1. Türk Hükümeti, güney- ğu Türkiye'deki Devlet görevlilerinin
fiillerinden kaynaklanan, sivil halkı köylerini terk etmek zorunda
bırakan münferit ev, mülk ve eşyaların yok edilmesi olaylarının
meydana gelmesinden ve mevcut Türk mevzuatı ile Hükümetin bu tür
olayları ve ihmalleri önlemeye yönelik kararlılığına rağmen
başvuranların iddia ettiği kadarıyla bu tür olayların ardındaki koşullan
araştırmak için yetkililer tarafından etkili bir soruşturma
yürütülmemesinden üzüntü duymaktadır.
2. Bu tür fiil ve ihmallerin Sözleşme'nin 8 ve 13. maddeleriyle 1 No'lu
Protokolün 1. maddesine; yok etme olayları, çekilen manevi sıkıntılar
göz önünde bulundurulduğunda Sözleşme'nin 3. maddesine aykırılık
teşkil ettiği kabul edilmektedir.
3. Hükümetimiz mevcut Türk yasalarına ve Hükümet'in böyle olayları
engelleme girişimlerine rağmen, başvuranın akrabası Hüseyin
Ayaz'in ölümünde olduğu gibi, gözaltında tutulanların yaşamlarının
korunamamasından kaynaklanan münferit ölüm olaylarıyla yetkililerin
bu
tür
olayları
aydınlatmaya
yönelik
etkin
soruşturma
yürütmemelerinden üzüntü duymaktadır. Bu tür fiil ve ihmallerin
Sözleşme'nin 2 ve 13. maddelerine aykırılık teşkil ettiği kabul
edilmektedir.
4. Bu tür eylem ve ihmallerin Sözleşme'nin 2. ve 3. maddelerine
aykırı olduğu kabul edilmektedir. Hükümet, 2 ve 13. maddelerin
gerektirdiği etkili soruşturma yürütülmesi zorunluluğu da dahil olmak
üzere- yaşam hakkının korunması ve aşağılayıcı muamelenin
engellenmesi amacıyla gerekli tüm tedbirleri almayı ve gereken
talimatları vermeyi taahhüt eder. Bu bağlamda, bu başvurudakine
benzeyen mülkün yok edilmesi, gözaltında ölüm ve kötü muamele
olaylarını azaltacak ve daha etkili soruşturmaların yürütülmesini
sağlayacak yeni yasal ve idari önlemlerin alındığı belirtilmelidir.
5. Türk Hükümeti'nin, 29875/96 no'lu başvuruyu dostane çözüme
kavuşturmak üzere başvuranlar Mehmet Ayaz, İbrahim Şahin,
Bedren Turgut, Katibe Özdemir ve Kasım Turgut'un her birine ve
Hüseyin Ayaz'm varislerine her şey dahil 20.000 Euro (yirmibin),
başvuran Beşir Başak'a, ex gratia olarak, her şey dahil 10.000
(onbin) Euro, yani toplam 130.000 (yüzotuzbin) Euro ödemeyi teklif
ettiğini bildiririm. Her türlü vergiden arındırılmış olan ve yasal
masrafları kapsayan bu miktar, ödeme tarihindeki Euro döviz kuru
üzerinden Türk Lirasına çevrilerek başvuranların ve/veya yasal
temsilcilerinin adına açılan bir banka hesabına yatırılacaktır. Bu
miktar, Sözleşme'nin 39. maddesi uyarınca, Mahkeme kararının
verildiği tarihten itibaren üç ay içinde ödenecektir. Ödeme davanın
nihai çözümünü oluşturacaktır. Ödemenin öngörülen süre içerisinde
yapılmaması durumunda, sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren
ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümet, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit
oranda basit faizi ödemeyi taahhüt etmektedir'".