Baꢀvuranın altı ay kuralına uyup uymadığı hususunda, AĐHM, yerleꢀik içtihadına
göre, iç hukuk yolunun mevcut olmadığı durumlarda altı aylık sürenin AĐHS ihlali
oluꢀturduğu iddia edilen fiilin iꢀlendiği tarihten itibaren iꢀlediğini yinelemiꢀtir. Ancak, devam
eden bir durum söz konusu olduğunda, altı aylık sürenin ilgili olayın bitiꢀ tarihinden itibaren
iꢀlemeye baꢀladığını belirtmiꢀtir (Đpek ve Diğerleri – Türkiye, no. 17019/02 ve no. 30070/02,
3 ꢁubat 2009). Somut davada, baꢀvuran 31 Mart 2006 tarihinde serbest bırakılmıꢀ; ancak,
AĐHM baꢀvurusunu tutukluluğunun devam ettiği 31 Ağustos 2004 tarihinde yapmıꢀtır.
Bundan dolayı AĐHM, cezai kovuꢀturmanın Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde halen
devam ettiğini de göz önünde bulundurarak, baꢀvurunun uygun süre içinde yapıldığı
kanaatine varmıꢀtır.
AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun
olmadığını kaydettiği ꢀikayetlerin baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, AĐHS’nin 5/3 maddesi uyarınca yapılan ꢀikayete iliꢀkin olarak, baꢀvuranın
tutukluluğunun suç iꢀlenmiꢀ olduğu yönünde makul ꢀüphenin varlığına dayandığını ve
tutukluluk halinin yetkili makam tarafından düzenli olarak gözden geçirildiğini belirtmiꢀtir.
Hükümet, ayrıca, itham edildiği suçun ciddi niteliği göz önüne alındığında baꢀvuranın
tutukluluğunun devamı yönünde gerçek bir kamu yararı gereğinin mevcut olduğunu ileri
sürmüꢀtür. Hükümet, baꢀvuranın tutukluluğunun baꢀka bir suç iꢀlemesini, kaçmasını ve
delilleri yok etmesini engellemek açısından da gerekli olduğunu belirtmiꢀtir.
Hükümet, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca yapılan ꢀikayete iliꢀkin olarak somut dava
koꢀullarında cezai yargılama süresinin aꢀırı olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüꢀtür.
Bu bakımdan, baꢀvuran hakkındaki suçlamalar ve sanık sayısı göz önünde bulundurulduğunda
davanın karmaꢀık olduğunu ve yargı makamlarına hiçbir ihmal veya gecikmenin
atfedilemeyeceğini belirtmiꢀtir. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranın bazı duruꢀmalara katılmayarak
davanın süresinin uzamasına katkıda bulunduğunu ve avukatının baꢀvuranın savunmasında
etkin olmadığını iddia etmiꢀtir.
AĐHM, bu baꢀvurudaki konularla benzer konular ortaya koyan baꢀvurularda sıklıkla
AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlali kararını vermiꢀtir (bkz., örneğin, Yaꢀar – Türkiye, no.
46412/99, 24 Ocak 2006; Atıcı – Türkiye (no.1), no. 19735/02, 10 Mayıs 2007; yukarıda
anılan Solmaz; yukarıda anılan Arı ve ꢁen; Getiren – Türkiye, no. 10301/03, 22 Temmuz
1
2008; Cahit Demirel – Türkiye, no. 18623/03, 7 Temmuz 2009 ).