Esasa iliꢀkin dikkate alınması gereken dönem Türkiye’nin AĐHM’ye bireysel baꢀvuru hakkını
kabul ettiği 28 Ocak 1987 tarihinde baꢀlamaktadır. Bu tarihte yargılama ilk derece
mahkemesinde yaklaꢀık 7 yıl 10 aydan bu yana devam etmekteydi. Bununla birlikte, bu son
tarihten itibaren geçen sürenin makul olup olmadığını değerlendirmek için davanın hangi
aꢀamada olduğunun dikkate alınması gerekir (Bkz. Yazıcıoğlu-Türkiye no: 43709/98, 2 Ekim
2007). Mevcut halde, AĐHM’ye sunulan delil unsurları ıꢀığında davanın halen ilk derece
mahkemesinde sürdüğü anlaꢀılmaktadır, bu süreç iki dereceli yargılama için 23 yıldan
fazladır.
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ
ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında,
Frydlender-Fransa kararı, no: 30979/96).
AĐHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan baꢀvuruları incelediğini ve AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (sözü edilen Frydlender).
AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. AĐHM bu
konudaki yerleꢀik içtihadını göz önünde bulundurarak sözkonusu yargılama sürecinin aꢀırı
olduğuna ve «makul süre» koꢀulunu karꢀılamadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar yargılamanın aꢀırı uzun sürmesine karꢀılık iç hukukta etkili bir baꢀvuru yolu
bulunmadığından yakınmakta bu bağlamda AĐHS’nin 13. maddesini ileri sürmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM esas ile ilgili olarak, Tendik vd.-Türkiye kararında (no: 23188/02, 22 Aralık 2005)
yargılama sürecinin aꢀırı uzunluğuna karꢀın Türk Hukuku’nun herhangi bir baꢀvuru yolu
sunmaması dolayısıyla AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır.
Mevcut baꢀvuruda daha önce alınan bu sonucun dıꢀına çıkılmasını gerektirecek istisnai bir
durum sözkonusu değildir.
Bu nedenle AĐHS’nin 13. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar AĐHS’nin 41. maddesi ile ilgili olarak 509.682 Euro maddi tazminat ve 152.000
Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında bir illiyet bağı
kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın, baꢀvuranların belirli bir ölçüde manevi
3