Mahkeme ayrıca böyle bir durumda ulusal makamlara gözaltı süresinin makul süre sınırlarının
aꢀılmamasını gözetmek düꢀtüğünün altını çizmektedir. Bu amaçla, olayların bütününü
incelemek ve masumiyet karinesi, bireysel haklara saygı ilkesine yönelik istisna uyarınca
kamu menfaatini meꢀru kılan zorunluluğun varlığını bertaraf etmek ve alınan kararlarda
serbest bırakılma taleplerini reddeden kararları dikkate almak gerekir. Özellikle mevcut
kararlarda yer alan gerekçelere, ilgili tarafından yapılan baꢀvurularda itilafa mahal vermeyen
olaylara dayalı olarak AĐHM, AĐHS’nin 5 § 3 maddesine yönelik bir ihlalin olup olmadığını
tespit etmek durumundadır (Bkz. Assenov ve diğerleri-Bulgaristan kararı, 28 Ekim 1998).
Bu bağlamda, bir suç iꢀlediği gerekçesiyle tutuklanan kiꢀiye yönelik makul ꢀüphelerin
devamlılığının sine qua non olmazsa olmaz koꢀulu tutukluluk kuralına uygunluktur, fakat
kimi kez bu yeterli olmamaktadır; AĐHM, iç hukuk mercilerinin hürriyet hakkından yoksun
bırakmaya devam etme gerekçelerinin meꢀru sayılıp sayılmayacağını ortaya koymak
durumundadır. Bunların «gerekli» ve «yeterli» olduğu takdirde, ulusal makamların yargı
süreci boyunca yeterli ihtimamı gösterip göstermediklerinin ayrıca belirlenmesi
gerekmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Ali Hıdır Polat-Türkiye kararı, no: 61446/00, 5 Nisan
2005).
Bu çerçevede ele alındığında, Devlet Güvenlik Mahkemesi dava dosyasında yer alan unsurlar
ıꢀığında her duruꢀmada düzenli olarak «isnat edilen suçun niteliği», «kanıtların durumu»,
«dava dosyasının içeriği» gibi benzer ifadeleri yineleyerek baꢀvuranın serbest bırakılma
taleplerini reddetmiꢀ ve tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀtir. DGM, iki defa gerekçe
göstermeksizin tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀtir.
Fakat «delillerin durumu» ꢀayet suçluluğun varlığını, derecesinin ağırlığını ortaya koymaya
yetiyor ve olayların nedenlerini genel olarak açıklamaya yetiyor ise AĐHM’nin gözünde
dikkate alınacak husus budur, öte yandan tüm bunlar baꢀvuranın bu kadar uzun bir süre tutulu
bulundurulmasını meꢀru kılmamaktadır (sözü edilen Ali Hıdır Polat kararı).
Bu koꢀullar dahilinde, özellikle baꢀvuranın uzun süreli tutulu bulundurulmasında, AĐHM,
AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
II. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran yargı süresinin uzunluğu ile «makul süre» ilkesine riayet edilmediğini ve AĐHS’nin
6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca bu ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığı tespitini
yapmaktadır. Ayrıca, hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi yer almamaktadır.
Hükümet, olayların koꢀulları göz önünde bulundurulduğunda yargı sürecinin makul
olmadığının söylenemeyeceğini savunmaktadır. Davanın karmaꢀık yapısının ve baꢀvurana
isnat edilen suçların niteliğinin altını çizen Hükümet, sözkonusu sürecin uzun ve meꢀakkatli
soruꢀturmaları zorunlu kıldığını ifade etmektedir. Üstelik, tamamlayıcı iddianamenin ardından
baꢀka soruꢀturmaların yürütülmesi zorunlu olmuꢀtur. Son olarak iç hukuk mercilerine
yüklenebilecek hiçbir pasif tutum veya ihmalkârlık sözkonusu değildir.
Baꢀvuran bu sava karꢀı çıkmaktadır.
4