AĐHM ayrıca, Devletler’in yalnızca barıꢀçı toplantı hakkını korumakla değil aynı
zamanda, söz konusu hakka iliꢀkin makul ve direkt olmayan kısıtlamalardan kaçınmakla
yükümlü olduklarını belirtmektedir. Son olarak, 11. maddenin asıl amacının, kiꢀiyi yetkili
makamların korunan haklarının uygulanmasına keyfi olarak müdahale etmekten koruması
olmasına rağmen, bu hakların etkin ꢀekilde kullanılmasını temin edecek pozitif yükümlülükler
de mevcut olabildiği kanısındadır.
AĐHM öncelikle bu ilkelerin, kamuya ait alanlarda düzenlenen gösteri ve yürüyüꢀlerde
de uygulanabileceği kanaatindedir. Ancak, kamu düzeni ve ulusal güvenliği sağlamak için a
priori Yüksek Sözleꢀmeci bir Taraf’ın, gösteri düzenlenmesinin izne tabi olmasını
gerektirdiği ve kurumların faaliyetlerini düzenlediği durumlarda, bunun 11. maddeye aykırı
olmadığını belirtmektedir.
Dahili mevzuatı göz önünde bulunduran AĐHM, söz konusu tarihte kamuya açık
alanda gösteri düzenlemek için izin gerekmediğini ancak, olaydan yetmiꢀ iki saat önce bilgi
vermek gerektiğini gözlemlemektedir. Esas itibariyle, bu nitelikteki düzenlemeler, AĐHS
tarafından koruma altına alınan barıꢀçı toplantı özgürlüğüne getirilen gizli bir engeli temsil
etmemelidir. Kamuya açık alanda düzenlenen gösteriler, günlük yaꢀam düzenini belirli bir
derecede bozabilir ve hoꢀ karꢀılanmayabilir. AĐHM, siyasi, kültürel veya diğer niteliklerdeki
bir olayın, gösterinin ya da toplantının düzgün ꢀekilde devam etmesini sağlamak için önleyici
güvenlik tedbirleri almanın, örneğin gösteri mahallinde ilk yardım hizmetleri sağlanması gibi,
önemli olduğu kanaatindedir. Bu durumda, gösteriyi düzenleyen derneklerin veya diğer
oluꢀumların, demokratik sürecin aktörleri olarak, yürürlükte düzenlemelere uymak suretiyle
söz konusu süreci yöneten kurallara saygılı olmaları gerekmektedir.
AĐHM önünde sunulan kanıtlardan, söz konusu davada polisin, gösterici grubuna
yürüyüꢀlerinin kanuna aykırı olduğunu, günün kalabalık bir vaktinde yapılması nedeniyle
kamu düzenine zarar vereceğini ve grubu dağıtmalarının emredildiğini bildirmiꢀtir.
Baꢀvuranlar ve diğer göstericiler, bu emirlere uymamıꢀ ve yürüyüꢀe devam etmeye teꢀebbüs
etmiꢀtir.
Ancak, grubun tramvay hattını engellemek dıꢀında kamu düzenine bir tehdit
oluꢀturduğuna iliꢀkin kanıt bulunmamaktadır. AĐHM, söz konusu grubun tartıꢀmalı bir mesele
olan F-tipi cezaevlerinin durumuna dikkat çekmeyi isteyen kırk iki kiꢀiden oluꢀtuğunu
belirtmektedir. Gösterinin öğlene doğru baꢀladığı ve yarım saat içerisinde, 12.30’da grubun
yakalanması ile sona erdiği gözlemlenmiꢀtir. Bu nedenle AĐHM, özellikle yetkili makamların
gösteriyi sona erdirmedeki sabırsızlığını anlaꢀılır bulmamaktadır. Bu noktada AĐHM ayrıca
hiçbir bilgi verilmemesine rağmen yetkili makamların, o tarihte bu tür bir gösteri yapılacağına
iliꢀkin bilgi almıꢀ ve böylece önleyici tedbirler alabilmiꢀ olduğunu hatırlatmaktadır.
AĐHM, göstericiler ꢀiddet içeren fiiller sergilemedikleri sürece, AĐHS’nin 11.
maddesince teminat altına alınan toplantı özgürlüğünün esasına bağlı kalınmak isteniyorsa,
resmi makamların barıꢀçı toplantılar hususunda belirli derecede hoꢀgörü göstermelerinin
önemli olduğu kanısındadır.
Dolayısıyla, AĐHM söz konusu davada polisin ꢀiddet içeren müdahalesinin, ölçüsüz
olduğu ve AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafı bağlamında karmaꢀanın engellenmesi
için gerekli olmadığı kanaatindedir.