COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
BAKAY – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 9464/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
13 Aralık 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 9464/02 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
Orhan Bakay’ın (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 17 Eylül 2001  
tarihinde Đnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin  
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Diyarbakır Barosu avukatlarından M.A. Altunkalem tarafından temsil  
edilmektedir.  
AĐHM, 28 Eylül 2006 tarihinde bavuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AĐHS’nin 29/3.  
maddesini uygulayarak, bavurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye karar  
vermitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
1973 doğumlu bavuran Diyarbakır’da ikamet etmektedir.  
Davanın olayları tarafların ifadelerine göre aağıdaki gibi özetlenebilir.  
Bavuran 11 Ağustos 1994 tarihinde PKK’ya (Kürdistan Đꢀçi Partisi) üye olduğu  
üphesiyle gözaltına alınmıtır.  
Olay yerinde yapılan soruturma sırasında bavuran güvenlik güçlerine bir silahın yerini  
göstermitir.  
Bavuran 29 Ağustos 1994 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görevli  
tek hakim önüne çıkarılmı, hakim bavuranın tutuklu olarak yargılanmasına karar vermitir.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı bavuranla beraber diğer on  
kii hakkında bir iddianame sunmutur. Bavuran, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi  
uyarınca, Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden  
ayırmağa matuf fiil ilemekle suçlanmıtır. Cumhuriyet Savcısı bavuranın H.Y. isimli kiiyle  
bombalama olayına karığını ileri sürmütür.  
Bavuran 25 Kasım 1994 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde  
hakkındaki iddiaları reddetmitir. Aynı tarihte, bavuranın avukatı, ilk derece  
mahkemesinden, H.Y. hakkında bombalama iddiaları ile ilgili cezai ilemlerin balatılıp  
balatılmağına ilikin bilgi istemesini talep etmitir. Diyarbakır Devlet Güvenlik  
Mahkemesi talebi kabul etmi, Cumhuriyet Savcısı’ndan mahkemeye bilgi sunmasını  
istemitir.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 30 Mart 1995 tarihinde  
mahkemeyi H.Y. ile ilgili takipsizlik kararı bulunduğu konusunda bilgilendirmitir.  
Bavuranın avukatı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nden 26 Ekim 1995 tarihinde  
bavuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını talep etmitir. Avukatın bu talebi  
reddedilmitir.  
1
8 ubat 1996 tarihinde bavuranın temsilcisi bir kez daha bavuranın tutuksuz  
yargılanmak üzere serbest bırakılmasını talep etmitir. Diğer hususlar meyanında, bavurana  
ait silahla ilgili düzenlenen bilirkii raporuna göre, bu silahın hiçbir yasadıı eylemde  
kullanılmadığını, bavuran aleyhinde bir delil bulunmadığını savunmutur. Avukatın talebi  
reddedilmitir.  
Bavuran, kendisi aleyhinde delil bulunmadığını yineleyerek, 8 ubat 1996 ile 15 Nisan  
1999 tarihleri arasında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmayı pek çok kereler talep  
etmitir. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 15 Nisan 1999 tarihinde bavuranı Türk  
Ceza Kanunu’nun 168/2. maddesi uyarınca PKK’ya üye olmaktan suçlu bulmu, on iki yıl altı  
ay hapis cezasına çarptırmıtır.  
Bavuran bu karara itiraz etmitir. Đtiraz dilekçesinde, terör örgütü üyelerine af getiren  
4450 Sayılı Pimanlık Yasası’na atıfta bulunarak, silahını güvenlik güçlerine teslim ettiğini ve  
PKK hakkında bilgi verdiğini ileri sürerek mahkum edilmemesini talep etmitir.  
18 Haziran 1999 tarihinde Anayasa’da yapılan değiiklik sonucu, Diyarbakır Devlet  
Güvenlik Mahkemesi heyetinde görevli askeri hakimin yerini sivil bir hakim almıtır.  
Yargıtay, 10 ubat 2000 tarihinde ilk derece mahkemesinin bavuran ve Đ.B. ismindeki  
diğer sanık hakkındaki kararını, mahkemenin bu kiilerin taleplerini 4450 Sayılı Kanun  
uyarınca değerlendirmesi gerektiği gerekçesiyle bozmutur.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 13 Nisan 2000 tarihinde Đçileri Bakanlığı’ndan  
bavuran ve Đ.B.’nin 4450 Sayılı Kanundan yararlanıp yararlanamayacakları hakkında görüꢀ  
bildirmesini istemitir.  
Đçileri Bakanlığı 10 Ağustos 2000 tarihinde sanıkların sözkonusu yasadan  
yararlanamayacakları yönünde bir yazı göndermitir. Aynı tarihte Diyarbakır Devlet Güvenlik  
Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na davanın esasına ilikin görülerini iletmesini bildirmitir.  
Cumhuriyet Savcısı 5 Ekim 2000 tarihinde esasa ilikin görülerini bildirmitir.  
Bavuran 7 Aralık 2000 tarihinde savunma görüünü bildirmitir.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 14 Aralık 2000 tarihinde bavuranın ve Đ.B.’nin,  
4450 Sayılı Kanun’un uygulanmasına ilikin taleplerini reddetmi, bu kimseleri Türk Ceza  
Kanunu’nun 168/2. maddesi uyarınca suçlu bulmutur. Bavuran on iki yıl altı ay hapis  
cezasına mahkum edilmitir. Bavuran bu karara itiraz etmitir.  
Yargıtay 2 Temmuz 2001 tarihinde 14 Aralık 2000 tarihli kararı onamıtır.  
Bu esnada, 21 Aralık 2000 tarihinde, 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar Đꢀlenen Suçlardan  
Dolayı artla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 Sayılı Kanun  
yürürğe girmitir. Kanun, Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesi kapsamında suç ileyen  
kimselerin artlı olarak salıverilemeyeceklerini belirtir. Dolayısıyla bavuran 4616 Sayılı  
Kanun’dan yararlanamaz.  
Bavuran, terör örgütü üyelerine af getiren ve cezalarını hafifleten 4959 Sayılı Kanun’dan  
yararlanmak için açtığı dava esnasında, 31 Ekim 2003 tarihinde cezaevinden salıverilmitir.  
2
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1. maddesinde belirtilen “makul süre”  
kuralıyla örtümediğinden ikayetçi olmutur. Bu maddenin ilgili kısmına göre:  
“Herkes ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... [bir] mahkeme  
tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir...”  
Hükümet bu argümana itiraz etmitir. Göz önünde bulundurulacak süre 11 Ağustos 1994  
tarihinde balamı, 2 Temmuz 2001 tarihinde sona ermitir. Dolayısıyla iki yargı aamasından  
önce geçen süre altı yıl on bir aydır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
AĐHM, bu ikayetin AĐHS’nin 35/ 3. maddesi kapsamında dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeder. Ayrıca bavurunun baka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak  
değerlendirilemeyeceğine iaret eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek  
durumundadır.  
B. Esas  
Yargılama aamasının süresinin uzunluğunun makul olup olmadığı davanın koulları ile  
davanın karmaıklığı, bavuran ve ilgili makamların tutumu gibi ölçütler ıığında  
değerlendirilmelidir (diğerlerinni yanısıra bkz. Pélissier ve Sassi – Fransa [BD], 25444/94).  
AĐHM mevcut davadakine benzer sorunları ele alan davlarda sıklıkla AĐHS’nin 6/1.  
maddesinini ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz. Pélissier ve Sassi – Fransa ve Tendik ve  
Diğerleri – Türkiye, 23188/02).  
AĐHM, kendisine ulaan tüm bilgileri incelemi, Hükümet’in mevcut davada farklı bir  
sonuca ulamasını sağlayabilecek hiçbir delil ya da görüsunmağı kanısına varmıtır.  
Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, AĐHM, bu davada yargılama sürecinin çok  
uzun olduğu ve “makul süre” kuralına uymadığı sonucuna varmıtır.  
Buna göre AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi’ne göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
3
Bavuran maddi tazminat olarak 5.000 Euro (EUR), manevi tazminat olarak ise 10.000  
EUR talep etmitir.  
Hükümet bu balık altında tazminat ödenmemesi gerektiğini belirtmitir. Baka bir  
seçenek olarak ise, AĐHM’nin ödenmesine karar vereceği her türlü tazminatın haksız iktisaba  
yol açmaması gerektiğini ifade etmitir.  
AĐHM talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı  
bulunmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla bu talebi reddeder. Öte yandan bavuranın bir  
takım manevi zararlar görmüolduğu kanısındadır. Tarafsızlık esasıyla hareket ederek  
bavurana bu balık altında 3.500 EUR tazminat ödenmesine karar verir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran ayrıca AĐHM önünde meydana gelen yargılama giderleri için 2.665 EUR talep  
etmitir.  
Hükümet talebin dayanaksız olduğunu belirtmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı  
ve makul bir meblağ olduğu takdirde bavurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM, bavuranın  
taleplerinin destekleyici hiçbir belge sunmadığını kaydeder. Bu nedenle AĐHM bu talebi  
reddeder.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına  
üç puanlık bir artıın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesi’nin 2. fıkrası gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve uygulanabilecek her türlü vergi kesintisinden muaf tutularak  
Savunmacı Hükümet tarafından bavurana 3.500 EUR (üç bin beyüz Euro) manevi  
tazminat ödenmesine:  
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı  
oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
7. Bavuranların adil tatmine ilikin diğer taleplerinin reddedilmesine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
4
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 13 Aralık 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Stanley NAISMITH  
Zabıt Katibi  
Boštjan M. ZUPANČIČ  
Bakan  
5