delil arayıꢀının sadece bir kez ve polisin
Babat’ın sokakta yere düꢀmesinin nedenini henüz bilmediği safhada yapıldığını gözlemler.
Ancak ertesi gün maktulün silahla vurulduğu anlaꢀılmıꢀtır. Bu yeni geliꢀmeye karꢀın savcı
polisten, tetikçinin nereden ateꢀ ettiğinin tespit edilmesi için tatbikat yapılması amacıyla olay
yerinin yeniden ziyaret edilmesini ve –AĐHM olay yerinin bu süre içerisinde değiꢀmiꢀ olma
ihtimalini yok saymamasına rağmen– en azından ek adli deliller bulmaya çalıꢀmasını talep
etmemiꢀtir. Daha belirleyici olarak savcı, sadece Babat’ın arkadaꢀları ve olay anında orada
bulunan bir garsonun ifadelerine baꢀvurmakla yetinmiꢀtir. Sözkonusu caddede çalıꢀan ya da
yaꢀayanların ifadelerinin alınması için giriꢀimde bulunulmamıꢀtır. Olayı görmüꢀ olmaları
4