CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
BAKIR- TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:54916/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
25 EKĐM 2005  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 54916/00 bavuru no’lu davanın nedeni,  
Türk vatandaı Vedad Bakır’ın (Bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 7  
Eylül 1999 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözlemesi’nin (AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuran, Diyarbakır Barosu  
avukatlarından C. Aydın tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuran 1974 doğumlu olup Bitlis’de ikamet etmektedir.  
Bavuran 21 Mart 1998 tarihinde, Karacadağ Radyosu’nun davetlisi olarak canlı  
yayında Nevruz (yeni yıl) kutlamaları sırasında tanık olduğu olayları anlatmıtır. Radyo  
yayını aynı anda televizyon kanalı MED TV tarafından da yayınlanmıtır.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Basavcısı 29 Haziran  
1998 tarihli iddianameyle, aynı anda hem radyoda hem televizyonda yapılan yayında sarf  
ettiği sözlerden dolayı bavuranı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 312§2 maddesi gereğince  
“halkı sosyal sınıf, ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve dümanlığa tahrik etmekle”  
suçlatır.  
Bavuran DGM huzurunda suçlamalara itiraz etmitir. Bavuran, yayında yaptığı  
konumanın gazetecilik görevinin bir parçası olduğunu ve sadece izleyici ve dinleyicilere  
gerçekten meydana gelen olayları aktardığını ileri sürmütür.  
DGM, 29 Eylül 1998 tarihinde, bavuranı TCK’nın 312. maddesi gereğince bir yıl  
sekiz ay ağır hapis ve 2.533.333 TL (1 Euro 50 cent) para cezasına çarptırmıtır.  
Bavuran temyize gitmitir. Mesleğinin gazetecilik olduğunu hatırlatarak olayları  
abartıya kaçmadan tamamen objektif olarak aktarmanın onun görevi olduğunu belirtmitir.  
Bavuran izleyici ve dinleyicilerin dünyada olup bitenler hakkında aydınlatılmaları gerektiğini  
ve gösteriler yasal olmasa da, kamuoyunun kutlamaların yanısıra yetkililerin aldığı tedbirler  
hakkında bilgi edinme hakkının bulunduğunu vurgulamıtır.  
Yargıtay 12 Nisan 1999 tarihli kararla bavuranın yaptığı temyiz bavurusunu  
reddederek verilen kararı onamıtır.  
DGM 28 Ağustos 1999 tarihinde, yürürlüğe giren 4454 sayılı Kanun uyarınca,  
bavuran aleyhinde verilen cezanın infazının ertelenmesi kararı vermitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının ifade özgürlüğü hakkını ihlal  
ettiğinden ikayetçi olmaktadır. Bavuran bu bakımdan AĐHS’nin 10. maddesini ileri  
sürmektedir.  
2
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
AĐHM, elinde bulunan unsurların tümünü gözönünde bulundurarak, bavuranın  
AĐHS’nin 10. maddesine göre yaptığı ikayetin esastan incelenmesi gerektiğine kanaat  
getirmektedir. AĐHM ikayetin hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle çelimediğini tespit  
etmektedir.  
B. Esas hakkında  
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı  
bavuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu  
olmadığını not etmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2  
maddesi bakımından milli güvenlik ve toprak bütünlüğünün korunması, düzenin  
sağlanmasının yanısıra suçun önlenmesi gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir  
(Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, §40). AĐHM, bu  
değerlendirmeyi benimsemitir. Buna karın uyumazlık, bu müdahalenin “demokratik bir  
toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.  
AĐHM, geçmite mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer  
sorunları irdelemive AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıtır (Bkz.  
Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74,  
1999-VI, Đbrahim Aksoy-Türkiye, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, 10 Ekim 2000,  
sözüedilen Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim  
2003).  
AĐHM, içtihat kararları ıığında mevcut davayı incelemive Hükümet’in, sözkonusu  
durumu farklı bir sonuca ulatırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat  
getirmektedir. AĐHM, bavuranın kullandığı ifadelere ve yaptığı konumanın bağlamına önem  
vermitir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koulları ve özellikle terörle  
mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmutur (Bkz. sözüedilen Đbrahim Aksoy, §60  
ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).  
Dava konusu söylem, olaylara tanıklık etmek ve Nevruz kutlamaları sırasında  
güvenlik güçlerinin yürüttüğü operasyonların ekli üzerinde eletiri yapmaktan ibarettir.  
AĐHM, DGM’nin dava konusu söylemin halkı kin ve dümanlığa tevik edici ifadeler  
içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.  
AĐHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan ve bavuranın ifade özgürlüğüne  
yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli olmayan gerekçeleri incelemitir. (Bkz.  
Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AĐHM, sert üsluptaki  
bazı sözler Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizse de, ne iddet kullanmaya, ne silahlı  
mücadeleye, ne de ayaklanmaya tevik eder nitelikte olmadığını ve AĐHM’nin gözünde,  
dikkate alınması gereken balıca unsur olan konumanın kin güden bir konuma olmadığını  
gözlemlemitir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve  
Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).  
AĐHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların  
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu  
belirtmektedir.  
3
Bu durumda, bavuran hakkında verilen mahkumiyet kararı hedeflenen amaçlarla  
orantılı olmayıp, “demokratik toplumda gerekli” değildir. Dolayısıyla AĐHS’nin 10. maddesi  
ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐYLE BERABER 14. MADDENĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI  
Bavuran AĐHS’nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddeyi ileri sürerek, siyasi  
görülerine dayanan ayrımcılıktan ikayet etmektedir.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
AĐHM, bavuranın AĐHS’nin 14. maddesine göre yaptığı ikayetin, esastan  
incelenmesi gerektiği kanaatindedir. AĐHM ikayetin hiçbir kabuledilemezlik gerekçesiyle  
çelimediğini saptamaktadır.  
B. Esas hakkında  
Tekbaına 10. maddenin ihlal edildiğine ilikin vardığı sonucu gözönünde  
bulundurarak, AĐHM, 14. maddeye göre yapılan ikayeti incelemeye gerek olmadığına kanaat  
getirmektedir.  
III. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, kendisini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim  
bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve  
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir. Bavuran AĐHS’nin 6§1 maddesinin  
ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
Hükümet AĐHM’yi, bavuruyu AĐHS’nin 35. maddesi gereğince iç hukuk yollarının  
tüketilmemesi gerekçesiyle reddetmeye davet etmektedir. Bu bakımdan Hükümet, bavuranın  
AĐHS’nin 6§1 maddesine göre yaptığı ikayetini ulusal mahkemeler önündeki yargılamanın  
hiçbir aamasında dile getirmediğini savunmaktadır.  
AĐHM, Özel davasında (sözüedilen, § 25) yapılan aynı itirazı reddettiğini  
hatırlatmaktadır. AĐHM daha önce vardığı bu sonuca aykırı bir karar vermek için hiçbir  
gerekçe görmemekte ve Hükümet’in itirazını reddetmektedir.  
AĐHM, içtihadından çıkan kriterler ıığında (Bkz. özellikle 28 Ekim 1998 tarihli  
Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII) ve elinde bulunan unsurların tümünü gözönüne alarak,  
bavuranın ikayetlerinin esastan incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. AĐHM,  
ikayetlerin hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle çelimediğini tespit etmektedir.  
4
B. Esas hakkında  
DGM’nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında  
AĐHM, geçmite mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer  
sorunları irdelemive AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (Bkz.  
sözüedilen Özel, §§33-34 ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36, 6 ubat 2003).  
AĐHM, mevcut davayı incelemive Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca  
ulatırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmitir. AĐHM, “Milli  
güvenlik”’e ilikin suçlardan DGM önüne çıkarılan bavuranın, aralarında askeri hakimin de  
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayıla karılanacağını  
saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, bavuran, DGM’nin bu türden davalara ters düen  
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak  
çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında bavuran  
tarafından duyulan üphelerin objektif olarak kanıtlandığı düünülebilir (sözüedilen Incal  
kararı, §72 in fine).  
AĐHM, bavuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca  
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, orduda mesleğinde ilerleme olanağını kaybettiğinden dolayı 9.183  
Amerikan Doları (7. 553,67 Euro) maddi zarara uğradığını iddia etmektedir.  
Bavuran ayrıca 20.000 Dolar tutarındaki manevi zararının telafi edilmesini istemitir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, iddia edilen maddi zarar konusunda, bavuranın iddialarının uydurma  
olduğunu ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlalinden doğan kazanç kaybının miktarının kesin bir  
ekilde belirlenmesini sağlayacak güvenilir emarelere dayanmadığına kanaat getirmektedir.  
Dolayısıyla AĐHM bu talebi reddetmitir.  
AĐHM manevi tazminat konusunda ise, bavuranın bir takım sıkıntılarının olabileceği  
kanaatindedir. AĐHM hakkaniyete uygun olarak bavurana 2.000 Euro verilmesine karar  
vermitir.  
AĐHM’ye göre, bir kimse bu davada olduğu gibi AĐHS’nin gerekli kıldığı tarafsızlık  
ve bağımsızlık koullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkum edildiğinde,  
sözkonusu kiinin isteği üzerine yeni bir davanın ya da yargılamanın yeniden balatılması  
tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için ilke olarak en uygun yol tekil etmektedir (Öcalan-  
Türkiye, no: 46221/99, 2005-).  
5
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için  
4.418 Dolar istemektedir. Bavuran hiçbir kanıt sunmamaktadır.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
Elinde bulunan unsurları ve konuya ilikin içtihadını gözönünde bulundurarak, AĐHM,  
yapılan bütün masraflar için 1.000 Euro’nun makul olduğuna kanaat getirerek, bu miktarın  
bavurana ödenmesine hükmetmektedir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına 3 puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME,  
1. Bavurunun kabul edilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 6§1  
maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AĐHS’nin 14. maddesine göre yapılan ikayetin incelenmesine gerek olmadığına;  
5. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in  
bavurana:  
i. manevi tazminat için 2.000 Euro (iki bin Euro)  
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin Euro)  
iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;  
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek  
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;  
6. Hakkaniyete uygun tazminata ilikin diğer taleplerin reddine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve 25 Ekim 2005 tarihinde, Đçtüzüğün 77.  
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
6